Categories: Köşe Yazısı

Bazen ömür boş bir sayfa

Apartmanımızın giriş kapısını henüz kapatmıştım, mırıldandığım şarkıya eşlik eden gülümsememi aynı zamanda birileri ile karşılaşma olasılığına karşı belli belirsiz tetikte tutuyordum. Karanlık ve sessizlik… Kırılgan varlıklarında hayal kaçamakları yaptığımız anlar.

Seslerin ha bire çalkalandığı mekanlardan olmadı bizim aparmanın boşluğu. Olan biten birkaç adımın, kapının sesi, kapı önü konuşmalar; dökülüp, yayılmaya mecalsiz, zemine çöker kalır. Bazen de karşılaşan birkaç komşunun ağzından çıkan kelimeler ağırlıklarından kurtuldukları yüksekliklerde sıra sıra izlerini kaybettirirler.

Bizim apartmanın boşluğu giderek daha fazla duygunun, söylenmeyenin, konuşulmayanın hissedildiği bir alan haline geldi. İlk katların merdivenlerini çıkarken nefesi kesilenlerin bıraktığı terli tükenmişlik hissi hepimize tanıdık geliyor.

Sonrasında henüz ölmemişlere tutulan yas başlıyor

Demansı git gide ilerleyen bir komşumun yaşamındaki sayısız olayı, ayrıntıyı biliyorum. Onun artık bilmediği kadar biliyorum. Yıllar yılı gidip gelmiş olduğumuz evler, geçirdiğimiz sayısız saatlerin belleğinde hiç yeri yok.

Bana ‘ beyefendi oğlum, bakar mısın’ diye sesleniyor. Çünkü şimdiki zamanın yerini alan, annesi, babası, kardeşleri ile yaşadıklarına döndüğü boyutta henüz benimle tanışmamış olduğu da bir gerçek.

Boşalmış arı kovanları gibi, peteğinin her gözesinde apayrı bir çiçeğin kokusunu, tadını saklama enerjisi ile dopdolu iken, yaşandıkları zamanda ödünç verilmiş gibi geri dönen anılar.

Süregiden yaşam çevriminin, bir tekerlek misali yumuşak, verimli topraklar üzerinde bıraktığı izin, çorak topraklarda silinmesi gibi yordamsız, çaresiz bir uyum mu var. Gerçekten beynimizin tümünü çevreleyen karmaşık girintiler, sonsuz uğraşılar ile oluşturulmuş kirizmalar gibi. Aklımız erdiğinden bu yana, kılavuzu yok yolculuklarımızın, üstelik gecesinde ve uykumuzda da sürüyor yolculuk.

Karanlıkta ve beni alıkoyan sessizlikte, apartmanın girişinden bir hayal boyu uzakta, asansörün karşısında dikilmiş buluyorum kendimi. Işıklar açıldığında tanıdık bir yüz görmek istiyorum karşımda; bir gülümsemeye benzemek için çırpınıp duran yüz çizgilerimi katlayıp koyuyorum bir kenara.

Çıkıyorum evime doğru. Komşularım merak eder, yalnızlığımın tıkırtılarını duyacaklar olsalar da yine.

Safa Özkızıltan

 

 

 

Safa Özkızıltan

Esin Pireleri

Recent Posts

İtalyan Mutfağının İstanbul’daki Hikayesi

Bir yemeği çoğu zaman doğduğu ülkeyle tanımlıyoruz. Makarna ve pizza denince aklımıza hemen İtalya geliyor.…

18 saat ago

Bir tost gerçeği ve gastronomi sorgulaması

Geçtiğimiz günlerde, hayli tanınmış bir kafe-restoran zincirinde yaşadığım deneyim, artık yazmadan geçemeyeceğim bir noktaya geldi.…

1 gün ago

Daima sinemayla kalmak…

Daima sinemayla kalmak: 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Herkese yepyeni bir mecradan merhaba!…

3 gün ago

Bu balon ya sönecek ya da fena patlayacak

Geçtiğimiz hafta, piyasaların en büyük korkusu olan 'yapay zekâ balonu'nun patlayıp patlamayacağı gündemin zirvesindeydi. Tam…

5 gün ago

Evlilik Gerçekten Güzel midir?

Ekranlarda uzun zamandır seyretmeye değer pek bir şey kalmadı. Aynı bayat konuların, farklı oyuncularla yeniden…

5 gün ago

Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat

Dr. Turhan Güldaş’ın yeni kitabı “Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat” okurlarla buluştu Kişisel gelişim…

1 hafta ago