Rafa kalkan sevişmeler ve evlilik sorunu

“Evli çiftlerde sevişme sıklığının ne olması gerektiğidir” sorusu sık sorulan sorulardan biridir demek isterdim… Keşke öyle olsaydı… ama değil.

Senede bir gün…

Bu soru daha çok gebelik isteyen çiftlerin sorduğu bir sorudur. Çocuk isteği yoksa ya da planlanan çocuk sayısı tamamlandıysa bu soru genellikle rafa kalkar. Dahası sevişme de bir süre sonra o raftaki yerini alır maalesef.

Poliklinik pratiğimde her hastama cinsel ilişki sıklığını sorarım çünkü kişinin bedensel ve ruhsal sağlığı hakkında çok bilgi verir. Seks ilişkiyi anlamlı, özel, değerli ve farklı kıldığı için bu sorunun cevabı ilişki dinamiği hakkında da bilgi verir.

Elbette cinsel ilişkinin sayısı kadar içeriği de önemlidir ama bugün konumuz sıklık. Çünkü son zamanlarda bu soruya “ayda yılda bir” cevabını sıkça almaya başladım.

Bu kadar seyrek yaşanan cinsellik, ilişkinin zamanla değerini azaltır, içini boşaltır ve sonunda ayrılığa zemin hazırlar. Buna rağmen o ilişki devam ettiriliyorsa da psikosomatik veya psikolojik bazı hastalıklar görülmesi kaçınılmazdır. Aldatma vakasının yaşanması da mümkündür.

Cinselliğin seyrek yaşanmaya başlamasının altında yatan sebeplere bir göz attığımızda seksin bir ceza ya da cezalandırma aracı haline getirildiğini görürüz sıklıkla. Yani çiftlerden biri seks yapmayarak partnerini cezalandırıyordur. Bazen de çiftlerden biri zaten eşini aldatıyordur, yani evdeki sekse ihtiyacı yoktur.

 

Bir diğer sık görülen sebep çiftlerden birinde görülen depresyon veya antidepresan ilaç kullanımıdır. Depresyonun kendisi de tedavisi de cinsel isteği azaltabilir. Korunma amaçlı kullanılan doğum kontrol hapları da kadınlarda cinsel isteksizlik yapabilir. Çiftlerden birinde cinsel yolla bulaşan bir hastalık olabilir ve bunu partnerine bulaştırmaktan korkup seksten uzaklaşabilir.

Çiftin yaşadığı cinselliğin içeriğinde sorun vardır bazen; erkek penis performansından memnun olmayıp kendini yetersiz hissedebilir, çiftler birbirini eksik ve kötü hissettirebilir.

Başta sorduğumuz soruya dönecek olursak, ilişki sıklığını belirleyen şey aslında tarafların üzerinde anlaştığı sıklıktır. İlla bir sayı vermek gerekirse de Türkiye ve Dünya’daki ortalama haftada 2 kezdir.

Sıklığı belirleyen şeyler arasında; çiftlerin yaşı, çocuk sayısı, ortam ve koşullar, ilişkinin kuruluş dinamiği ve ekonomik refah düzeyi de yer alır aslında.

Seks sıklığı ayda yılda bire düşen çiftler bu durumu düzeltmek istiyorlarsa öncelikle bu konuyu gündeme getirip birbirini suçlamadan samimiyetle konuşmalı, duygularını paylaşmalı ve bir sağlık sorunu varsa çözmeliler. Uyku ve beslenmeye dikkat etmek de çok önemlidir. Sonrasında da seksi daha fazla düşünüp, gün içinde cinsel fanteziler kurarak partnerle paylaşmalı ve cinselliğe planlı bir şekilde yaşamlarında tekrar yer açmalılar.

Kadın Doğum Hastalıkları Uzmanı Jinekolog Operatör Dr. Orkide Şancı

 

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Bu Dünya Sadece Bize Ait Değil…

​İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının büyük bir kısmı toplandı; 51 ilde bu süreç tamamlanırken, büyükşehirlerde oran yüzde 64’e ulaştı. Rakamlar büyük,

Sürrealist Bir Pazar Günü

Pazar haftanın en güzel günüdür. Geride kalan günlerin esaretine bir günlük salıverilmedir. Dünyanın bıkkın seyrine, başka bir perdeyle açılış yapan gongudur. Bıktırıcı, hıçkırıktan farksız gün

Mavi Ve Yeşil Arasında Gastronomi Senfonisi

Karadeniz’in hırçın mavisiyle uysal yeşilinin birleştiği o büyülü eşikte, Doğu Karadeniz’in giriş kapısı Ordu, yalnızca bir coğrafi koordinat değil; binlerce yıllık bir anlatının mutfaktaki estetik

Bir Davet, Bir Şehir, Bir Dönüşüm

Adana’da karnavalın ötesinde, lezzetle kurulan bir hikâyenin içinden geçiyoruz. Bu hikâyede şehrin hafızası, üretme biçimi ve kendini yeniden anlatma cesareti var. Her tabakta geçmişle gelecek

Mutfağınızdaki Saklı Lezzet Sermayesi

Mutfak, sadece malzemelerin bir araya gelip piştiği bir mekan değil; aynı zamanda bir felsefe alanı, bir ekonomi laboratuvarı ve kadim bir kültürün sessizce aktığı bir

Bahar, Gastronomi Ve Değişen Dünya

Topraktan sofralaramıza uzanan bir yolculuk Bahar sadece kışı geriye bıraktığımız ve soğuk aylardan sonra gelen bir mevsim değil. Aynı zamanda doğanın bir hatırlatmasıdır. Doğaya yeniden