Sadun Boro’nun İnanılmaz Yolculuğu

Maceraya Yelken Açmak

Ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplı olsa da, belki de köklerimiz steplere dayandığından denizle aramız pek de yok. Deniz ulaşımı, deniz mutfağı gibi kavramlar hayatımızda olması gerekenden çok daha az yer kaplıyor. Hayatını denizi görmeden geçiren insan sayısı da ziyadesiyle fazla. Hem de denize kıyısı olan büyük şehirlerde bile…

Denizle bu kadar mesafeli bir ilişkisi olan bir toplumdan, on metrelik bir tekneyle dünyayı dolaşan birisinin çıkması önemli bir hikaye değildir de nedir?

Evet, dünyayı tekneyle dolaşan ilk Türk denizciden bahsediyorum; Sadun Boro…

Sadun Boro sıradan bir denizci değildi. Genç yaşından itibaren, onu dünya okyanuslarının engin bilinmeyenlerini keşfetmeye çağıran huzursuz bir ruha sahipti.

1928 yılında İstanbul’da doğan Boro’nun çocukluğu, şehrin limanlarının hareketli rıhtımlarında dolaşarak ve kendi yolculuklarına çıkabileceği günün hayalini kurarak geçti. Gençliği Caddebostan ve Marmara kıyılarında geçiyor Sadun Boro’nun.

“Caddebostan’da sandalla başladım. Ondan sonra başlayış o başlayış. Kararımı vermiştim. Aileden gelen herhangi bir denizcilik geçmişim de yok.

Eğer bir köyde doğmuş olsaydım, nasıl toprakla, doğayla, hayvanlarla büyüyeceksem onun gibi denize, Kısmet yelkenlisine, denizcilerin dünyasına doğdum. O nedenle benim için ev ‘deniz’ demek. Nerede olursam olayım, bende olan, hücrelerime sinmiş iyot kokusu…

Deniz, zihninizde ruhunuzda bin bir olasılık açan, algınızı sünger gibi emici hale getiren, hayatta gerçekten değerli ve önemli olanı öğreten, sürekli hareket halinde ve acımasız devasa bir varlık. Ona tümüyle uyum sağladığınız ansa sizi inanılmaz bir bilgelikle sarar.”

Liseden sonra, 1948’de İngiltere’ye giderek Manchester Üniversitesi’nin Tekstil Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi Boro. İlk uzun deniz macerası 1952 yılına dayanıyor.

Ling adlı 11 metrelik yelkenliyle İngiltere’den İrlanda’ya olan ilk açık deniz seyahatini bir İngiliz ile birlikte gerçekleştirdi.

“1952 yılı ocak ayı…

O zamanlar Yachting World dergisinin arka kısmında personel diye bir bölüm vardı. Mürettebat arayanlar bu bölüme ilan verirdi. İşte o ilanlardan biri hayat çizgimi değiştirdi. İlanda ‘14 tonluk bir yelken teknesinde Yeni Zelanda’ya kadar kumanyaya iştirak edecek üç kişiye ihtiyaç vardır’ yazıyordu.

Başvurdum. Yaklaşık 200 başvuru içerisinden ben seçildim. O sene İngiltere’de mektep bitmişti. İlk açıkdeniz, okyanus aşırı seyahatimi yapacaktım.

Yeni Zelanda’ya kadar gidemedik, ama Karayipler’e kadar gittik. İngiltere ve Dublin’e çıktık. Belki bu iş olmasaydı, hâlâ Marmara’da, Ege’de dolaşıyordum şu anda.”

Sadun Boro’nun dünya seyahati için yaptırdığı kendi teknesi Kısmet, 1963 yılında Salacak’ta Athar Beşpınar’ın atölyesinde kızağa kondu. Sadun Boro, Alman eşi Oda Boro ile beraber 1965’te dünya seyahatine çıktı. Onlara Kanarya Adaları’nda aldıkları ünlü kedileri Miço eşlik etti.

“Teknemin adını eşim Oda koydu. Kısmet uluslararası bir kelimedir. İngilizce’de, Fransızca’da aynı isimle geçer. Hatta Amerika’da çok ünlü Kısmet adında bir opera vardır. Tesadüfen yıllar sonra Amerika’yı gezerken, bu operanın başrol artistiyle karşılaştık. Onun da teknesinin adı Kısmet’ti. ‘Bu ismi bu operada rol aldığım için koydum’ demişti.”

