Bir güz günü betiği

Göğe bakıyorum; kuyuya düşmüş de, bir parçasını görebildiğim maviliğe çekip çıkaracak bir güç arıyor gibiyim. Öylesine hafifim; rüzgarla bir kuştüyü kadar kolayca yükselebilir veya geçen bir bulutu çağırıp üzerine konabilirim.

Ben uçarı yaşlarımın içinden geçerken, kervanlara, atlara sıçrayıp,  evimin kapısını açık bırakıp gidenlerdendim.  Annem ‘’ gidenle giden, gelenle gelen’’ derdi.

Sokakta çabuk çabuk hareket eden çalı süpürgelerin seslerini duymaya başladığımda, başımı uzatıp, sonbaharın tüten kokularına, esrik görüntülerine katılıyorum. Önümden geçen yol, okulu görmezden gelirsen denize kadar gidiyor.

İki yanı ağaçlandırılmış, kaldırımları çocuklandırılmış, sundurmaları salkımlandırılmış yola bakıyorum.

Önümden geçenle, içimden geçeni konuşturabilir, yazın yaprakların ardında saklanan görüntüler açığa çıktıkça, aklımda kalanları yenileyebilirim.

Yazın meltemi ile birbirini yelpazeleyen yapraklarda ilk soğuklarla beraber bir kocamış üşümesi başladı. Ulu çınarların yaprakları kızıl şallarını omuzlarına attılar. Yapraklar ayrılırken dallarıyla vedalaştılar. Zayıf, kurumuş ellerini pencerenin kıyısından, uğurladığı sevdiğine sallayan yaşlılar gibi düştü yapraklar.

Soğuyan bir tandırın tatlı sıcaklığını yaydı güneş. Denize inen yol, seyre dalanların ağırlığına zorlukla dayanıyormuş gibi sağa sola bükülüyor, dura, eğleşe denize varıyordu. Kavuşma yeriydi orası. Daha ne yapsın deniz, koşuyor kollarını açana, sokuluyor koyunlarına.

Bugün dersimiz sonbahar

Hava kararıncaya kadar sürsün ayrılıkların dersi, yaprakların, güneşin gidişi. Rüzgarın, bulutların gelişi.

Umurunda değilsin bulutların; oyuna dalmışlar, kiminin ayağı kaf dağında, ağırdan alıyor vedasını bazıları, toplayıp koca mevsimi, çoktan yola çıkmışlar çekip getiriyor rüzgarın görünmez atlarını.

Güz gözlerin rengini değiştiriyor, bir kat elem vuruyor üzerlerine. Gece; kapatılmış bir kahve fincanının içinde kalmış gibi, mişli geçmişlerden sonsuzluğa doğru yıldızların ve ayın söylediklerini dinletiyor.

Safa Özkızıltan

Paylaş

Son Yazılanlar

Topraktan Tabağa Kadim Miras

Fırat Nehri’nin bereketiyle biçimlenen Mezopotamya toprakları, insanlık tarihinin en köklü mutfak kültürlerine ev sahipliği yapar. Tarihi İpek Yolu’nun kavşak noktasında konumlanan

Çölün Kalbindeki Mucize: Adrère Amellal

Elektriğin olmadığı bir dünyada ,sessizliği ve gastronomiyi yeniden keşfetmek. Bazı yolculuklar vardır, insanı yalnızca başka bir coğrafyaya götürmez,hayata, zamana ve kendine

Asırlık Lezzetlerin Canlı Sahnesi

  Doğup büyüdüğüm, sokaklarını avucumun içi gibi bildiğim Kadıköy’ü gezmek benim için hiçbir zaman sıradan bir şehir turu olmadı. Her köşesi

Son Düğme Bize Ne Anlatır?

Sonsuz boşunalık hissini silkelemeye çabaladığım zamanlarda, güya karamsarlığıma boyun eğmeyip dışımdaki bir yola hareketlenmeye özeniyorum. Dışarıdan, kabus gördüğü uykusunda sağa sola

Türk Çayının Gastronomik Sırları

Karadeniz’in dik yamaçlarına tutunan yeşil dalgalar, yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün bir kültürün nefes alıp verişini simgeler. Rize, nemli iklimi, verimli