Beni Sayın Ahmet Necdet Sezer’e götür

Son yıllarda en büyük hayalimdi Sayın Ahmet Necdet Sezer’le görüşmek. Kendisinin sosyal medyada görülmekten çok hoşlanmadığını bilerek, sadece mutluluğumu paylaşmak ve ona olan hayranlığımı bir kez daha belirtmek amacıyla yazıyorum. Onun Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Silifke...
Devamını oku

Eylül ve Buca Cezaevi’nde zaman

Eylülden Sonra Buca Hapishanesinin önü akan zaman, arkası yokuş, uzağında bir dağ. İçinde çırpınan bedenleri yaşamdan çekip koparan koca bir ağ. Terli, tuzlu, tutsak bedenleri ile geride bıraktık onları, Gemiler ve koşular dolusu yitirdik birbirimizi,...
Devamını oku

Artois Cadde’nin müdavimi olacaksınız

Kadıköy Caddebostan'da açılan yepyeni bir mekan'daydım geçen hafta. Artois Cadde'nin girişimcisi Şeyma Yıldız, ünlü şef Hazer Amani ve yakın dostlarımızla birlikte upuzun bir sohbet eşliğinde oturduk. Hazer Amani'nin müthiş lezzetlerini tadarken bir yandan da mekanı...
Devamını oku

Marcel Proust’u anlatan gece

Bu haftaki yazımda sizlere  23 Kasım Çarşamba günü, Galatasaray ‘daki Fransız Sarayı içinde yer alan Albert Gabriel salonunda yapılan anlamlı bir etkinlikten bahsedeceğim. Etkinliği düzenleyen kurum, Yönetim Kurulunda benim de yer aldığım “Association  Culturelle Turquie-France”  yani...
Devamını oku

Koşmak piyano çalmak gibi değil

Koşmak deyince aklınızda ne kadar bir mesafe beliriyor? 5 km mi? 10 mu? 20 mi? Uzun mesafe koşusu desem aklınıza ne gelir? Yarı maraton mesafesi olan 21 km mi, maraton mesafesi olan 42 km mi?...
Devamını oku

Beethoven’ı nasıl anlamalı?

Fırat Kutluk, Beethoven’ın yaşamını sadece sanatçı yönüyle değil dönemin atmosferini harmanlayarak, Beethoven’ın insan yönünü de dönemin tanıklıklarıyla anlatıyor. Kutluk eserinde klasik müzik üzerine düşündürmeyi de ihmal etmiyor.

Sanatçıların yaşamlarını kaleme almak için bir zaman çizgisine bağlı kalmak yeterli değil. Eğer yazar, sanatçının hayranıysa öncelikle hayranlık hissini bir kenara bırakması yazacağı sanatçının yaşadığı dönemin atmosferini de eserde verebilmesi lazım.

“İnsan” Beethoven

Fırat Kutluk’un H2O Kitap’tan çıkan Beethoven kitabı, belli kalıplar içerisinde sıkışmadan ünlü bestecinin yaşamını okuyucuya sunuyor. Kutluk kitabın ilk bölümünde Birey Olarak Besteci’yi işlerken “romantik ve tanrısal atıfları” bir kenara bırakıyor ve Beethoven’ın dönemindeki diğer bestecilerden daha bilinir olmasını şu şekilde açıklıyor: “Beethoven’in Mozart’tan daha çok bahsedilmesinin sebebi müzik konusundaki uygulamalı çalışmalarıdır”.

Yazar diğer sanatçılardan da örnekler vermeyi ihmal etmiyor; Schumann’ın müzik yayıncılığını, Wagner’in de yazdığı kitap ve makalelere değiniyor. Kutluk bir yandan da Avrupa’nın aydınlanma ve özgürlük kavramlarının doğuşunu anlatıyor bir yandan da günümüzün anormallerinin Antik Yunan’da nasıl normal sayıldığını da örneklerle açıklayarak “üstün Avrupa” anlayışının kökenlerini sorguluyor.

