Hayvan dedim, yetmedi

Unutmayın, onlar hayvan, ben kediyim

Ben bir kelime bulamadım. Biliyorum, bize hayvan diyorsunuz. Durup dururken size saldırmadığımız, kıskançlıktan dövmediğimiz, her gün bağırmadığımız, aşağılamadığımız, malımız gibi sahiplenerek öldürmediğimiz halde bize hayvan diyorsunuz. Hayvan, benim hiç sevmediğim bir sözcük. Bazen duyuyorum da, “hayvan” diyerek birbirinize hakaret ediyorsunuz. Benim bir adım var. Sokakta isimsiz arkadaşlarım mı? Onlara da siz verin bir isim, mutlu olurlar. İsim bulamadınız mı? Kedi diye seslenin, yeter ki hayvan demeyin.

 

Akıl dediğiniz şey tartışılır

Şimdi ben bizim evdeki sözlüklerden araştırdım. Hayvan dediğin şeyin farklı tanımları yapılmış. “İnsandan ayrı olarak, dil ve akıldan yoksun canlı yaratık,” diyorlar hayvan için. Çok rica ederim. Derdimi öyle güzel anlatırım ki… Dile ne hacet, bizimki bir bakışımdan, mırlayışımdan anlar. Onu geçen yazımda anlattım. Biz gayet güzel anlaşıyoruz. Akıldan yoksun derseniz. Korteksinizi de yazdım. Bakın burada köpekleri, yunusları, kargaların intikamını hatırlatacağım size. Akıl dediğiniz şey tartışılır.

Bir zamanlar Hukuk Profesörü İsmet Sungurbey’in beş yüz civarında kedisi varmış,

Arapçadan geliyormuş bu sözcüğün kökeni. Hayya, “yaşadı, canlı idi” yani geldi gitti, varlığı da yokluğu da bir gibi bir şey, demekmiş. Ben bugün gerçekten düşündüm, “hayvan” kime denmeli diye.  Çok da üzüldüm siz kadınlar adına. Dedem anlatmıştı bana, bir zamanlar Hukuk Profesörü İsmet Sungurbey’in beş yüz civarında kedisi varmış, sabahın körü beslermiş onları. Hayvan hakları yasası için çok mücadele etmiş. Bakın o günden bugüne bizim yasa da konuşuluyor. Çıkacak diyorlar. Yine dedemin anlattığına göre, o yıllarda, şiddetin her türlüsünü yaşayan kadınlar da yeni yeni meydanlardaymış. Feminist diyorlarmış o kadınlara. Biz kedileri de çok severlermiş.

Sonra ne mi oldu? Siz güzel bir imza attınız. Tabii ben bir kediyim, içeriğini tam bilemiyorum. Ama bir gecede kaybettiniz. Bizimki konuşurken duydum onu da. O sinirinden evde dolandı durdu. Ben tırnaklarımı çıkardım.

Siz de biraz kedi olun, gösterin tırnaklarınız. Umutluyum sizden

Ve canlılar için ayırım yapsam dedim. İnsanlar dedim, doğaya saygı duyan, şiddetin her türlüsüne karşı çıkan, ayırımcı olmayan… sıraladım durdum, siz anladınız onu. Sonra hayvanlar dedim. Hani siz birbirinize böyle hakaret ediyorsunuz ya. İki bacaklı hayvanları düşündüm. Bize de kedi, köpek, kuş, fare, aslan… Ne isek öyle seslenseler, dedim. Ama yine de hayvan kelimesi, o kadar az geldi ki… İçim o kadar öfke dolu ki… Şİddet uygulayanların ve şiddet yanlılarını tanımlayan var mı şöyle güçlü bir kelime? Ben ne diyeceğimi bilemedim. Ama ben, hiç boyun eğmem, giderim kafamın dikine, mırlarım, bakışımla oyarım, siz de biraz kedi olun, gösterin tırnaklarınız. Umutluyum sizden. Haa bu arada, meydanda bizim çocuklardan görürseniz, sakın hayvan diye seslenmeyin!

Eflatun

Paylaş

Son Yazılanlar

Güzellik artık bir “tık” uzakta mı?

Gelişen teknolojinin estetik uygulamaları nasıl değiştirdiğini geçtiğimiz hafta katıldığım bir toplantıda dinledim. René Clinic’te yapılan toplantının konusu, farklı lazer etkilerini tek

Topraktan Tabağa Kadim Miras

Fırat Nehri’nin bereketiyle biçimlenen Mezopotamya toprakları, insanlık tarihinin en köklü mutfak kültürlerine ev sahipliği yapar. Tarihi İpek Yolu’nun kavşak noktasında konumlanan

Çölün Kalbindeki Mucize: Adrère Amellal

Elektriğin olmadığı bir dünyada ,sessizliği ve gastronomiyi yeniden keşfetmek. Bazı yolculuklar vardır, insanı yalnızca başka bir coğrafyaya götürmez,hayata, zamana ve kendine

Asırlık Lezzetlerin Canlı Sahnesi

  Doğup büyüdüğüm, sokaklarını avucumun içi gibi bildiğim Kadıköy’ü gezmek benim için hiçbir zaman sıradan bir şehir turu olmadı. Her köşesi