Gözlerinizi kapatın ve ‘katil’ kelimesini düşünün. Aklınıza ilk ne geliyor? Karanlık bir sokakta pusu kurmuş, elinde suç aletiyle bir insanın canına kasteden o gölge figür değil mi? Hukuk kitapları da ana haber bültenleri de bize katilliği hep böyle öğretti: Bir insanın, bir başka insanın yaşam hakkını elinden alması.
Soruyorum size: Bir canı hayattan koparana ‘katil‘ demek için, o canın mutlaka iki bacağının üzerinde yürümesi, konuşabilmesi ya da bizimle aynı dili paylaşması mı gerekir?
Sokakta kendi halinde yaşayan bir köpeği zehirleyen, bir kediyi işkenceyle katleden, sırf zevk için bir kuşu sapanla vuran adamın elindeki kanla, bir insanı hayattan koparanın elindeki kan arasında ne fark var?
Bir canlının yaşam hakkını, onun savunmasızlığından faydalanarak zorla elinden alan herkes, kelimenin tam anlamıyla KATİLDİR. Bunun ‘ama’sı, ‘fakat’ı, ‘o sadece bir hayvandı’ diye hafifletilecek bir tarafı yoktur.
Ne acı! Biz insanoğlu kibrimiz yüzünden cinayeti bile sınıflara ayırdık. Bir ağacı kökünden söken baltaya, bir ormanı rant uğruna küle çevirenlere, denizleri zehirleyip binlerce canlıyı nefessiz bırakarak öldürenlere ‘çevre felaketi’ deyip geçiyoruz. Hayır efendim, bu bir felaket değil; bu kasıtlı, planlı bir katliamdır!
Evrendeki muazzam dengenin bir parçası olan, acıyı hisseden, korkuyu bilen, yaşamak için çırpınan herhangi bir canlıyı katledenlerin adı katil değil de nedir?
Bir canı yok etmek için illaki tetik çekmek de gerekmez bazen. Görmezden gelmek, yasaları uygulamamak, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyerek sırtını dönmek de o suça ortak olmak demektir. Sokaktaki can dostlarımız vahşice katledilirken kafasını çeviren toplum da, bu vahşete caydırıcı cezalar vermeyen sistem de o suç aletinin sapından tutmuyor mu?
Gelin, kelimelerin arkasına saklanmayı bırakalım. Can candır. Acı acıdır. Ve yaşamı barbarca gasp eden herkes, kurbanının türü ne olursa olsun katildir. Kendimize ‘insan’ demeye devam etmek istiyorsak, önce katile katil demeyi, sonra da her canlının yaşam hakkını kendi hayatımız gibi savunmayı öğrenmek zorundayız.
Adaletin olmadığı yerde, bir sonraki kurbanın kim olacağını asla bilemezsiniz.
Sevgi ve merhametle kalın…
Bir bardak çay içiyoruz 100 -150 lira. Pahalı mı? Elbette pahalı. Ama çoğumuz artık bunun…
Evlerin değişen ihtiyaçlarına yönelik teknolojiler geliştiren Beko, şimdi odağına evcil dostlarımızla paylaştığımız hayatı alıyor. Marka,…
Bilim ile estetiğin kesiştiği yerde kendine özgü bir ürkütücülük var. Güzelleşmek uğruna bedenimizi yeniden şekillendiriyor,…
Sonsuz boşunalık hissini silkelemeye çabaladığım zamanlarda, güya karamsarlığıma boyun eğmeyip dışımdaki bir yola hareketlenmeye özeniyorum.…
Fon skandalının ardından yaşananlar, büyük olasılıkla Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük utanmazlığı olarak hatırlanacak. Mesela,…
Karadeniz’in dik yamaçlarına tutunan yeşil dalgalar, yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün bir kültürün nefes alıp…