Çünkü ben aşığım biliyor musunuz?

Miyavlarım ben bizimkinin gözlerinin içine bakarak. Ona göre o bakışlar, bir kedinin değil de bir filozofun derin ve anlamlı bakışları. Uzun’a göre de “yemek ver kadın” bakışı. Bizimki usul usul yemeği koyar önüme. İşte o...
Devamını oku

AB’den kadın yöneticiler lehine karar

Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinde şirket yöneticilerinin en az yüzde 33'ünün kadınlardan oluşmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Şirket yöneticilerinin yüzde 33'ü kadın olacak Buna göre, şirketler, yönetici kadrolarının en az yüzde...
Devamını oku

Sanatseverlerin buluşma noktası CRR

Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni Murat Cem Orhan, CRR’yi sadece bir konser salonu değil, sanatın farklı disiplinlerinin yer aldığı sanat eğitiminin de verildiği bir kültür sanat merkezine dönüştürme hedefinden 2023 itibarıyla yer...
Devamını oku

Sağlık turizmi iştah kabartıyor

  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. A. Murat Emanetoğlu, muayenehane sahibi doktorların özel hastanelere bağlı çalışmasını zorunlu kılan yönetmeliğin doktorların çalışma hakkına ve hastaların doktor seçme özgürlüğüne müdahale olduğunu söylüyor. Devlet sağlık turizminden...
Devamını oku

İlham verici oyun Fosforlu Cevriye

İBB Şehir Tiyatroları’nın yeni sezonda öne çıkan oyunlarından birisi de Gülriz Sururi’nin uyarladığı Suat Derviş’in kaleme aldığı Fosforlu Cevriye geçen hafta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluştu. Oyunun yönetmeni Yelda Baskın ve dramaturgu Gökhan Aktemur...
Devamını oku

PERÇEM-BİLİM VE  TEKTİTLER

 

 

Sınır-Bilim çalışmaları, yerleşmiş bir disiplinde, ana-arter veya geleneksel olarak kabul edilegelmiş kuramlardan ciddi biçimde ayrılan bilimsel araştırmalardır. Olağan akademik disiplinlerin sınırları olarak sınıflandırılır.

Sınır yaklaşımlar,  doğal olarak spekülatiftir ve ortodoks bilim insanlarının çoğu tarafından pek kolay kabul görmezler.

Sınır-Bilim, Sözde-Bilim araştırma konularını kastetmekte de kullanılır kimi zaman… Yanlış bir değerlendirmedir bu.

Sınır-Bilim ile Sözde-Bilim, tamamen farklıdır

Fringe-Science, temeli bilimsel teorilere dayanan ve mümkün olabilecekleri varsayılan kuramlar üzerinde bilimsel çalışmalar yapmak hakkında kullanılan İngilizce terimdir.

Fringe sözcüğü perçem-kâkül anlamına gelir İngilizce’de.  Sınır-Bilim de, Geleneksel Bilim’in doğal bir uzantısıdır bu terminoloji baz alınırsa.

Kara Delikler, Paralel-Evrenler, Telepati, Teleportasyon, Biyo-Silahlanma, Şekil Değiştirme,  Bing Bang Kuramı, Levha Tektoniği ve daha bir çok araştırma konusu Sınır-Bilim’in sınırları içinde kalır – hiç değilse şimdilik.

ATATÜRK’ÜN KAYIP KITA MU’YA  İLGİSİ

İlginç bir örnektir; Atatürk, 1930’larda James Churchward’ın ‘Kayıp Kıta MU’ efsanesinin izini sürmeye başladı. Türkler’in Orta Asya’dan önceki anavatanlarının MU kıtası olabileceği bir olasılıktı bu efsaneye göre. Churchward, Ankara’ya davet edildi. Churchward, MU tabletlerini çözmek için 5 kitap yazdığını anlattı.

Atatürk, kitapların derhal tercüme edilmesi emrini verdi.

BOŞVERİN TARİHİ…  ÖNEMLİ OLAN BİLİM

Tektitler çok önemliydi bu araştırmalarda.

Nedir tektit?

“Tektitler, yarı saydam opaklardır… Granittir temel elemanları. Yüksek ısıya maruz kalarak camlaşmış yerküre kökenli maddelerdir. İsimleri, eski Grekçe TEKTOS’tan gelir. Anlamı; erimiş-ergimiş’tir.

Bugüne kadar gökyüzünden yeryüzüne tektit düştüğünü gören bir tek kişi bile çıkmamıştır bilinen tarih boyunca.

Güneydoğu Asya’da – özellikle Tayland, Filipinler, Avustralasya Adaları, Karaipler, Fildişi Sahili ve Batı Afrika’da rastlanır tektitlere.

2 bin derecenin üzerinde bir ısı… Ve de 400 bin atm4’ü aşkın bir basınç.

Tektit bulunan bölgelerde, krater mevcut değildir. Demek ki buralarda nükleer savaşlar olmuş olmalıdır bir zamanlar.”

“Tarih ile pozitif ve de sosyal bilimler arasında fark vardır. Yöntemleri ve görüleri değişiktir. Pozitif Bilim; geçmişin olgularını deney, gözlem ve uygulamaya dayalı olarak açıklar.

Tarihçi ise kronolojik verilerin yorumcusudur.

Bilim insanı, objektiftir.  Tarihçi ise objektif olamaz

Bilim, sistematiktir. Geçmişten geleceğe işbirlikçi ve işbölümcüdür. Diğer dallara da sırt çevirmez.

Tarihin hedefi ise tarihi yazdıranların ve yazanların hedefi ile örtüşür her dönemde. Tek yanlıdır.

Tarih ile Geçmiş aynı şeyler değildir özetle.

Şu tektitlere dönelim…

GÖKTEN DÜŞMEDİLER… KÖKENLERİ YERYÜZÜ…

Tektitler, yarı saydam opaklardır… Granittir temel elemanları. Maden olarak silikondurlar (yüzde  68 – yüzde 82)… Alüminyum, demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum ve titanyum içerirler. İçlerinde su yoktur.

Bugüne kadar gökyüzünden yeryüzüne tektit düştüğünü… Tektit yağdığını gören, tanıklık eden bir tek kişi bile çıkmamıştır bilinen tarih boyunca.

Tektit, yüksek ısıya maruz kalarak camlaşmış yerküre kökenli maddelere denir.

İsimleri de, antik Grekçe TEKTOS’tan gelir. Anlamı; erimiş-ergimiş’tir.

Yerküre’nin belirli bölgelerinde, düşük enlemlerdeki mayınlı alanlarda  bulunurlar. Güneydoğu Asya’da – özellikle Tayland, Filipinler, Avustralasya Adaları, Karaipler, Fildişi Sahili ve Batı Afrika’da rastlanır.

2 bin derecenin üzerinde bir ısı… Ve de 400 bin atm4’ü aşkın bir basınç.

Söz konusu olan kraterler ve meteor kalıntıları filan da değildir.

Tektit bulunan çoğu bölgede krater mevcut değildir

En küçük bir meteor-meteroit yoktur. Demek ki buralarda nükleer savaşlar olmuş olmalıdır bir zamanlar.

Tektitlerin bulundukları bölgeler: Tasmanya, Avustralya, Endonezya, Malezya, Tayland, Kamboçya, Laos, Vietnam, Filipin Adaları, Hindistan, Batı Afrika, Fildişi Sahili, Libya, Mısır,  Kolombiya, Peru, ABD’de Georgia ve Teksas, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Kazakistan,  Aral Gölü, Güney Çin.

Bütün insanlar nükleer bir savaş sonunda bir anda topluca yok olacak olsalar, 50 bin yıldan sonra İnsanoğlu’na ait kalıntılar, ancak arkeolojik kazılar sonucu  ortaya çıkar.

200 bin yıl sonra, İnsanoğlu’nun ürünü kimyasal ürünler yok olur.

2 milyon yıl sonra, nükleer atıklara da rastlanmaz olur.

Bir tek tektitler kalır geriye. Gezegenin en sonuna kadar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: