Bunaltıcı yalnızlık ve dahası

Büzüşme, genleşme, ergime katsayılarımızı hesaplamaya epey niyetli görünen sıcaklarda, aklımıza gelenleri mantık alicenaplarına beğendirmek zor görünüyor.

Ateş üfleyen ejderin nefesinden kaçıp, dört duvar arasında bir parça serinliğe kavuşacağımız yerleri ne pahasına olursa bulmaya çalışıyoruz. Mağaraların çok serin olduğunu biliyorum. Aklımın bir kenarında duruyor ama şehir zemberek yaşıyoruz, her şeye kolay ve kestirmeden, pazarlığını yapmış olarak erişmenin ustalarıyız artık.

Gül gibi yaşayıp gidiyoruz işte, uzaktan hoş görünmek yetiyor. Tanışıklığın rengini seçiyoruz üst başımıza; zor beğenir, kendini kolay ele vermez duruyoruz.

Aynı insanlarla her gün karşılaşmak aynı filmi defalarca seyretmek kadar sıkıcı olabiliyor. Yüzlerin çoğunun, aynada bakıştığı son suretini taşıma gayretinde olduğunu fark ediyorum. Bu uçsuz bucaksız, dümdüz yüz ifadesinin içinden geçecek olan uzun ve yorucu yolculuk baştan caydırıyor insanı.

Bazen de kırılıp dökülüyor; içten gelen bir dalganın dışa vurması gibi yükselip alçalıyor, paylaşıyor ışığı yüze yayılan sıcak duygular.  Çoğu kez de bir makyaj gibi akıyor yüzdeki tüm ifadeler. Ardındaki değişmeyen fon ile dahi tanınabiliyor insanlar.

Karşınızdakinin ufak tefek kıpırdamalarına da netlik ayarı verirseniz, yaşanan andan sadece bir fotoğraf görüntüsü kalıyor. Belleğin bir köşesinde mandala asılıp, kurumaya bırakılmış, sararmaya yüz tutan.

Tanımak, biraz daha tanımak çabası ile arkadaşlarımın yüzlerinde bir başka giriş yolu arıyor gibiyim bu günlerde. Ne kadar az tanımamıza izin verilmiş diye düşünmeden edemiyorum. Çabamızı sınırlayan direnişe, karşı koyuşa bir gedik arıyor gibiyim. Çoğu ezberlenmiş açılış hamleleri yaparken, güvenliklerini asla bırakmıyorlar.

Ötekini tanımak için zahmetli yolları göze almaktan kaçınmamak gerekiyor. Oysa karşılama ve uğurlamaların nicesi için bu yolların çoğu kapalı tutuluyor. Tanıma çabasının tehlikeli bir yol olabileceğine aklımız yatmış bir zamanlar.

Her birimizin diğerini konuk ettiği misafir odası tam da bu amaçla kurgulanıp, yerleştirilmiş görünüyor. Burada buyur etmek, buyurganlıktır; gösterileni, sunulanı nazlanmadan kabul edeceğin…

İnsan yüzü her gün keşfedilen bir coğrafyadır

Çöl olur, ıssızlığın ortasında öylece durur. Nehir olursa her şey şimdiki yerinde misafir olur. Göz göze gelen; karşı kıyılar, buzullar, uçurumlar, mağaralardır. Baştan aşağı yeryüzü, tepeden tırnağa insana benzer. İnsan insana ancak yıldızların bir birine benzediği kadar benzer.

Safa Özkızıltan
Safa Özkızıltan

Esin Pireleri

Recent Posts

Bir tost gerçeği ve gastronomi sorgulaması

Geçtiğimiz günlerde, hayli tanınmış bir kafe-restoran zincirinde yaşadığım deneyim, artık yazmadan geçemeyeceğim bir noktaya geldi.…

3 saat ago

Daima sinemayla kalmak…

Daima sinemayla kalmak: 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Herkese yepyeni bir mecradan merhaba!…

2 gün ago

Bu balon ya sönecek ya da fena patlayacak

Geçtiğimiz hafta, piyasaların en büyük korkusu olan 'yapay zekâ balonu'nun patlayıp patlamayacağı gündemin zirvesindeydi. Tam…

4 gün ago

Evlilik Gerçekten Güzel midir?

Ekranlarda uzun zamandır seyretmeye değer pek bir şey kalmadı. Aynı bayat konuların, farklı oyuncularla yeniden…

4 gün ago

Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat

Dr. Turhan Güldaş’ın yeni kitabı “Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat” okurlarla buluştu Kişisel gelişim…

6 gün ago

Ödülünüz hazır, reklamınızı nereye alalım?

İş dünyasında neredeyse her gün yeni bir ödülle karşılaşıyoruz. Yılın iş insanları, yılın CEO’ları, en…

6 gün ago