İzmir’e özlem duymak nasıl bir duygudur?

Karşı kıyılara bakarız, ne varsa oralarda, uzun uzun, bıkmadan, zamanın nasıl geçtiğine aldırmadan. Yitirdiklerimiz bir süre daha beklemektedir sanki, anıların göç yolunda bir duraktır karşı kıyı. Sesler ve görüntülerin ritmi bir masal anlatıcısını beklemektedir. Çalkalanan...
Devamını oku

Bir botun içinden “Tekinsiz Deniz”e bakış

Fotoğraf sanatçısı, küratör, masal çözümleyicisi Coşar Kulaksız’ın 14 Eylül'de açılan “Tekinsiz Deniz” isimli sergisi, Faar Art Galeri’de 15 Ekim gününe kadar açık kalacak. Ege Denizi'nin kuzeyinde bir botun içinden çekilen 14 fotoğraftan oluşan sergi üzerine...
Devamını oku

İplikle tablolar oluşturmak hoşuma gitti

Sanat ve doğa Gül Bolulu’nun hayatının özeti diyebiliriz. Son kişisel sergisi ‘Masal Bu Ya’ üzerine konuştuğumuz Bolulu, çocukluğunun Gemlik’te doğanın içinde geçtiğini ve resim yapmaya lisede başladığını söylüyor. Sanat maceranız nasıl başladı? Her şey doğayla...
Devamını oku

Herkes yerine yerleşsin, bi gazete okusun

Nihayet evde toplanmaya başlarız Şöyle gerine gerine bir yazayım dedim. Hava bugün biraz serinledi ya. Bende aldı mı bir sevinç. Malumunuz hem göbek, hem tüyler, hem sıcak pek çekilmiyor bizim için de. Ama ben şu...
Devamını oku

Şef Ottolenghi’den Orta Doğu tatları

Son günlerde Avrupa’da çok ünlü İsrail’li bir şef var, Ottolenghi. Yemekleri tanıdık, kullandığı ürünlere ise hiç yabancı değiliz. Başlangıç 1990 olmalı. Çalıştığım yabacı firmadaki işim  icabı sık sık  Avrupa’ya gidiyorum. Özellikle Fransa, Belçika ve İsviçre....
Devamını oku

“CENETTİN TERCÜMESİ, LOKANTALAR VE BİLİNMEYENE YOLCULUK”

Matbaanın icadı, bilginin saklanması, çoğaltılması ve muhatabının erişim gücünü üçüncü bir devrim ile eşi benzeri görülmemiş bir düzeye yükseltti. Salt bilginin servis edilişini sekülerleştirdi ve böylece o güne dek bilinenlerin sorgulanabilme pratiğine zemin teşkil etti.

Kilise otoritesinin eleğinden bir nebze de olsa kurtulan bilgiye bu hürriyeti veren aygıt, tarihte otoritenin sınırlarını sorgulayan her icat, fikir ve hareketin kaderine mahkum edilerek şeytanlaştırıldı. Bu, aslına bakıldığında kadim yaradılış imgelerinde tasvir edilen, “bilgelik ağacının yasak meyvasını” bakir bir aklın merak havzasına fısıldayan, sonradan bilimin en hayati dallarından tıbbın da sembolü halini alacak olan  yılanın, şeytani vasıflarla özdeşleştirilmesi ile ne denli benzerlikler taşımaktadır… İnsan zihninin önüne geçilemez bir merak ve keşif duygusu ile sınırları sorgulaması kadar insani pek az entellektüel faaliyet vardır; zira bu pratikten felsefe ve bilim, sanatın her türü ile medeniyet doğmuştur.

Sorgulanabilirliğin yaygınlaşması

Matbaa, yalnızca dini, bilimsel ve kültürel bilgiye erişimi artırmakla kalmamış, aynı zamanda gündeliğe yönelik eleştirinin de uzamını genişletmiştir. Sivil habercilik anlayışı, en azından toplumların belli bir kesiminin otoritelerin karar alma mekanizmaları hakkında güncel kalmalarını, böylece etki alanlarına endeksli eleştiri geliştirebilmelerini kolaylaştırmıştır. Sorgulanabilirliğin yaygınlaşması, bu eylemin okur-yazar tüccarlar ve oportünist kanaat önderleri eliyle toplumun daha geniş katmanlarına ulaşmasına vesile olmuştur.

Aşılan denizaşırı mesafeler

Bu sırada büyük bir hareketlenme daha olmuş, aşılması hayal dahi edilemeyen denizaşırı mesafeler aşılmaya başlanmıştır. Bilinmeyene yolculuk yalnızca bir çaresizliğin sonucu değildir. Merak ve keşfetme arzusu ile şartların sunduğu cazip vaatler bir araya gelmiş, eski dünya kendi kadar eski olmasına rağmen  yine kendi tabiri ile “yeni ve bereketli bir dünya” ile tanışmıştır. Bu topraklar arasında gerçekleştirilen çeşitli kaynakların taşınması da yeni bir sınıfın temellerini oluşturacaktır. Sayısız kez gerçekleştirilen seferler, daha önceleri vaaz edilenlerin hakikat değerini sorgulatacak kanıtlarla karşı karşıya getirmiştir sivil aklı. Bilinen dünyanın ötesinde bir varoluşun keşfi yalnızca ticareti ve siyasette, bilim ve teknolojide gelişmeyi değil, aynı zamanda felsefi düzlemde  hakikat kabul edilenin saydamlaşmasını da beraberinde getirmiştir.