22 Ağustos 1965 sabahı, Alman asıllı eşi Oda Boro ile Caddebostan’da palamarı çözerek 10.5 metrelik teknesiyle yelken açtı. O zamanlar seyahati tüm ülke Hürriyet Gazetesi’nden takip ediyordu. 16 Haziran 1968 tarihinde, 3 yıl sonra İstanbul’a döndüğünde tüm sahillerde toplanan binlerce kişi onu karşıladı.

Miço ile yolculuk

Bu seyahatte Cebelitarık Boğazı, Kanarya adaları, Karaib adaları Panama Kanalı, Endonezya, Singapur gibi birçok ülkenin denizleri aşıldı. Boro ve eşine Kanarya Adaları’nda bir de kedi katıldı. Ailesi kadar cesur bu kediye Miço adı kondu.

1980 yılından sonra Bodrum’da yaşamaya başlayan Boro 2015 yılında vefat etti.

Sadun Boro’nun 46 yıl boyunca bindiği ve yaklaşık 150 bin deniz mil yaptığı Kısmet adlı teknesi, İstanbul/Hasköy’deki eski Haliç Tersanesi’nin olduğu yerde, Rahmi Koç Müzesi’nde sergilenmekte.

Boro’nun maceracı ruhu doğayla, ama özellikle denizle barışık bir insanın hikayesi. Son dönemin teknolojik, adeta otomatik yolculuklarına pek sıcak bakmayan bir deniz insanıydı Boro.

Harita okuma, yol bulma, teknede gerekli bakımları yapma gibi konuların önemini bıkıp usanmadan anlatmıştı hayatı boyunca.

Teknemin her şeyiyle bakımıyla dahi kendim ilgilenirim. Denizde hiç kimseden hayır yoktur. Kimseden medet ummayacaksın. Denizde yaşayacaksan, kendi başının çaresine bakmayı bileceksin.”

Sadun Boro’nun açık denizlerdeki cesaret, kararlılık ve sınırları zorlama öyküsü bugün bile dünya çapında yeni keşif hayallerini beslemeye devam ediyor.

Behçet Üstün

Paylaş

Son Yazılanlar

Teknoloji şirketleri doğa dostu olabilecek mi?

Yüksek teknoloji günlük yaşamın her alanına nüfuz ediyor. Blockchain uygulamaları, kuantum bilgisayarlar ve yapay zekâyla bilişim teknolojilerinin sıçrama yaptığı bir dönemdeyiz. Bu hızlı dönüşüm müthiş

Modern Sofraların Unuttuğu Lezzet

Ramazan ayının ruhu, sadece gün boyu süren bir dinginlikte değil, akşamın yaklaşmasıyla birlikte mutfaklardan süzülen o eşsiz kokularda da gizlidir. İftar saati yaklaştıkça şehir susar,

Mavi Vatan’ın Sessiz Çığlığı

Üç tarafı denizlerle çevrili bir coğrafyanın çocuklarıyız. Bu cümle, ilkokul sıralarından itibaren zihnimize kazınan coğrafi bir bilgiden çok daha fazlasını ifade eder aslında. Bizim için

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor: Doğurganlıkta Yeni Dönem Türkiye’de doğum oranları uzun süredir devam eden düşüş eğilimini 2024’te daha da derinleştirdi. Toplam doğurganlık hızının 1,48’e gerilemesiyle

Açlık Bizi Arındırır mı?

Ramazan ayı geldi. Yine aynı tartışmalar: ‘Oruç neyi bozar, neyi bozmaz?’ Ama kimse dönüp şu soruyu sormuyor: Oruç neyi düzeltir? Bir ay boyunca aç kalıyoruz.

Ağırlama Dünyasında Dönüşüm

Antalya’nın dingin bir Şubat sabahında, NEST Kongre Merkezi’ne girdiğimde sadece bir etkinlik alanına değil, sektörün geleceğinin ilmek ilmek işlendiği canlı bir yapıya adım attığımı hissettim.

İki Damla Yaş ve Gözlerde Mahcubiyet

Dost sohbetlerimizin birinde, biraz yaşımıza dokundurmak, biraz da miskin ortamı dürtme fırsatını kaçırmayacak bir dost, ‘durduk yerde gözlerinin yaşarmasından’ yakındı. Olmadık yerde demek istedi daha