Türk Mutfağının Kalbi Fransa’da Atıyor

Ayten ve Mehmet’in Hikâyesi:  Türk Mutfağının Kalbi Fransa’da Atıyor

Geçen ay kısa bir Ayvalık tatilim oldu. Plajda, yanı başımdaki şezlongda, Fransızca konuşan çiftle ahbaplık etmeye başladık. Sonuçta senelerdir peşinden koştuğum, çaba gösterdiğim konuyla ilgili olduklarını öğrendim. Elbette sohbet derinleşti, konuşmalar uzadı.

Müşterek konumuz Türk Mutfağı, tüm zenginliğine rağmen yurt dışında az bilinen, az tanıtılan  mutfağımız İşte Fransa’da Türk mutfağını tanıtan, uygulayan, öğreten  iki  Türk.

Bu hikâyenin kahramanları, ellili yaşlarında hayatlarını ve tutkularını paylaşan bir çift:

Ayten ve Mehmet

Ayten’in mutfak serüveni aslında çocuklukta başlamış. Gaziantepli dede 1970 yılında Fransa’ya ilk giden işçilerimizden. Dolayısıyla Ayten orada doğuyor, eğitimini orada tamamlıyor. Çevreye, yeni hayata alışmaları, yeni bir dil öğrenmeleri de zor olmuyor.

Ayten, “Evin büyüğü babaannem, kalabalık aileye kendi mutfağımızdan sofralar kurdu, bu sofralar genişledi, eşe dosta kendi yemeklerimiz hazırlanmaya başladı.

Zaten evlerinin içinde her daim yemek kokuları dolaşır, sofralar hep çeşit çeşit lezzetle dolup taşardı. Sonuçta babam da bir kebapçı açtı” diyor. Kıscası Ayten’in mutfak eğitimi baba mesleğinden geliyor.

Mehmet’in hikâyesi ise daha farklı. Besni doğumlu, henüz 10 yaşlarındayken Fransa’ya göç etmiş ailesi. Gençlik yıllarında bir pizza dükkânında çalışırken hayatın ona büyük bir sürprizi varmış: Ayten’le orada tanışıyor. Bu tanışıklık, kısa sürede hem bir ortaklığa hem de uzun soluklu bir aşka dönüşüyor.

Arkadaşları vasıtasıyla tanışan çiftin beraberliği  için Mehmet, “Ortak arkadaşlarımız sayesinde tanıştık. Daha ilk görüşte birbirimize bağlandık diyebilirim. O an içimizde bir şeyin kıpırdadığını hissettik. İşte o kıvılcım bizi bugünlere getirdi. Tamamen yıldırım aşkı” diyor.

Bugün Fransa Metz‘de birlikte ünlü bir restoranın sahipleri. 50’li yaşlarda çiftin herkesi şaşırtan yanı, beraberliklerinden bugün 5 çocuk sahibi olmaları. Evet her biri okumuş, iş sahibi olmuş hatta bir tanesi evlenmiş 5 evlat. Ayten  gururla, “ Torunum bile var “ deyince hayretim bir kat arttı.

Restoranları Metz şehrine yakın bir banliyöde. 2019 yılında açılmış. Adı “ İmprévu”  yani yaşadıkları gibi (beklenmeyen, öngörülemeyen) demek. Restoran, Türk mutfağı ağırlıklı, ancak müşteri talebine göre diğer mutfaklara da yer veriyorlar.  Mehmet’in tecrübesi olan Pizzeria‘ yı da eklemişler.

Özel menüler yapıyorlar,toplu yemek büfeleri düzenliyorlar. Ayrıca mutfak kursları ile de tanınmışlar. Mesela Lahana turşusu nasıl kurulur, patlıcanın onca çeşit yemeği nelerdir.

Bu konuda Ayten’e neler düşündüğünü soruyorum.

“Fransa’da Türk mutfağı çoğu zaman yalnızca kebap ya da döner üzerinden tanınıyor. Oysa Anadolu’nun bin bir çeşit yemeği, kuşaktan kuşağa aktarılan tarifler ve sofraların etrafında şekillenen kültür çok daha zengin. Biz, işte tam da bu eksikliği görerek yola çıktık. Bize göre  yemek pişirmek yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda köklü bir kültürü yaşatma ve paylaşma sorumluluğu.”

Ayten ve Mehmet‘in  Fransa’da birlikte açtıkları mutfak, yalnızca yemek yapılan bir yer değil; Anadolu’nun inceliğini ve Türk mutfağının derinliğini yaşatan bir köprü. Onların hazırladığı her tabak, biraz memleket özlemini gideriyor, biraz da Fransız dostlarına Türkiye’nin sıcaklığını hissettiriyor.

Yaptıkları  sadece yemek bahane; aynı zamanda iki kültürü bir araya getiren bir gönül yolculuğu. Aşkla yoğrulmuş sofraları, orada yaşayan Türklere  memleketten bir selam, Fransızlara ise keşfedilmemiş bir lezzet hazinesi sunuyor.

Hazırladıkları her tabak, hem kendi memleket özlemlerini dindiriyor hem de çevrelerindeki Fransız dostlarına Türkiye’nin sıcaklığını hissettiriyor. Baharatların kokusu, özenle seçilen malzemeler ve ev yapımı lezzetlerle kurdukları sofralar, Türkiye’den  bir selam, Fransızlar içinse yeni bir keşif oluyor.

– Yirmi yıl uzun bir yol… Bu süreci nasıl tarif edersiniz?
Ayten: Kolay değildi tabii ama sevgi olunca her şey kolaylaşıyor. Biz birlikte büyüdük, birlikte olgunlaştık.
Mehmet: En büyük zenginliğimiz ise çocuklarımız oldu.

– Ailenizin hikâyesini özetleyecek olsanız…
Ayten: Sevgi, emek ve paylaşım.
Mehmet: Ve biraz da Antep mutfağının tadı!

Mutfağımızı,mutfak kültürümüzü ,geleneklerimizi bu kadar güzel,anlatan,öğreten ,sunan çiftimiz örnek olsun.Onlar gibi daha nicelerine ihtiyacımız var.

Sevim Gökyıldız
Sevim Gökyıldız

Sevim’le lezzet dünyası

Recent Posts

Altın düştüğü yerden ayağa kalkıyor

İster sikke ya da külçe olarak yastık altında saklasın, ister banka hesabında ya da borsa…

1 gün ago

Ateşin Karşısında Filizlenen Bir Gelecek

Mutfak, insanoğlunun sadece fiziki gereksinimlerini karşılamak için sığındığı bir mekân değildir. Mutfak; toprağın, emeğin, kültürün…

5 gün ago

Ben Dinlerim, Bana Anlat

Sonra diyorum: “İyi ki siz varsınız.” Yani beni okuyanlar. Baksanıza, Uzun beni araştırmış, yapay zekâya…

1 hafta ago

‘Muhteşem Yedili’ nereye koşuyor?

Kapitalizmin yapısal bunalımdan çıkışında, yapay zekânın öncülüğünde yaşanan dönüşüm biraz kafa karıştırıcı... Devasa yatırımlar, yine…

1 hafta ago

Tatların Ve Dokuların Şiirsel Diyaloğu

Yemek insanoğlunun hafıza, kültür ve estetikle kurduğu en doğrudan temastır. Bir tabağın karşısına geçtiğimizde yalnızca…

2 hafta ago

İlişkilerde İspat Paradoksu

İspat paradoksu. Kendini var edebilmek için, kendine zarar vermek. Bir ilişkide görülmek istemek son derece…

2 hafta ago