Ekranlarda uzun zamandır seyretmeye değer pek bir şey kalmadı. Aynı bayat konuların, farklı oyuncularla yeniden ambalajlanıp önümüze sürüldüğü bir döngünün içindeyiz. Geçen akşam YouTube’da gezinirken karşıma ne çıksın, halkın vergileriyle yayın yapan TRT’de yeni bir dizi…
‘Evlilik Güzeldir.’ Hadi bir şans vereyim, belki bu kez yanılırım dedim ama maalesef yine yanılmadım. ‘Evlilik Güzeldir’ dizisinin ilk bölümü tam olarak şu hissi bıraktı bende: Hani masadan tıka basa dolu kalkarsınız da ev sahibi ısrarla tabağınıza bir lokma daha koyar, o lokma boğazınızda düğümlenir ya… İşte öyle bir şey… Kendimi zorlayarak seyrettiğim tam doksan dakika.
Açıkça söylemek gerekirse karşımızda, iktidarın idealize ettiği toplum politikasını ekrana yansıtmaya çalışan, gerçeklikten tamamen kopuk bir kurgu var.
Evliliğin kutsallığını, aile olmanın güzelliğini seyircinin gözüne sokmak için bu kadar kasvetli ve zorlama bir prodüksiyona gerçekten gerek yoktu! Ayrıca, evliliğin güzel bir şey olduğunu anlamak için kimsenin bir televizyon dizisinin öğütlerine ve özellikle senaristin üst perdeden verdiği mesajlara hiç ihtiyacı yok.
Bugün sokakta en az 3 kişiye, evli olan arkadaşlarınıza, ‘Evlilik güzel midir?’ diye sorsanız, alacağınız yanıt: Şimdiki aklım olsa asla evlenmezdim.
Evlilik güzel ama o yuvayı kuracak maddi koşullar yoksa iş çıkmaza giriyor. Gibi gibi… Kısacası bugün Türkiye’de evlilik dediğimiz müessese tamamen ekonomi endeksli bir hale gelmiş durumda. Yani dizideki o parıltılı sahnelerle gerçekler hiç mi hiç uyuşmuyor.
Ev kiralarının, düğün masraflarının, beyaz eşya fiyatlarının kontrolden çıktığı bir düzende gençlere ekran başından ‘Hadi evlenin, evlilik çok güzel’ mesajı pompalamak, toz pembe bir hayal satmaktan başka bir şey değil. Özellikle gençler, gelecek kaygısından, altından kalkamayacakları borçların altına girmekten korktukları için evlenmeye sıcak bakmıyorlar.
İşin bir de çocuk boyutu var ki, orası daha da karanlık… Mevcut ekonomik tabloyu bir anlığına kenara bıraksak bile; dünya genelindeki kaos ortamı, krizler ve geleceksizlik hissiyatı insanı düşündürüyor.
Bugün bu dünyaya çocuk getirmeyi zorlaştıran şey sadece bezi, mamayı alabilmek değil; o çocuğa güvenli, huzurlu ve adil bir gelecek sunamama korkusu. Bu belirsizliğin içine yeni bir hayat sürüklemek, açıkçası doğmamış çocuklara yapılan bir kötülük gibi hissettiriyor. En azından gerçeklikle bağı kopmamış milyonlarca insanın hissettiği şey bu.
Devletin kanalı, halkın vergileriyle yayın yapan TRT’nin yapması gereken; izleyiciye idealize edilmiş, steril ve halkın gündeminden kopuk masallar anlatmak değildir.
Çünkü hayat, dizilerdeki o spot ışıklarıyla aydınlatılmış geniş salonlarda geçmiyor; ay sonunu getirmeye çalışanların küçük mutfağında geçiyor. Şartlar oluşmadıktan, gerçek sorunlara çözüm üretilmedikten sonra, ekrandan istediğiniz kadar ‘evlilik güzeldir’ diye bağırın…
Sizi seyreden de duyan da olmaz!
Sevgi ve merhametle kalın…
Geçtiğimiz hafta, piyasaların en büyük korkusu olan 'yapay zekâ balonu'nun patlayıp patlamayacağı gündemin zirvesindeydi. Tam…
Dr. Turhan Güldaş’ın yeni kitabı “Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat” okurlarla buluştu Kişisel gelişim…
İş dünyasında neredeyse her gün yeni bir ödülle karşılaşıyoruz. Yılın iş insanları, yılın CEO’ları, en…
Mutfak, yalnızca malzemenin işlendiği bir alan değildir. Coğrafyanın, zamanın ve insan zihninin buluştuğu entelektüel bir…
Bir hastanede, günlerdir nedenini bulamadığınız ağrılarınız için bir doktordan diğerine yönlendirildiğinizi, tahliller yaptırdığınızı, sonuç beklerken…
Aile şirketlerinin temsilcileri, 20–21 Kasım’da İzmir’de buluşacak. Zirvede kuşaklar arası geçişten aile ilişkilerine, yatırım kararlarından…