Değişen siyasi ve iktisadi normlar

Bir süredir topraktan gelen gücün yerini almaya başlayan değerli maden, baharat ve kumaşların, şeker ve tütünün bir merkezden diğerine takası faaliyetleri üzerine iktisadi güç geliştiren tüccarların, meşruiyetlerini Tanrı, toprak ve kandan alan derebeyleri ile giriştikleri iktidar mücadeleleri, bir müddet sonra  ticaretin yanına eklemlenen üretim gücünün de desteği ile, kitleleri mobilize ederek kadim kralları ve imparatorları yerle yeksan edecek, seküler ve sivil elitlerin sınır tanımaz bir azimle, artarak güçlenen sorgulama pratiklerinden beslenen halk hareketleri, siyasi ve iktisadi normları tümüyle değiştirecektir.

Modern dünya matbaanın eseridir

Varlık temellerini kadim ve göksel olana dayandıran geleneksel otoritenin giderek zayıflaması sonucu, onlar kadar okur-yazar, onlar kadar etkin bir sınıf halini alan tüccarlar bu otorite boşluğunu doldurmaya başlamıştır. Devletler artık topraktan değil, madene endeksli senetlerle finanse edilir olmuştur. Tüm bu gelişmeler, birçok katmanla açıklanabilirse de, bilgiye erişimin sekülerleşmesinin yeni ve etkin sınıflar doğurduğu yadsınamaz bir gerçektir. Böylece modern dünyayı şekillendiren eğilimlerin büyük bir kısmı matbaanın da eseridir diyebiliriz. Hammadde kaynaklarının artması bir üretim çokluğu ile devam etmiş, üretim ihtiyacının fazlalığı ile teknoloji geliştirmek gerekmiş, kitleler kırsaldan kentlere taşınır olmuş ve “şehirli” gelenek ilk ihtiyaçlarını belirlemeye başlamıştır.

Kültürel faaliyetlerin gelişimi

Sokaklar ve meydanlar, sosyalleşme gereksinimleriyle yeni bir mimarinin doğmasına, kentlilerin yeni keşfettikleri ihtiyaçları, çeşitli açlıklara çare bulunmasına sebebiyet vermiştir. Bu açlıkların başında da kültürel faaliyetler gelmektedir. Şehri şehir yapan yegane unsur da bu faaliyetlere erişimdir. Peki bu faaliyetler neden gereklidir? Şehirlilerin ticari ve mahrem hayatından geri kalan zamanlar kamusal alanlarda var oldukları artık zamanlara dönüşmüştür. Benzer gereksinimleri karşılamak isteyen şehirliler çeşitli araçlar ve yöntemlerle bu ihtiyaçlarını giderebilecekleri merkezlerde toplanır ve artık zamanlarını eğilimleri doğrultusunda değerlendirirler.

Seküler kamusallığın sonucu gelişen lokantalar

Tiyatro ve müzik gösterileri artık çıkış noktaları olan ayinsel temellerinden sıyrılarak seküler yaratılar haline gelmiş ve seküler bir disiplin olan şehirliliğin artık zamanlarını dolduran birer bilgilenme ve politize olma faaliyetine evrilmiştir. Tarihte ilk defa, bugün tecrübe ettiğimiz manada lokantalar ve kafeteryalar yine seküler kamusallığın bir sonucu olarak bu tarihlerde ortaya çıkmıştır.

Kentlilerin bir araya gelip artık zamanlarını değerlendirdikleri bu alanlarda bugün çeşitli matbuatın bulunması da tesadüf değildir elbet; zira kentliler bir araya geldiklerinde güncelliklerini tazeleyecek bir iletişime girerler. Gündeme ilişkin konular hakkında fikir alışverişinde bulunurlar. Bu etkileşim siyasi ve iktisadi sonuçlar doğuran tohumlardır. Kitlelerin lokomotifi olan kentli elitlerin birbirleri ile yakın temasta olacak ortamlarda bulunmaları bu nedenle otoriteler için denetlenmesi gereken bir unsurlar olmuştur. Bilginin edinilip servis edilmesini sağlayan yazar-çizerleri denetlemek adeta bir görev halini almıştır. Bugüne de büyük ölçüde ışık tutan 19. asır ve 20. asrın başları, bilginin el değiştirmesinin bir sonucu olarak bu sefer seküler güç odakları arasında cereyan edecek siyasi çatışmalara meydan veren bir çağ olacak, geleneksel otoritelerin aidiyetlerle sınırlanarak kimi yerde sembol olarak sürdürüldüğü kimi yerde ise tamamen silinip atıldığı bir döneme geçilecektir.

Bilginin üretilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında bir sonraki aşama günümüz toplumuna geçişte bilişim teknolojilerinin geliştirilmesi ile kitlesel aydınlanmanın ve cahilleşmenin önünü açacak olan yeni eğilimleri içermektedir.

Yazı dizisinin son kısmında tekrar buluşmak üzere,

Esenlikler dilerim…

Eren NOYAN
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: