Çünkü ben aşığım biliyor musunuz?

Miyavlarım ben bizimkinin gözlerinin içine bakarak. Ona göre o bakışlar, bir kedinin değil de bir filozofun derin ve anlamlı bakışları. Uzun’a göre de “yemek ver kadın” bakışı. Bizimki usul usul yemeği koyar önüme. İşte o...
Devamını oku

AB’den kadın yöneticiler lehine karar

Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinde şirket yöneticilerinin en az yüzde 33'ünün kadınlardan oluşmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Şirket yöneticilerinin yüzde 33'ü kadın olacak Buna göre, şirketler, yönetici kadrolarının en az yüzde...
Devamını oku

Sanatseverlerin buluşma noktası CRR

Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni Murat Cem Orhan, CRR’yi sadece bir konser salonu değil, sanatın farklı disiplinlerinin yer aldığı sanat eğitiminin de verildiği bir kültür sanat merkezine dönüştürme hedefinden 2023 itibarıyla yer...
Devamını oku

Sağlık turizmi iştah kabartıyor

  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. A. Murat Emanetoğlu, muayenehane sahibi doktorların özel hastanelere bağlı çalışmasını zorunlu kılan yönetmeliğin doktorların çalışma hakkına ve hastaların doktor seçme özgürlüğüne müdahale olduğunu söylüyor. Devlet sağlık turizminden...
Devamını oku

İlham verici oyun Fosforlu Cevriye

İBB Şehir Tiyatroları’nın yeni sezonda öne çıkan oyunlarından birisi de Gülriz Sururi’nin uyarladığı Suat Derviş’in kaleme aldığı Fosforlu Cevriye geçen hafta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluştu. Oyunun yönetmeni Yelda Baskın ve dramaturgu Gökhan Aktemur...
Devamını oku

Namus, bir hymen değil

Bir babanın bu kadar adi olacağını düşünemezdim

Yıl 1968. Haseki Hastanesi Kadın Doğum Kliniğinde asistanım ve o gece nöbetçiyim. 18-19 yaşlarında sancılı, genç bir anne adayı geldi. Müşahedesini alıp yatırdım. Muayene sonucu normal doğum yapılabileceğini gördüm. Kayıtlara geçerken, doğacak çocuğun babasının adını sordum. Genç kız, yüzüme baktı, kekeleyerek kendi babasının ismini söyledi. Olduğum yerde dondum kaldım. Bugün o anı hatırlamak bile, beni serseme çeviriyor. Bir babanın bu kadar adi olacağını düşünemezdim. Ne yapacağımı şaşırdım. Ama görevim, öncelikle içerideki canlıyı almaktı. Asistan olduğum için karar vermek benim yetkimi aşıyordu. Şimdiki aklım olsa, kesinlikle şikâyet eder ve babanın cezalandırılmasını isterdim. Aile Doğu Anadolu’nun bir vilayetinden geliyordu. Kars ya da Van. Tabii orada doğum yaptıramayacağı, her şey meydana çıkacağı için İstanbul’a getirmişti kızını.

O kız, ona baba diyebildi mi?

Hani bazı hatırladıklarınızın minik ayrıntıları aklınızda kalır ya, o gecenin sabahı da dün gibi aklımda. Sersemlemiş bir halde asistanlar odasına gittim. Arkadaşlarımla paylaşacaktım. Benim o halimi görünce, bir arkadaşım, hayatta en sevdiğim şey olan sade Türk kahvesiyle içeriye girdi. Biraz kendime geldim. Ancak kısa sürede taburcu ettiğimiz o zavallı kız, yıllar geçse de hiç gözümün önünden gitmedi. O çocuk, kim bilir nasıl büyüdü? Babası olan adam da yaşamına nasıl devam etti?  O kız, ona baba diyebildi mi? Adam kızının gözüne bakabildi mi? İşte namus denilen kavram bu. Meslek hayatım boyunca namus adına birçok olayla karşılaştım. Aile içi tacizleri yazarsam, bu yazı çok uzar.

Eski Yunan Mitolojisinde evlilik tanrısı Hymenaious

Yıllardır kadının namusu olarak görülen kızlık zarı, tıbbi terimiyle hymen, ( Eski Yunan Mitolojisinde evlilik tanrısı Hymenaious’tan gelmekte ) ne yazık ki bir namus işareti olarak görülüyor. Haseki Hastanesi’nde nöbet tuttuğum gecelerde, o kadar çok yeni gelin muayeneye getirildi ki… Çoğunluğunda hymen doğuştan geniş olduğu için beraberlik sırasında yırtılma, dolayısıyla kanama olmuyor ve kırmızı kurdelasını gelinliğine dolamış yeni gelin, kendisini haksız yere muayene masasında buluyordu.  Namus kavramı bu kadar basitleştirilmemeli. Haysiyet, namus hiçbir şeyle, hiçbir ücretle satın alınamayacak şeylerdir.

Eğer namus bir zarsa, o zaman, Google arama motorunda, kızlık zarı dikimine dair reklamlar, kaça dikildiğini bile belirten yerler üzerinde de düşünelim. Gerçekten nedir namus?

Kadın olmak zor. Çocuk gelinlerin, berdelin olduğu, namus cinayetlerinin işlendiği bir ülkede kadın olmanın bedeli ağır.

Ve yıl 2021… Gündemde İstanbul Sözleşmesi

Ve yıl 2021… 53 yıl önce, babasından hamile kalan genç bir kızın, babasından olan – bunu tekrar tekrar vurgulamak istiyorum-  çocuğunu doğurtmak için getirdiği hastane odasından bugüne… İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararının konuşulduğu şu günlerde, kadınların korunmasının ne kadar elzem olduğunu hatırlatan bu hadiseleri yazmayı zor da olsa kendime görev saydım.   Bugün gazetelerde çıkan haberlerde hukukçuların özellikle Hukuk Profesörü Adem Sözüer ve değerli Av. Turgut Kazan’ın böyle bir sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararnamesiyle çıkılamayacağını okumak beni biraz olsun rahatlattı. Gerçekten namus adına şahit olduğum birçok olaydan dolayı, gelinen bu noktada çok üzgünüm.

Dr. Mürüvvet Türkili

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: