Hayvanlara şiddetin sonucundaki felaketler

Son günlerde kamuoyunu sarsan, şarkıcı Güllü’nün ölümüyle ilgili iddialar ve hazırlanan iddianamedeki kan donduran detaylar, hepimizin içini bir kez daha sızlattı.

Olayın adli boyutu ve yargılama süreci devam ederken, ortaya dökülen iddialar özellikle de şüphelinin geçmişte bir hayvana zarar verdiği, hatta kendi evladına dahi zarar verme düşüncelerini taşıdığı yönündeki ifadeler bize çok tanıdık ama bir o kadar da göz ardı edilen acı bir gerçeği tekrar hatırlatıyor.

Psikiyatri ve kriminoloji uzmanları yıllardır bas bas bağırıyor: Şiddet bir basamaktır. Bugün savunmasız bir hayvana eziyet eden bir ruh, yarın enerjisini ve nefretini bir insana, en yakınındakine, hatta kendi öz evladına yöneltmekten çekinmez.

Ruhundaki karanlığı ilk olarak sessiz ve savunmasız canlılar üzerinde prova eder. ‘Bir insanı tanımak istiyorsan, hayvanlara nasıl davrandığına bak.’ Eskilerin bu sözünü artık sadece bir ahlak tavsiyesi değil, hayati bir önem taşıdığını idrak etmemiz gerekiyor.

Uzmanlar ne diyor?

​Uzmanların ‘şiddetin sürekliliği’ olarak tanımladığı bu durum, klinik çalışmalarda defalarca kanıtlandı. Hayvana yönelik şiddet, bireyin empati yetisinden tamamen yoksun olduğunun, sosyopat ve narsistik kişilik bozukluklarının en somut dışa vurumudur.

​Kendi çocuğuna dahi kıyabilecek, vicdan terazisi tamamen bozulmuş bu tür vakalarda, ilk sinyal neredeyse her zaman aynı yerden gelir: Sokaktaki ya da evdeki hayvanlar.

Bu sinyalleri görmezden gelemeyiz

Bizler toplum olarak ‘canım altı üstü bir hayvan’ deyip geçtiğimiz her şiddet vakasında, aslında gelecekteki bir cinayetin, bir kadına ya da çocuğa yönelik şiddetin tohumlarının atılmasına göz yumuyoruz. Bir insanın hayvanlara acımasızca zarar vermesi, o kişinin içindeki caniliğin ilk kartvizitidir.

Artık bu uyarı sinyallerine kulak kesilmek zorundayız. Şiddete eğilimli, empati yoksunu ruhların ‘önce hayvanlardan başladığını’ kabul etmeli, yargıdan sosyal çevreye kadar her alanda bu davranışları potansiyel bir insanlık suçu habercisi olarak değerlendirmeliyiz.

Çünkü hayvanları korumak, sadece onları korumak değildir; insanlığı, çocukları ve geleceğimizi korumaktır.

Sevgi ve merhametle kalın…

Derya Özkök

Paylaş

Son Yazılanlar

Ortada Kalan Mektuplar…

“Yaşam öykülerimizin bir bir paralanan yaprakları, yazıldıkları alfabe unutulacakmış gibi, okunacakları güne alelacele varmak istiyorlar.’’ Emekli olduğunda eski arkadaşlarıyla mektuplaşma merakı

Ege’nin İki Yakası Ve Lezzet Yolculuğu

Bodrum’dan Leros’a, Leros’tan Bodruma Ege’nin İki Yakası Arasında Başlayan Bir Lezzet Yolculuğu Anadolu Mutfağının Lezzetleri ile Buluşması… Bazı yolculuklar yalnızca bir

Bu sessizlik sizi boğar…

​Yürek dağlayan, insanın içini acı ve öfkeyle dolduran bir karanlıkla yine karşı karşıyayız. İzlemeye dahi yüreğimin elvermediği, insanlığın utancı olan o

Toprağın Fısıldadığı Sofralar

Bir tabağın önümüze geliş anı, görünenden çok daha derin bir zamanın eşiğidir aslında. İnsan, lezzeti ararken çoğu zaman sadece damağını değil,