Çünkü ben aşığım biliyor musunuz?

Miyavlarım ben bizimkinin gözlerinin içine bakarak. Ona göre o bakışlar, bir kedinin değil de bir filozofun derin ve anlamlı bakışları. Uzun’a göre de “yemek ver kadın” bakışı. Bizimki usul usul yemeği koyar önüme. İşte o...
Devamını oku

AB’den kadın yöneticiler lehine karar

Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinde şirket yöneticilerinin en az yüzde 33'ünün kadınlardan oluşmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Şirket yöneticilerinin yüzde 33'ü kadın olacak Buna göre, şirketler, yönetici kadrolarının en az yüzde...
Devamını oku

Sanatseverlerin buluşma noktası CRR

Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni Murat Cem Orhan, CRR’yi sadece bir konser salonu değil, sanatın farklı disiplinlerinin yer aldığı sanat eğitiminin de verildiği bir kültür sanat merkezine dönüştürme hedefinden 2023 itibarıyla yer...
Devamını oku

Sağlık turizmi iştah kabartıyor

  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. A. Murat Emanetoğlu, muayenehane sahibi doktorların özel hastanelere bağlı çalışmasını zorunlu kılan yönetmeliğin doktorların çalışma hakkına ve hastaların doktor seçme özgürlüğüne müdahale olduğunu söylüyor. Devlet sağlık turizminden...
Devamını oku

İlham verici oyun Fosforlu Cevriye

İBB Şehir Tiyatroları’nın yeni sezonda öne çıkan oyunlarından birisi de Gülriz Sururi’nin uyarladığı Suat Derviş’in kaleme aldığı Fosforlu Cevriye geçen hafta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluştu. Oyunun yönetmeni Yelda Baskın ve dramaturgu Gökhan Aktemur...
Devamını oku

14 Mart 1953. Tokatlıyan’dan bugüne

14 Mart bizim bayramımızdı

 

Ne yazık ki, bugün 14 Mart için, Tıp Bayramı dememiz çok zor. Dr. Murat Emanetoğlu’nun da çok güzel ifade ettiği gibi, pandemi döneminde kaybettiğimiz meslektaşlarımızı büyük bir acıyla anıyorum. Bugün hekimlerin çalışma koşullarında ve bu şartlarda kutlama olsa bile, artık içimizden gelmiyor.

Oysa benim öğrencilik yıllarımda, 14 Mart hocalarımızla birlikte eğlendiğimiz, özellikle onlarla dans etme fırsatı yakaladığımız bir gündü. Lüks otellerin salonlarında muhteşem bir kutlamaya hazırlanırdık. Ne giyeceğimizi bir hafta önceden aramızda konuşmaya başlardık. 14 Mart bizim bayramımızdı.

İstiklal Caddesi’nde Tokatlıyan Oteli’nde kutladık

Mezuniyet senemizde Tıp Bayramımızı İstiklal Caddesi’nde Tokatlıyan Oteli’nde kutladık. O yıllardan beri hiç bağımızın kopmadığı sınıf arkadaşım Dr. Zeyyat Parman, o günü hep şöyle anlatır; “o zamanlar Tokatlıyan İstanbul’un Pera Palas’tan sonra en büyük oteli. Biz damsız 8-10 kişiyi otel kutlamanın yapıldığı salona alınmamış, balkon kısmına yerleştirilmiştik. Genç doktorlar olarak paramız yetmez diye, biz de birkaç arkadaş o kutlamayı Çiçek Pasajı’nda içkimizi içerek önceden yapmış ve otelin damsızlar grubu olarak bizi aldığı balkonda kutlama tam olsun diye, “Selamlık” tabelamızı da asmıştık.”

İçim buruk, pandemi dönemine denk gelen bir 14 Mart. Üstelik sokağa çıkma yasağının olduğu bir günde sadece telefonlarla avunacağım.

Üniversite yıllarımın güzel anıları arasında, eski albümleri karıştırdım. 1953 mezunları olarak hazırladığımız Stajyerler Albümündeki fotoğraflara baktım. Yıl 1953 olduğu için, ilk sayfalarda Tıp Fakültesi Diploma Yemini, İstanbul’un Fethi ve Üniversitenin Kuruluşunun 500. Yıldönümü olduğunu anlatan Fatih Sultan Mehmet’in fotoğrafı yer alıyordu.  Fotoğrafın altında yer alan yazı şöyle başlıyordu; “500 yıl önce genç Türk hükümdarı II. Sultan Mehmet, azimli çalışmalarının semeresini İstanbul’u zaptetmekle almış bulunuyordu. İstanbul’un zaptı, bir cihangirin günlük heveslerinden doğan gaile değil, tarihi bir zaruretti.” Devam eden satırlarda fethin ilk günlerinde Ayasofya ve Zeyrek’te yüksek öğrenime başlandığından söz ediliyor. Ve o dönemde kurulan Tıp medreseleriyle Türk Üniversitesi böylece kurulmuş oldu diye devam eden satırlarda biz, 1953 mezunlarından da şöyle söz ediyor; “Mezuniyetimizin milli mefahirimizde parlak bir köşe olduğu kadar, insanlık tarihinde de sayılı örnek hareketlerden birini teşkil eden, İstanbul Fethi’nin 500. yıldönümüne rastlamasından cidden bahtiyarız.” Evet, duygular bu şekilde ifade edilmiş, gerçekten de, o dönemin mezunları olarak farklı olduğumuzu düşünüyorum. Bunu başka bir yazımda anlatmak istiyorum.

Keşke kutlanacak bir 14 Mart olsaydı…

Aslında 1953 mezunları olarak, 30. Yıl ve 50.yıl albümlerini de yaptık. Bilmiyorum, 70. Yıl albümünü hazırlamak kime kısmet olacak.

Tabii ki, hazırlanan her albüm bizim için çok daha hüzünlü oluyor. 30. yıl albümünde 35 arkadaşımız, 50.yıl albümünde de 120 arkadaşımızın aramızdan ayrıldı.

Yaşadığımız güzel anlar, biriktirdiğimiz anılar ve en önemlisi çok severek büyük bir fedakârlıkla yaptığımız mesleğimizde yine bir 14 Mart. Arkadaşlarımın çoğu yanımda değil, ne Tokatlıyan var, ne de o kutlamalar. Sadece albümlerde kalan fotoğraflar var.

Bu özel günü albümümüzdeki diploma yemininden alıntı yaparak noktalamak istiyorum.

“Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda hayatımı insanlık hizmetine vakfedeceğimi alanen ve resmen taahhüt ediyorum.

Hastamın sağlığını baş kaygum olarak telakki edeceğim.

Kendini bana tevdi eden kimsenin sırrını muhafaza edeceğim.

İnsan hayatına, ana karnına düştüğü andan itibaren mutlak bir surette hürmet edeceğim.”

Keşke kutlanacak bir 14 Mart olsaydı…

Dr. Mürüvvet Türkili

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: