Adana’da karnavalın ötesinde, lezzetle kurulan bir hikâyenin içinden geçiyoruz. Bu hikâyede şehrin hafızası, üretme biçimi ve kendini yeniden anlatma cesareti var. Her tabakta geçmişle gelecek arasında kurulan bağ, her yorumda ise dönüşen mutfak dili saklı.
Adana’nın baharla birlikte yeniden doğduğu o günlerde, karşınıza sadece bir karnaval değil; bir vizyon, bir hafıza ve giderek derinleşen bir gastronomi hareketi çıkıyor. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir kamusal enerji yaratırken, bu büyük organizasyonun fikir babası, Toyota Türkiye CEO’su, Ali Haydar Bozkurt, kenti yalnızca eğlenceyle değil, anlamla da buluşturmayı başarıyor.
Kortejlerden konserlere, sergilerden sokak performanslarına uzanan bu geniş sahnenin içinde son yıllarda giderek belirginleşen bir alan var: gastronomi. Her geçen yıl daha güçlü bir anlatıya dönüşen bu alanın arkasındaki imza ise, Tayyar Zaimoğlu.
Aslında, hikâye benim için de kişisel bir yerden başlıyor. Tayyar Bey yıllardır her karnaval öncesi arar, “Bu yıl jüriye geliyorsun” derdi. Ben de her seferinde gitmek isteyip bir türlü denk getiremezdim. Bu yıl deyim yerindeyse, şeytanın bacağını kırdım. Ve iyi ki kırmışım.
Çünkü Adana benim için sadece bir şehir değil. Aynı zamanda birlikte üretmenin, yereli görünür kılmanın ve gastronomiyi bir kalkınma aracına dönüştürmenin sahnesi. Adana Lezzet Festivali’nin ilk dört yılında, içerik ve iletişimini ekibimle birlikte kurguladığımız dönemde, yerelin başrolde olduğu bir formatı hayata geçirmiştik.
Bugün pek çok şehirde gördüğümüz yaklaşımın o günlerde henüz adı bile konmamıştı. Biz Adana’da bunun yolunu açtık. O yolun açıldığı dönemde de yine aynı isim vardı: Tayyar Zaimoğlu. Yıllardır Adana gastronomisi için çalışan, sahada olan, meseleyi sadece etkinlik değil bir kültür meselesi olarak ele alan isim.
Bu nedenle, Portakallı Lezzetler Yarışması’nda jüri koltuğunda oturmak, benim için sadece bir davete icabet etmek değil; yıllardır içinde olduğum bir hikâyeye başka yerden yeniden dahil olmak gibiydi.
Yarışma günü, Adana’nın o kendine has ışığı altında, Sheraton’ın bahçesi adeta yaşayan bir mutfağa dönüşmüştü. Bir yanda genç şef adaylarının heyecanı, diğer yanda mutfağın içinden gelen profesyonellerin sakin özgüveni… Ama hepsinin ortak bir duygusu vardı: kendini anlatma arzusu. Jüri masasına oturduğunuz anda sadece bir değerlendirme sürecine değil, bir hikâye akışına dahil oluyorsunuz.
Önünüze gelen her tabak, bir tariften çok daha fazlası. Bir yorum, bir cesaret denemesi, bazen de bir sınır ihlali. Narenciye kullanımı zorunlu. Ama mesele sadece bir malzemeyi eklemek değil; onu anlamlandırmak. Kimi kabuğuyla oynuyor, kimi aromasını taşıyor, kimi de Adana mutfağının en klasik yemeğine beklenmedik bir dokunuş yapıyor.
İçli köfte geliyor… ama bildiğiniz gibi değil. Analı kızlı… ama başka bir hikâyeye dönüşmüş. Bir tatlı geliyor… tanıdık ama yeniden yazılmış. Her lokmada şunu düşünüyorsunuz: Bu şehir aslında ne kadar büyük bir potansiyelin üzerinde duruyor.
Portakallı Lezzetler Yarışması tam da burada farkını ortaya koyuyor. Çünkü bu yarışma sadece kazananları belirleyen bir platform değil; Adana mutfağını yeniden düşündüren, gençleri cesaretlendiren ve üretimi görünür kılan bir alan. Dokuz yıldır ortaya çıkan tariflerin kayıt altına alınması, arşivlenmesi, fotoğraflanması…
Bu yaklaşım, gastronomiyi sadece mutfakta bırakmayan, onu geleceğe taşıyan bir bakış açısının ürünü. Benim için bu yıl, sadece bir jüri deneyimi değildi. Zamanında büyük emek verilen bir fikrin, yıllar içinde nasıl evrildiğini görmekti. Bir şehir, kendi hikâyesini kurmaya başladığında bunu hemen fark edersiniz.
Adana artık sadece lezzetleriyle değil, o lezzetleri nasıl anlattığıyla da konuşuluyor.Bu yarışma da o anlatının güçlü parçalarından biri. Çünkü burada sadece yemek yapılmıyor; yorumlanıyor, dönüştürülüyor, cesaret ediliyor. Belki de en kıymetlisi şu: Adana artık kendini anlatmak için başkasına ihtiyaç duymuyor. Kendi diliyle, kendi sahnesinde, kendisi anlatıyor.
İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının büyük bir kısmı toplandı; 51 ilde…
Bir topikal bileşenin Botox benzeri sonuçlar verebileceğini iddia etmek, gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor. Gerçekten…
Pazar haftanın en güzel günüdür. Geride kalan günlerin esaretine bir günlük salıverilmedir. Dünyanın bıkkın seyrine,…
L'Occitane en Provence , Provence’daki mimoza mevsiminden ilham alan yeni ve sınırlı sayıda üretilen kokusu…
Karadeniz’in hırçın mavisiyle uysal yeşilinin birleştiği o büyülü eşikte, Doğu Karadeniz’in giriş kapısı Ordu, yalnızca…
Mutfak, sadece malzemelerin bir araya gelip piştiği bir mekan değil; aynı zamanda bir felsefe alanı,…