Çünkü ben aşığım biliyor musunuz?

Miyavlarım ben bizimkinin gözlerinin içine bakarak. Ona göre o bakışlar, bir kedinin değil de bir filozofun derin ve anlamlı bakışları. Uzun’a göre de “yemek ver kadın” bakışı. Bizimki usul usul yemeği koyar önüme. İşte o...
Devamını oku

AB’den kadın yöneticiler lehine karar

Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinde şirket yöneticilerinin en az yüzde 33'ünün kadınlardan oluşmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Şirket yöneticilerinin yüzde 33'ü kadın olacak Buna göre, şirketler, yönetici kadrolarının en az yüzde...
Devamını oku

Sanatseverlerin buluşma noktası CRR

Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni Murat Cem Orhan, CRR’yi sadece bir konser salonu değil, sanatın farklı disiplinlerinin yer aldığı sanat eğitiminin de verildiği bir kültür sanat merkezine dönüştürme hedefinden 2023 itibarıyla yer...
Devamını oku

Sağlık turizmi iştah kabartıyor

  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. A. Murat Emanetoğlu, muayenehane sahibi doktorların özel hastanelere bağlı çalışmasını zorunlu kılan yönetmeliğin doktorların çalışma hakkına ve hastaların doktor seçme özgürlüğüne müdahale olduğunu söylüyor. Devlet sağlık turizminden...
Devamını oku

İlham verici oyun Fosforlu Cevriye

İBB Şehir Tiyatroları’nın yeni sezonda öne çıkan oyunlarından birisi de Gülriz Sururi’nin uyarladığı Suat Derviş’in kaleme aldığı Fosforlu Cevriye geçen hafta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluştu. Oyunun yönetmeni Yelda Baskın ve dramaturgu Gökhan Aktemur...
Devamını oku

COVID’in Şiddeti Genlerimizde Saklı

Bir seneyi aşkın bir süredir ne olduğunu tam da anlayamadığımız bir illetle boğuşuyor bütün insanlık. SARS yani Şiddetli Akut Solunum Yetmezliği Sendromu virüs ailesinden 2019 yılında Çin’de bir grup insanda ortaya çıktığı için SARS-CoV-19 adı verilen bu virüs bütün insanlığın gidişatını değiştirdi. Günlük yaşantımız tamamen sekteye uğrarken, alışkanlıklarımız ve geleceğe bakışımız bile değişti.  Bu güne kadar 100 milyondan fazla kişi bu virüsle hastalanırken, 2.5 milyon civarında insan hayatını kaybetti.

Öncelikle ne olduğunu, hastalığın detaylarını anlamaya çalıştık. E tabi etkenin tam olarak ne olduğunu bilmeyince tedaviyi de bulgulara göre yönlendirdik. Virüslere yönelik, parazitlere yönelik, bakterilere yönelik bir sürü ilaç denendi dünyanın dört bir yanında. Kimi faydalıydı, kimi etkisiz bulundu sonradan. Ama ölümler ve hastalığın şiddetli geçirilmesi bazı kişilerde önlenemedi. Bazı aileler tamamen ayakta geçirirken, bazı ailelerde ölümler daha sık görüldü. Hatta aynı ailede bireyler arasında farklılıklar fark edildi; bir kardeş solunum yetmezliği nedeniyle ölürken, diğeri yoğun bakıma bile girmeden atlatıverdi hastalığı. Kısacası hastalığın şiddeti ile ilgili kişisel farklılıklar çok fazlaydı.

Peki genetik bilimi, hastalıkların neresinde?

Globalleşen dünyada en önemli bilimlerden biri haline geldi genetik bilimi. Gün geçmiyor ki yeni bir gelişmeyi, yeni bir yöntemi duymayalım.  Kısırlıktan kansere, zeka geriliğinden otizme, kas hastalıklarından solunum ve kalp hastalıklarına… kadar hemen her alanda  DNA’mızı etkileyen değişiklikler hastalıklara sebep oluyor. Bunun yanında DNA’daki bazı basit değişiklikler ise hastalıklara direkt neden olmazken bazı hastalıkların görülme riskini artırıyor. Bunlara da polimorfizm diyoruz.