Fırtınada Doğan Besteci

Almanya’da doğan aydınlanma düşüncesinin etkilerini yine Almanya’da doğan bir edebiyat akımı olan Sturm ve Drang (Fırtına ve Atılım/Fırtıa ve Şiddet) içinde 1770 yılında Beethoven dünyaya geliyor. Bu ‘fırtına’nın içinde doğan bestecimiz sanatçı olmanın geçer akçe sayıldığı bir ortamda dünyaya gelmiş. Sadece aristokrat ve sarayla sınırlı olan müzik orta sınıfın da ilgi alanına girince müzik yayıncılığı da yaygınlaşarak bestecilerin tanınmasını sağlamış.

Kutluk bu dönemi anlatırken Beethoven’ı müzik tarihinin en baskın ismi olarak tanımlıyor. Bu tabiri kullanırken de bestecinin yaşadığı çağın “Beethoven Çağı” olarak adlandırıldığını da ekliyor: “Beethoven şanslı bir dönemde yaşamıştır denebilir. Klasisizm ve romantisizm arasında bir köprü olması da şanstır. Goethe, ‘Ben on sekizindeyken Almanya da on sekizindeydi” demiş. Bu durum Beethoven için de geçerliydi”.

 Furtwangler şefliğinde Berlin Filarmoni Orkestrası Hitler için düzenlenen Beethoven dinletisinde.
Furtwangler şefliğinde Berlin Filarmoni Orkestrası Hitler için düzenlenen Beethoven dinletisinde.

Sanatçının Politik Yönü

Sanatçının politik tavır edinmesi sadece günümüze özgü bir özellik değil. Değişimler ve devrimler çağında doğmuş olan Beethoven’ın da politik bir tavrı ve dünya görüşü vardı. Kitapta yer verilen mektupta Beethoven’ın hükümdarların insanlara emirler ve ünvanlar verebildiklerini ama büyük insan yaratamadıklarını söyler. Bunu söylerken de çağdaşı olan Goethe’nin kendinin değerini fark etmemekle suçlar.

Öteki yandan da kitapta her iki sanatçının da birbirlerini sanatsal açıdan takdir ettikleri ama kişisel olarak birbirlerinden hoşlanmadıkları da anekdotlarla sunuluyor. Bu da Beethoven’ın alışılagelinen efsane besteci yönüyle değil “insan besteci” olarak tanımamıza yardımcı oluyor. Yaşadığı dönemde eserleri diğer sanatçılar tarafından merakla beklenen bestecinin ölümünden sonra farklı siyasi akımlar tarafından ele alınması da kaçınılmazdı.

Weimar Dönemi’nde kurulan Komünist Parti Beethoven’ı aristokrasiden ayrı tutarak eserlerinin sınıf kavgasına uygun olduğunu ve sanatçının gerçek bir demokrat olduğunu savunmuş. Engels’ın Beethoven ile ilgili çalışmalarının olmasını da bu kitap sayesinde öğreniyoruz. “Demokrat Beethoven”in Naziler tarafından “Aryan Beethoven” olarak yorumlanması ise iktidarların sanatçıları propaganda amaçlı kullanmasına oldukça ilginç bir örnek.

1937 yılında Beethoven’ın 110. Yaşının Hitler ile özdeşleştirilerek “güçlü iradesi ve kararlılığı, müziğindeki cesur öğeler ve mutluluk veren yapısıyla müzik dünyasını fetheden Führer’e benzer kişilik” olarak tanımlanması da iktidarların sanatı şekillendirme çabalarının uç örneklerinden birisi. Daha önce Bonaparte ve Bismarck’a adanan 3. Senfoni ise bu sefer Hitler’e adanarak geçmişin büyük müzik dehası “nazizim ile kutsanır”. Bir yandan Hitler’in de bir Beethoven hayranı olması ve buna dair anlatılar da kitabın ilgi çeken noktalarından.

Fırat Kutluk’un Beethoven’ini okuduktan sonra Beethoven’in eserlerini daha iyi anlayacaksınız, kendi Beethoven’ınızı keşfederek…

Beethoven

Fırat Kutluk

H2O Kitap

130 Sayfa

Ahmet Çağatay Bayraktar

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: