‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var’, atalarımız bu sözü boşuna söylememiş. Tek bir çığlık bazen gürültüde kaybolup gider ama binlerce insan aynı anda çığlık attığında o çığlığın karşısında hiçbir duvar ayakta kalamaz.
İşte tam da bu yüzden, o masum canların hakkını ararken bu sözün gücüne her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Gözümüzün içine baka baka, iyilikle mücadele edenlere meydan okur gibi, o masum canlara işkence ediyorlar. Sonra da hiçbir şeyden korkmuyorlarmış gibi bu vahşeti videoya alıp sosyal medyada önümüze fırlatıyorlar. Telefon ekranını her kaydırdığımızda ruhumuzdan bir parça kopuyor, içimiz öfkeyle, derin bir çaresizlikle doluyor.
Peki biz ne yapıyoruz? Her şeyde olduğu gibi, sadece ekrana bakıp kahrolmakla, yorumlarda lanet okumakla kalıyoruz. Tek başımıza söylenip köşemize çekiliyoruz.
Benim elimden ne gelir ki? çaresizliğinin arkasına sığınmayı acilen bırakmak zorundayız. Karşımızdaki kötülük ne kadar organize ve arsızsa, biz bir araya gelerek onlardan daha güçlü olmak zorundayız.
Eğer o canların çığlığına topluca ses olamıyorsak, oturduğumuz yerden iki satır dilekçe yazmaya üşeniyorsak, durup kendi insanlığımızı sorgulamamız gerekir.
Herkes CİMER’e şikayet etsin; inanın bu çok zor bir şey değil. Hiçbir şey yapamıyorsan, dışarı çıkıp o canları korumaya gücün yetmiyorsa bari oturduğun yerden bunu yap! Kolun yorulmaz, hayatından hiçbir şey eksilmez. Sadece 5 dakikanı alır, topu topu 5 dakika!
Telefonu elimizden düşürmediğimiz o saatlerin içinden çalacağımız 5 dakika, bir caninin kapısına polisin dayanmasını sağlayabilir. Siber suçlar, HAYDİ ekipleri, savcılar biz tek tek sustuğumuzda değil; o şikayetler bir çığ gibi büyüyüp önlerine yığıldığında harekete geçiyor. Biz toplu bir dalga yaratmadıkça, o ‘iki elin sesi’ gürlemedikçe adalet yerinden oynamıyor.
Unutmayın; kötülük gücünü sadece zalimin cesaretinden değil, iyilerin eylemsizliğinden, alır. Sessiz kalmak, kafayı çevirmek, ‘nasılsa başkası şikayet eder’ diye beklemek o işkenceye ortak olmaktır.
Artık hepimiz birer adalet neferine dönüşmek, o tek ellerimizi birleştirip devasa bir sese dönüştürmek zorundayız. Gördüğünüz, denk geldiğiniz o hesapları, o videoları tek tek CİMER’e taşıyın. O sessiz canların, o masum gözlerin hatırına, bugün vicdanınızı rahatlatmak ve o büyük koroya katılmak için 5 dakikanızı ayırın.
Sevgi ve merhametle kalın…
Hayatın her alanında karşımıza çıkan bir kavram var: algı yönetimi. Yani insanların olayları sizin istediğiniz…
Başta MSCI (Morgan Stanley Capital International) olmak üzere, uluslararası endeks sağlayıcılarının sert uyarılarının sonrasında, Sermaye…
İstanbul, her sokağında ayrı bir hafıza barındıran büyüleyici bir açık hava müzesi gibidir. Ancak bu…
Önay Yılmaz’dan yeni sürükleyici bir polisiye roman: Pinokyo Kapanı - Yalan Yazarsan Ölürsün Yalan, bazen…
Okula Dönüşte Ebeveynlerin Atıştırmalık Sınavı Başlıyor Okulların açılmasıyla birlikte beslenme çantaları yeniden gündeme gelirken, çocukların…
Gastronomi dünyası uzun yıllar boyunca tabağın estetiği, teknik yetkinlikler veya ticari başarı rakamları üzerinden değerlendirildi.…