Emlak fiyatlarındaki artış barınma sorununa doğru gidiyor

Fazla söze gerek yok. Emlak piyasasındaki fiyatların akıl almaz bir biçimde artması hepimizin malumu. Kiracılar, ev sahipleri tarafından oturdukları evden çıkarılmaya çalışılıyor, 3 bin lira değeri bile olmayan evler 20 bin liraya kiraya verilmeye çalışılıyor......
Devamını oku

Üretimde yalnız olduğum günler terapi gibi

“Konfor alanından çıkıp hayallerinin peşinden gidebilmek...” Ne kadar ulaşılmaz bir fantezi gibi duruyor değil mi? Hem hayalindeki işi yapacaksın hem para kazanacaksın bu ne güzel bir rüya olmalı... Üstelik, yıllardır da bir holdingde yönetici olarak...
Devamını oku

Gönül Hanım’ın bir günü

Evlerin bütün hallerini ısrarla sıradanlaştıran, odalardaki her ayrıntıyı değişimden uzak tutmayı başarmış adımlar, gün boyu  ‘geçmişin ruhu’ denilen algıyı titizlikle denetler. Gözün gördüğü apaçık bir eserdir; her gün defalarca santim santim çekilen perdeleri ile sanki...
Devamını oku

ABD’de binlerce kişi “kürtaj hakkı” için sokakta

Dünyanın pek çok ülkesinde kürtajın yasal olarak kabul edilmesi hep sorunlu ve uzun mücadeleler sonucu hayata geçti. Özellikle dini liderlerin karşı çıkışıyla birlikte kadınların en doğal hakkı olan kürtaj ciddi şekilde cezalandırılan bir uygulama haline...
Devamını oku

Kanser taraması ile doğru zamanda teşhis

Yapılan araştırmalara göre her yıl yaklaşık 200 bin kişi kanser tanısı alıyor. Ülkemizde ise kalp ve damar hastalıkları ile birlikte kanser hayati risk oluşturan sağlık sorunlarının başında geliyor. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu biliniyor. Tütün...
Devamını oku

Yıldız Alpar: Baleyi sadece sevmedim, tutsak oldum

82 yaşına kadar bale dersi verdi

1953 yılında Türkiye’nin ilk özel bale okulunu Sıraselviler’de açan Yıldız Alpar, 1965 yılında bu okulu Kadıköy’e, bir Rum vakfının sineması olan binaya taşıdı. 90 yaşındaki sanatçı , 82 yaşında geçirdiği beyin kanamasına kadar bu okulda ders vermeyi sürdürdü ancak, hastalığı dolayısıyla okulunu öğrencilerine hediye etti. Şişli’nin önemli simalarından biri olan ve şimdilerde sanatçı olarak pek hatırlanmadığını söyleyen Alpar ile hayatını ve baleyi konuştuk. 

50 yıl önce sanata ilgi olağanüstüydü

54 yıldır Kadıköy’de hizmet veren okulda yüzlerce öğrenci yetiştiren Alpar, o zamanlar sanata olan ilgi ile şimdiki durumun farkını ise şöyle anlatıyor: “O zaman sanata ilgi fevkaladeydi. Ortam çok yaratıcıydı. Mesela ben, Makber ve Bakmıyor çeşm-i siyah ile bale yaptım. İspanyollar flamenkoda nasıl naralanıyorsa benim de naralarım, bozlaklarım vardı. Yunuz Emre’nin, Aşık Veysel’in eserlerini sahnele taşıdık. En çok yurt dışından ilgi gördüm.” 

Nasıl başladınız baleye?

Benim babam sanatkar ruhlu bir adamdı. Sabahları Rahmaninov’la uyanırdım. Sanırım3-4 yaşlarındaydım. Ve ilerleyen zaman içinde dedem öldü, dedemden bize miras kaldı. O parayla bana piyano, abime keman, anneme kürk palto alındı. Ben Dame de Sion’a kayıt edildim ama sonra paramız olmadığı için devam edemedim. Konservatuvarda piyano bölümüne giderken Lydia Krassa Arzumanova diye bir Rus bale hocası geldi. Piyano hocam da Rana Erksan’dı. Stüdyoda bale dersleri başlamıştı ve ben de gidiyorum dedim. Vücudum baleye çok müsait değildi ama zekamla aferin alıyordum. Madam Arzumanova konservatuvarın stüdyosunu beğenmedi ve Eminönü halk evine gitti. 

Fransız Konsolosluğu fark etti

Oradan Beyoğlu Halk Evi derken, Fransız Konsolosluğu beni fark etmiş. Fransız Konsolosluğu Kültür Ateşeliği’nce değerlendirildim ve tanınan özel bursla Fransa’ya gittim. Paris Opera ve Balesi’nde o tarihte açılan yüksek ihtisas bale kurslarına devam ederek başarı ile mezun oldum. İlk defa böyle bir şey veriyorlarmış. Beni çok beğendiler; iyi bale yapıyorum, akıllıyım ve çok doğru yapıyorum diye. Paris’te her hafta beni davet ettiler gösterilere. Temsillerini seyrettim ve onların çalışmalarında bulundum. Sonra dedim ki ben burada hiç olurum. Bizim memlekete gideyim de bir işe yarayayım. 22 yaşındaydım İstanbul’a geldim. Bale okulu açacağım dedim. Herkes şaşırdı, kimse bilmiyordu. 

Sonra Haldun Dormen, gel burada tiyatro yap dedi. Oynayamadım ama yaptım. Ödül de aldım.  

Dans edecek mekan yok

Yani benim zamanımda bale çok iyiydi ama artık içi boşaldı. sahne yok zaten. Süreyya Operası var ama orada balerin atlayacak, atlayamıyor. Adaleler sıkışıyor. Yine de yapmaya çalışıyorlar. Maaşlar ise komedi. La Bohem operasında vardır. Adam orada yaptığı resimleri yakar ısınmak için. Bunun gibi durum artık.”

Sanatçılar hayatlarını nasıl sürdürüyor

Kimse parayı biriktiremiyor biz karı koca yüz senedir çalıştık. 50 sene o, 50 sene ben. Eşimi 82 yaşında kaybettik. Ben yalnız kaldım. Yaşlılık çok kötü. Herkese iyiyim desem de emaneten yaşıyorsunuz. Şu anda ben yürüseydim halim başka türlü olurdu. Yürüyorum ama yeterli değil. Beyin kanaması geçirdim toparladım, şimdi dimdik duruyorum ama o kadar. 
Sanatçıların çoğu kredi borçlusu. Emekli maaşları çok düşük. Kimi bale dersi, kimi yoga dersi veriyor.”

Füsun SAKA

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: