Sanat Dünyasında Yeni Trendler

Ekin Berkay

Bu haftaki yazımda, yeni okuduğum bir makalenin özetini sizlerle paylaşmak istedim. Sanat dünyasını hareketlendiren ve üretimi ileriye taşıyacak 2021 yılı trendlerinin derlendiği listeyi, kendi yorumlarımla kaleme aldım.

1-Sanat pazarı çevrimiçi tabanlı bir biçimde genişleyecek.

Programlarını dijital platformlarda tanıtan ve sergi ve etkinlikeri de çevrimiçi uyumlu hale getiren galeriler, bu sanal ortamın avantajlarını zenginleştirerek kullanmaya devam edecek. Sanatçılarla birlikte online stüdyo ziyaretleri ve görüntüleme odaları gibi izleme seçeneklerini kullanımda tutarak yollarına devam edecekler. Satışlarına ise tıpkı pandemi öncesinde olduğu gibi çevrimiçi ortamda devam edecekler. Buna örnek olarak; Art Basel Honk Kong fuarı sürecinde, Gagosian galerinin Albert Oehlen’in bir tablosunun 6 milyon dolara online ortamda satışını verebiliriz. Sanat piyasasını günlerce meşgul eden satış; “bu bir teknoloji hikayesi değil – bu bir medya hikayesidir” ifadeleriyle konuşuldu.

2-Performans sanatı dijitalleşecek.

Performans sanatının dijitalleşmesine dair en yakın örneği geçen hafta yaşadım. Performİstanbul’un desteklediği sanatçılardan Ekin Bernay’ın, Tate Modern müzesindeki online performansı, bu alanda oldukça ilginç bir deneyimdi. Bernay’ı ekranımda izlerken fiziken orada olmasam da sanatçı ile duygusal bir bağ kurduğumu hissettim. Sanatta dijitalleşme yolunda performans disiplini de çeşitli açılımlarla yoluna devam edecek.

3- Sanat ve Bilim bir araya gelecek.

Bilim adamları; iklim değişikliği, küresel ısınma, okyanusların ısınması ve beklenen su kıtlığı, hayvan türlerini yok oluşu gibi çevreye duyarlı soyut konular üzerinde çalışırken sanatçılar da bu güncel meselelere duyarsız kalmayıp bilim adamları ile ortaklaşa projeler ürettiler. Gündemdeki örneklerden benim ilgimi çekenler; Amerikalı sanatçı Tom Sachs’in Uzay Programı ve Danimarkalı sanatçı Olafur Elliasson’un iklim değişikliğine dikkat çeken Ice Watch serisi diyebilirim.

Olaf Elliason
4- Kolektif işbirlikleri.

New Yorklu mega galeri David Zwirner kendi online platformunda, görüntüleme odası uygulamasına başka galerileri de dahil ederek meslektaşlarını hem mali yükden kurtarmış hem de onların farklı ağlara yönelerek daha fazla insana ulaşmasını sağladı. Bu farklı model ile aynı kanaldan kendi kurumsal satışlarını gerçekleştiren galerilerin bu işbirliği kesinlikle çok önemli kolektif yollara doğru evrilmeye aday. Makalenin yazarının deyimi ile; tek bir dünya ve tek bir gezegen olduğumuza dair ani bir farkındalık söz konusu… Üretim alanındaki açılımlar da sanatçı işbirlikleri ile benzer şekilde ilerliyor.

5- Galeriler, Müzayede evleri ile savaşacak.

Sotheby’s, Christie’s ve Philips gibi müzayede evlerinin, yakın zamanda ölen ünlü koleksiyoner Donald Marron’un değerli koleksiyonunun oluşmasında önemli yer tutan kurumlar olduğu tartışılmaz bir gerçek. Ancak New York’un bluechip galerilerinden Pace, Gagosian ve Acquavella galerilerinin, birlikte müzayede yapacaklarını açıklaması, sanat piyasasında oldukça ses getirdi. Bu gelişme camiadaki herkesin aklına aynı soruyu getirdi: Müzayede evlerinin sonu mu geliyor!…

6- Sanatçıların malzeme tercihi değişecek.

Dünyaca ünlü sanat yönetmeni ve küratör Hans Obrist, yeni bir düşünce ve hareket tarzının bizi beklediğini söylüyor. Ekoloji, sanatçıların üretimlerinin merkezine yerleşecek. Geri dönüşüme katkı sağlayan, çevre dostu malzemeleri pratiklerine dahil etmeye başlayan sanatçıların bu duyarlı yaklaşımı yaygınlaşarak devam edecek. En güzel örneğini Tate Modern müzesi’ndeki Tribune Hall’da yer alan Kara Walker imzalı anıtsal büyüklükteki heykelde gördük. Parçalanabilir mantar, yumuşak ahşap, akrilik ve çimento karışımı heykel; kolonizasyon ve esirlik kavramlarını eleştiren çok anlamlı bir çalışmaydı.

7- Müzeler çok dilli olacak:

Amerika’da bazı müzeler duvar metinlerine, kataloglarına ve online sunum içeriklerine İngilizce’nin yanında İspanyolca dilini eklemeye başladı. Tek bir evrensel dil döneminden, çok dilli bir küresel piyasa ortamına geçiş yapıldığının ilk habercileri olarak değerlendirilen bu gelişme, daha pek çok örnekle zenginleşmeye devam edecek.

8- Müzeler çağdaş sanatçılara yeni işler sipariş edecekler.

Müzeler; başta kadın üretimi ve queer sanat olmak üzere batılı olmayan hikayelere gün geçtikçe daha yoğun ilgi duyuyorlar. Müze sergilerinin, instagram gibi sosyal medya platformlarında izlenebilirliğinin aktifleşmesiyle; bu alanda yeni siparişlerin ve izleyici/kullanıcı yönelimine paralel görsel içeriklerin yaygınlaşacağı öngörülüyor.

Vahap Avşar
9- Net Art Yükselişte…

Teknoloji ve dijitalleşmenin her alanda artan ivmesiyle yeni akımlar ortaya çıkmaya başladı bile. Özellikle yapay zeka kullanımının sanat eserlerine de sirayet etmesiyle üretim pratiklerinde farklı teknik açılımlar bizlerle buluşacak. Bu konuya ülkemizden örnek verecek olursam; Vahit Tuna’nın Versus Art Project’teki ‘Mağara’ isimli çalışmasından bahsedebilirim. Eserde; yapay zekânın ‘opera’ olduğuna karar verdiği sesleri bir opera sanatçısı yorumluyor. Sanatçının seçtiği bir resimden ses elde etmek, ardından bu sesi bir beste haline dönüştürmek sürecinde yapay zekayı devreye sokan Tuna; bu alandaki ilginç örneklerden birine imza atmıştı. Diğer örnek ise Pınar Yoldaş’ın Ekav Art Galeri’de açılan ‘Bir Başka Evrim’ başlıklı sergisi. Bilim ve sanatı bir araya getiren sanatçı, çalışmalarıyla izleyiciyi; biyoloji, ekoloji, anatomi ve nörobilimden beslenen kurgusal bir yolculuğa çıkarmıştı. Yeni organlar, yeni yaşam formları ve yeni ekosistemler üzerine inşa ettiği sergisi, geleceğe dönük yenilikçi ve öngörülü yüzüyle hafızama kazındı. Çağdaş sanatçılarımız arasında önemli bir yeri olan Gencı Gülan’ı da yine bu alanda üretimleriyle anmadan geçemeyiz. Teknoloji, yapay zeka ve dijital tabanlı işleriyle şimdiden akıllara kazınan sanatçı, bu alanda kendine has üslubuyla sıyrılıyor.

Genco Gülan
10- Sürrealizm Yükselişte…

Dijital dünyanın açtığı kapılardan bir diğeri ise görsel içeriklerin daha gerçeküstü bir yaklaşım taşıyor olması. Bilim, teknoloji ve uzay çağı getirisi bir biçimsel anlayışın kendisine, giderek somut gerçekçilikten daha fazla alan bulduğu bu dönemde, sanat eserlerinde de soyut ve sürrealist bir eğilimin yaygınlaşacağının ilk işaretlerini almaya başladık.

11- Doğa temalı desenler ön planda…

Bir önceki trendin anti-tezi şeklinde okuyabileceğimiz bu öngörü ise yine sanat eserlerinde doğa temasının hakimiyetini göreceğimizi savunuyor. Tüm bu dijitalleşme serüveninin hızında nefeslenmek isteyen zihinler; doğaya ve yalınlığa dönüşü sembolize eden sade, renkli doğa desenleriyle huzur bulacak.http://www.banucarmikli.com

Banu ÇARMIKLI

Paylaş

Son Yazılanlar

Bulutlardan Kalan

Benzetmeler, bezemelerle dolup, rotasına aldırışsız hale geliverdiğini gördüğüm kayığımdan, dalgalı bir denizde yanaşmaya niyetlendiğim kıyıya atacağım halatı tutacak, bu yolculuğa son verecek birini arıyordum. Yine

Michelin’de ulusal seçkiye hazır mıyız!

Bu yazı, ne ölçüsüz övgü ne de kolaycı bir eleştiri için. Esas mesele, Michelin Rehberi’nin yarattığı etkileri soğukkanlı bir bakışla değerlendirmek ve doğru soruları sormak.

Şehrin Kalbinde Hatıra Sofrası

İstanbul’un meyhane kültürü, şehrin belleğinde derin izler bırakmış bir yaşam biçimi. Yüzyıllar boyunca dostlukların pekiştiği, edebiyat ve sanat sohbetlerinin yapıldığı, bazen neşenin bazen hüznün paylaşıldığı

Aynayı önce kendimize çevirelim

Doğanın dengesini bozanın köpekler olmadığını hepimiz biliyoruz! Sokaklarda yaşamaya çalışan ve yüzlerce yıldır bizimle birlikte; mahallemizde, okulumuzda ya da kapımızın önünde bizi kollayan, depremlerde kurtarma

Gastronomi Artık Bir Kültür Hareketi

Son yıllarda gastronomi, yalnızca lezzetlerin yarıştığı bir alan olmaktan çıktı. Artık şefler, işletmeler, değerlendirme sistemleri ve festivaller yemek üzerinden toplumsal bir dil kuruyor. Bu dil;

Sinop’ta tarih ve lezzet yolculuğu

GELENEKTEN GÜNÜMÜZE BİR TARİH VE LEZZET YOLCULUĞU Her sene olduğu gibi, Palamutların bolluk döneminde bu sene yine Lakerda Festivali için Sinop’taydık. Kentin zengin balıkçılık kültürünü,

Doğayla Uyumlu Bir Lezzet Anlatısı

İtalya mutfağı, yalnızca lezzet değil; kimlik, kültür ve hafızanın birleşimidir. Her bölge, kendi ürününü ve anlatısını sofraya taşır. Bu çeşitlilik içinde Parma mutfağı, sadeliği zarafetle