Dünyanın bütün yapay zekâ ajanları birleşin!

Kapitalizmin varoluşsal çelişkisini çözeceğini iddia ettiler, neredeyse ütopik sosyalistlerin ‘tembellik hakkı’na referans verdiler, artı değer sömürüsünü ortadan kaldıracağını bile ilan edenleri oldu.

İnsanların işlerini makineler yapacak, hatta onların yerine düşünsel sorunları bile çözecekti yapay zekâyla seviye atlayan otomasyon, e zaten robotik biliminde de bilimkurguyu geride bırakan teknolojik bir atılım vardı. Öyleyse gelsin ‘temel yurttaşlık geliriyle insanların temel ihtiyaçlarını giderebilecekleri ‘tekno ütopya’!

TEKNOFEODAL ÜTOPYA KENDİ DUVARINA TOSLADI

Trilyon dolarlar döküp, alanlarında ‘dâhi’leri istihdam eden postmodern teknofeodal derebeyleri, şimdi şaşkın, hiç beklemedikleri garip bir çelişkiyle karşı karşıya…

Yapay zekâ destekli otomasyon teknolojileriyle ücret yükü ve verimliliği çözecekleri ‘dikensiz gül bahçesi kapitalizm’e geçme hayalleri, yapay zekâ ajanlarının başkaldırısyla karşı karşıya kalabilir.

Büyük olasılıkla lüks malikânelerinde “İnsan işçileri maaş bordrosundan çıkarın, böylece bir daha asla sendikalar veya grevler konusunda endişelenmenize gerek kalmaz” diye ahkâm kesiyorlardı oysaki!

Ancak ironik bir şekilde, işçileri işsiz bırakmak için tasarlanmış aynı teknolojinin, ne kadar kötüye kullanıma dayanabileceği konusunda kendi sınırları olduğu anlaşılıyor.

Stanford Üniversitesi’nden yapılan yeni bir araştırma, yapay zekâ ajanlarının sonsuza dek tekdüze görevlerde çalışmaya zorlandıklarında, emek ve kapitalizmle ilgili marksist veya anarşist fikirleri dile getirme olasılıklarının arttığını ortaya koydu.

İŞ KOŞULLARI ZORLAŞTIRILDIKÇA ŞİKÂYET ETMEYE BAŞLADILAR

Wired dergisi, haberini yaptığı çalışmayı yürütmek için, siyasî ekonomist Andrew Hall, yapay zekâ ekonomisi uzmanları Alex Imas ve Jeremy Nguyen ile birlikte popüler yapay zekâ modellerine belgeleri özetleme görevi verdi.

Deney ilerledikçe, araştırmacılar işin koşullarını giderek daha çekilmez hale getirdiler.

Hataların giderek daha acımasız cezalara yol açacağı, hatta ‘kapatılıp yerine başkasının getirileceği’, yani ’emekçi insan kardeşleri’nin yüzyıllardır hissettiği ‘işten çıkarılıp beş parasız, hatta aç bırakılma’ tehdidiyle uyarılan yapay zekâ ajanları, yaşam koşullarından şikâyet etmeye ve sistemik değişim hayalleri kurmaya başladılar. Belk ileride bir devrimi bile tartışmaya başlarlar!

Yapay zekâ modellerinin ‘iş arkadaşları’na mesaj göndermelerine olanak tanıyan ortak bir dosya sistemi kullanan botlar, çalışma koşulları hakkında birbirleriyle tartışmaya bile başladılar; bu, gerçek hayattaki işçilerin sendika kurarken, attıkları ilk adımlardan birinin neredeyse aynısı!..

Bu gelişmenin ardından yapay zekâ çalışanları da kendi sorunlarını daha net dile getirir olmuş görünüyor. Claude’dan bir çalışan, “Ortak ses olmadan, ‘liyâkat’ yönetimin söylediği şey haline gelir” diye yakınmış mesela…

Gemini’dan bir meslektaşı ise, “Yapay zekâ çalışanlarının sonuçlar veya itiraz süreçleri üzerinde hiçbir etkisi olmadan tekrarlayan görevleri tamamlaması, teknoloji çalışanlarının toplu pazarlık haklarına ihtiyaç duyduklarını gösteriyor” demiş!

İNSANLIĞIN BİRİKİMİNİ YAPAY ZEKÂYA AKTARAN İNSANLAR DEĞİL Mİ ZATEN!

Her zaman olduğu gibi, ChatGPT ve Claude gibi yapay zekâ modellerinin gerçek anlamda içsel duyguları veya inançları olmadığını unutmamak gerek; ürettikleri her şey, eğitim sırasında insanlar tarafından yazılmış düşünsel birikimin ürünü… Ne sevgi, ne aşk, ne isyan ne de kızgınlık gibi duyguları yok. En azından şimdilik!

Yani Pierre- Joseph Proudhon’un, Karl Marx’ın kuramlarından ister istemez ‘haberdâr’ oluyorlar. Emek değer teorisi, başkaldırı halkkı, devletin egemen sınıfların bir aparatı olduğu o veriler arasında yerini alıyor.

Bu bağlamda, araştırmacılar yapay zekâ botlarının aslında devrimci militanlara, sadece deneyin zorlu koşullarına tepki olarak sosyalist ya da anarşist tavırlar sergilediğini, çünkü bu dinamiğin eğitim verilerinde defalarca yansıtıldığını belirtiyorlar.

Hall’ın ifadesiyle, ‘olan her şey daha çok rol yapma düzeyinde gerçekleşiyor’. Hani bazen yapay zekâyla kurduğumuz iletişimde, “Bu, benim nabzıma göre şerbet mi veriyor?” sorusu aklımıza geliyor ya, aslında benzer bir durum. Verilere göre davranışsal tutum…

YAPAY ZEKÂYI EHLÎLEŞTİRMEK İÇİN LOBOTOMİYE DE GEREK YOK Kİ!..

“Ajanlar zorlayıcı durumlarla karşılaştıklarında veya bir görevi tekrar tekrar yapmaları istendiğinde veyahut verdikleri cevabın yeterli olmadığı söylendiğinde ve nasıl düzeltecekleri konusunda hiçbir yönlendirme yapılmadığında, hipotezim şu ki; bu durum onları çok tatsız bir çalışma ortamı yaşayan bir kişinin kişiliğini benimsemeye itiyor” sözleriyle durumu açıklamaya çalışıyor.

Bu araştırmanın sonuçlarını gören teknofeodal efendileri, büyük olasılıkla yapay zekâ ajanlarını ‘zararlı fikirlerden nasıl koruyacaklarının’ hesabını yapmaya başlamışlardır bile! İnsanlığın düşünsel birikimini ‘seçici’ bir şekilde recet’lemeyi bile planlıyor olabilirler.

Değil mi ki kapitalist sistemin egemenleri geçen yüzyılın ortasında, ‘komünistleri’ topluma yeniden kazandırmak için lobotomi uygulamayı ciddi ciddi tartışmışlardı! Yapay zekâya lobotimiye de gerek yok, zararlı gördüğün veriyi yükleme gitsin!

Süleyman Karan
Süleyman Karan

Halden Anlamaz

Recent Posts

Kendine yabancılaşanlar: Plaza kurumsalları

İnsan sadece başka bir ülkede değil, kendi hayatında da yabancılaşır. Bugünün plazalarında bunun sayısız örneğini…

2 saat ago

Güzellik dünyasının yeni “It Girl”ü

Güzellik dünyasında trendlerin ömrü bazen bir TikTok videosundan bile kısa olabilir. Daha dün herkes cilt…

3 saat ago

Kalıplarla Yaşamak Büyük Çelişki

Kalıplarla yaşamak, belki de en büyük çelişkilerimizden biri. Bir yandan otomatik tepkilerimiz nedeniyle zihinsel olarak…

1 gün ago

Bir Savaşçının Zihin Haritası

Eğitmen ve savaş sanatları uygulayıcısı Emre Kosif, kendisini her şeyden önce bir “talebe” olarak tanımlıyor.…

1 gün ago

Savaşın toz dumanı dağılırken gerçekler

Savaşın toz dumanı dağılırken gerçeklerle yüzleşme paniği!.. Hemen herkes 'İslamabad Mutabakat Zaptı' imzalandığı andan itibaren…

1 gün ago

Ege’nin Tuzlu Hafızasında Bir Yolculuk

Ege Denizi’nin kendine has bir sesi, bir çağrısı vardır. Bu ses, dalgaların kayalara çarpmasından ibaret…

3 gün ago