“Aşk” çılgınca diye tanımlanan tüm fiziksel ve duygusal dalgalanmaların, hatta fırtınaların hayat bulmuş hali değil mi? Belki hep yarım hissettiğimiz bir yanımızı tamamlayan, tamamladığımız yanılgısını her zaman taşıyan bir hal.
Bu nedenledir ki aşık olduğumuz ve sonra da sevmeye başladığımız kadın ya da erkekle sonsuza kadar bir arada olmak isteriz. En azından tanışmanın ilk günleri, ayları… Yani, keşfedecek çok şeyin olduğu zamanlar için bu doğrudur ama gerçekten yaşamın içinde 24 saat olmasa da 13-14 saat aynı kişiyle burun buruna olmak aşkın doğasına ne kadar uygun sizce?
Mesela, sabah uyandığında somurtkan mısın, kahvaltıdan önce mutlaka kahve mi alırsın? Belki de yemekten hoşlandığınız şeyler, dinlediğiniz müzikler de farklı, örneğin o hep sanattan bahsediyor ve dünyanın içinde bulunduğu çekilmez durumdan, siz ise, sadece anın içinde kalmayı yeğliyorsunuz, bir süre sonra elinizdeki telefon bile ona batmaya başlayabilir ya da diş macununu ortadan sıkması sizi delirtebilir, hijyen onun için, sizin kadar önemli de olmayabilir, akşamları bir kadeh şarap içmek ve müzik dinlemek yerine belki de televizyondaki belgeselleri izlemek onun en büyük keyfidir. Siz, “Doğada keşfedecek çok şey var, paramın yettiğince dünyanın ücra köşelerine düzenlenen turlara katılırım” derken, o, tuttuğu takımın maçını izlemek ya da arkadaşlarıyla bir duble rakı içmek isteyebilir ki bu da en doğal hakkıdır tabii…
Bu savların, yeni aşık olmuş bir çift için ne saçma olasılıklar olduğunu ben de çok iyi biliyorum ama çok değil, 1 yıl sonunda bunların gündeme geleceğini de… Hatta sizi aşık eden o gülümsemesi, dudaklarının kıvrıldığı nokta bile gözünüze batar hale gelebilir. Ne de olsa artık birbirinizi kaybedecek noktada değilsiniz, en azından acabalar yok, hatta artık belki bir arada yaşıyorsunuz. Hani hep bunu istemiştiniz ya… Onun gözlerine bakarak uyanmak ve kokusunu içinize çekerek uyumak ne büyük lüks… Sabah evden çıkıp, akşama yine aynı eve geleceğinizi biliyorsunuz ve bu müthiş bir güven sağlıyor ama o da ne, aşk nereye gitti? Aşk, keşfettiği yerde durabilen, güveni seven, bulunduğu noktada kalmayı, stabil olmayı kaldırabilen bir duygu değil ki…
Aşkın kendisi bir bilmece ve çözdüğünüzde geriye en iyi ihtimalle sevdiğiniz ve hala bu duyguyu korumaya çalışan bir ikili ya da tekli kalıyor ama o kadar. Çünkü bu, aşkı tanıyanlara yetecek bir duygu hali değil. Çünkü aşk, her anlamda kirli çamaşırları görmeyi kaldırmıyor…
Geçtiğimiz günlerde Fazıl Say’ın eşi Ece Dağıstan, evlendikleri halde birlikte yaşamadıklarını, hayatlarını ayrı evlerde sürdürdüklerini belirterek, “Biz sevgililiğe devam ediyoruz. Evlerimizi bile birleştirmedik. Ben Fazıl’a veya o bana, hâlâ sırt çantamızla gelip gidiyoruz.” demişti. Fazıl Say ise “Asla sıkılmayız. Ayrı evlerde yeni aşıklar gibi yaşıyoruz. Herkesin kendi işi, çalışması, hayatının bireyselliği var” sözleriyle eşinin düşüncesine katılmıştı. Onların bu açıklaması her ne kadar büyük tepki görse de aslında aşık olup evlenen ve hayatı sıradanlaşan herkesin içinden “Doğru” dediği bir şey olmalı. Çünkü birlikte yaşamak özlemenin ve merakın önünü tamamen kapatıyor. Oyunu kurallarına göre oynamanın herkesin kabulü olduğu günümüzde belki de açıklamanın bu kadar tepki görmesi bu nedenledir. Bir zamanlar röportaj yaptığım bir psikiyatrın söylediği gibi belkide aşık olduğumuzu düşündüğümüz insanların hayatlarına ipotek koyarak aslında onları hiç de sevmediğimiz, ilgimizi çekmeyen insanlar haline getiriyoruz.
Hala merak edeceğiniz ve onu görünce heyecanlanacağınız bir sevgiliniz olması hayal değil ki.
Geçtiğimiz günlerde, hayli tanınmış bir kafe-restoran zincirinde yaşadığım deneyim, artık yazmadan geçemeyeceğim bir noktaya geldi.…
Daima sinemayla kalmak: 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Herkese yepyeni bir mecradan merhaba!…
Geçtiğimiz hafta, piyasaların en büyük korkusu olan 'yapay zekâ balonu'nun patlayıp patlamayacağı gündemin zirvesindeydi. Tam…
Ekranlarda uzun zamandır seyretmeye değer pek bir şey kalmadı. Aynı bayat konuların, farklı oyuncularla yeniden…
Dr. Turhan Güldaş’ın yeni kitabı “Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat” okurlarla buluştu Kişisel gelişim…
İş dünyasında neredeyse her gün yeni bir ödülle karşılaşıyoruz. Yılın iş insanları, yılın CEO’ları, en…