Covid-19 ortaya çıktığından beri bazı hastalıkları taşıyan kişilerde, bazı yaş gruplarında, bazı toplumlarda daha sık ve daha şiddetli geçirildiğini biliyoruz. Ölüme en çok neden olan faktörler arasında ileri yaş, solunum sistemi hastalıkları, obezite, diyabet, ve hipertansiyon başta geliyor. Buradan yola çıkılarak, bilim insanları kişisel farklılıkların bu hastalığı daha şiddetli geçirmemiz için bir faktör olabileceğini düşündü.

Mutasyon taşıyan kişiler Covid-19’u daha yoğun geçiriyor

Yapılan çalışmalar gösterdi ki; bazı genlerde mutasyon taşıyan kişiler taşımayanlara göre Covid-19 hastalığını daha şiddetli geçiriyordu. Bu düşünceyle risk faktörü olmayan (obezite, diyabet, ieri yaş vs) ve içinde Türkiye’den de örneklerin bulunduğu COVID-19 u yoğun bakımda geçiren 659 pnömonili ağır hasta, belirtisiz ya da hafif semptomlarla geçiren 534 hasta ile genetik açıdan kıyaslandı. Bu kişilerde tüm genom analizi yapıldı. Yani DNA’nın bütün bölümleri incelendi.

Sonuçta görüldü ki; yaşları 17 ile 77 arasında bulunan COVID’i şiddetli geçiren 23 hastada bazı genlerde bulunan mutasyonlar hastalığı hafif atlatanlarda bulunmuyordu.  “Tip 1 İnterferon yolağı” denen bu yolakta bulunan genler (merak edenler için; TLR3 (Toll like Receptor 3, IRF7 (Interferon regulatory factor 7) ve IRF 9 (Interferon regulatory factor 9)  bizim doğuştan ve sonradan kazanılan bağışıklığımızda önemli rol oynamakta. Ayrıca vücudumuzun virüsle savaşmasında ve onu vücudumuzdan temizlemede  görevli. Bağışıklık sisteminin bu kadar önemli bir parçasında meydana gelen bu fonksiyon kaybı, doğal olarak kişinin yeterince güçlü bir şekilde  virüsle savaşamamasıyla sonuçlanmakta ve hastalık normal seyrinden daha şiddetli geçmekte.

Kısaca;

Genetiğiniz sağlamsa hastalık hafif atlatılıyor…

Peki bunu bilmek ne işimize yarayacak?

Her ne kadar Covid yatkınlık testleri rutin uygulamada bulunmasa da bazı özel merkezlerde bu genler test edilebilmekte.

Şu an için bozuk genleri düzeltemesek de, mutasyon taşıyan kişiler, korunma ve dezenfeksiyon açısından daha katı önlemler almalı ve belki de aşılamada bu kişilere öncelik tanınmalı. Ayrıca eğer bu kişiler Covid’e yakalanırsa mutasyon durumunu doktoruyla mutlaka paylaşmalı ve hasta için daha yoğun ve dikkatli tedavi protokolleri uygulanmalı.

İnsan Genom Projesi 2003 yılında tamamlandığında bir kişinin tüm DNA’sını dizilemek 13 yıl sürmüştü.  Şimdi ise San Diego Pediatrik Merkezinden Dr. Kingsmore ve ekibi bu işi 19.5 saatlik bir sürede tamamlayarak Guinesse Rekorlar Kitabı’na girdi.

Gelişimi hayal edebiliyor musunuz?http://www.memorial.com.tr/dostorlar/s-yesim-ozdemir

Dr. Yeşim Özdemir

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: