Şu cehennem sıcaklarında hemen herkes klimaları sabahtan akşama kadar açık tutuyor. Orman yangınlarını izlerken, serin bir odada bulunmanın keyfini yaşıyoruz! Bu sırada elektrik tüketimi müthiş artıyor. Küresel iklim krizinden kendimizi korumak için, ironik bir biçimde karbon salımını artıran bir döngü içinde küresel ısınmaya katkıda bulunuyoruz.
Ağır mı oldu? Olsun!.. Zira klimaların harcadığı elektriğin önemli bir bölümü hidrokarbon temelli enerji kaynaklarından üretiliyor. Türkiye gibi gibi ülkelerde linyit ve doğalgaz santrallerinden… Aslına bakarsanız, yine kömür ve doğalgazla serinlemeye çalışıyoruz!
Oysaki bundan bin yıllar öncesinde, bugünkü bilimsel gelişmişlik seviyemizin çok çok gerisinde olan Persler ve Mısırlılar, sıfır karbon salımıyla serinleten klimalara sahiplermiş. Çöl ortamında bile mimarî çözümlerle serin mekânlarda yaşayabiliyorlarmış.
Nereden mi biliyoruz? İran’ın Yezd şehrindeki o kuleli antik yapılardan… Yezd, siluetinde yüzlerce geleneksel unsura ev sahipliği yapan ‘rüzgâr kuleleri şehri’ olarak biliniyor. Ve o kuleler hâlâ işlevini yerine getiriyor.
‘Rüzgâr kulesi’ ya da ‘rüzgâr kepçesi’, ‘malkaf’ veya ‘badgir’ olarak da bilinen rüzgâr yakalayıcılar, aşırı sıcak iklime sahip ülkelerde binlerce yıldır kullanılan geleneksel bir soğutma mimarî elemanı…
Bazı tarihçiler ve arkeologlar, kül izi bulunmayan baca benzeri yapılara sahip MÖ 3.000’den kalma bir Pers ateş tapınağının kalıntılarını keşfettikten sonra, rüzgâr kepçelerinin mucitlerinin Persler olduğunu ileri sürmeye başlamış.
Bazı tarihçiler ise MÖ 1.300’e tarihlenen resimlerin Firavun Nebamun’un ikametgâhının tepesinde üçgen elemanlar göstermesi sebebiyle ilk rüzgâr kepçesinin Mısır’da geliştirildiğine ikna olmuş. Bunların ilk kez Kuzey Afrika çöllerinde, özellikle de Mısır’da inşa edildiği görüşündeler.
Yıllar geçtikçe, pasif ve verimli havalandırma sağlama yöntemleri nedeniyle rüzgâr kepçeleri Kuzey Afrika, Batı ve İç Asya ülkelerinde yaygınlaşmış. Ancak, verimliliği bölgeye ve iklim koşullarına göre değişen, bölgeye özgü bir yapı olduğundan, her bölgede kulenin tasarımı kendi çevresel özelliklerine göre uyarlanmış.
Aslında bu rüzgâr kepçelerinin işleyiş prensibi basit bir doğal olguya dayanıyor. Havanın hareketine… Sıcak havanın yükselmesi ve soğuk havanın alçalması kuralına göre işlevini yerine getiriyorlar.
Kısaca işleyişi özetleyelim… Kara üzerindeki hava ısındıkça yükselir ve alçak basınç alanı meydana getirir. Yükselmeye devam ettikçe soğur ve su yüzeylerine doğru hareket eder, orada alçalarak yüksek basınç alanı oluşturur ve soğuk havayı karaya doğru iter. Bu alanların hareketi rüzgârı oluşturur.
Rüzgâr kepçesi; evlerin, camilerin veya depo odalarının çatılarına inşa edilen ve serin esintiyi yakalayıp aşağıya, iç mekâna doğru yönlendirmek için kullanılan, kil, ahşap veya tuğladan yapılmış baca benzeri bir yapı.
Bu kuleler, yüksek seviyelerde dolaşan serin rüzgârı, yalnızca gelen rüzgârın karşı tarafındaki şaftı açık bırakarak, eğik kenarlı dikey açıklıklar aracılığıyla aşağı doğru yönlendirerek çalışır. Soğuk hava mekâna girdiğinde, iç mekânda dolaşan sıcak hava, rüzgâr kepçesinin karşı tarafında oluşturulan açıklıklardan dışarı itilir.
Soğuk esintinin olmadığı bölgelerde, rüzgâr kepçeleri baca görevi görür ve sıcak havayı kulenin açıklıklarından yukarı ve dışarı iterek evin iç ortamını düzenler.
Rüzgâr kepçelerinin farklı ülkelere yayılması, tasarımlarında değişikliklere yol açarak tek yönlü, çift yönlü, çok yönlü ve bazı durumlarda silindirik yapıların ortaya çıkmasına neden olmuş; bunların hepsi rüzgâr yönüne ve binanın tam konumuna bağlı olarak tasarlanmış.
Her duruma uygun tek bir tasarım olmasa da, geleneksel bir rüzgâr kepçesi, dört yönlü/eğik açıklığa ve ara sıra iç kanatlara veya şaftlara sahip kare kesitli dikey bir kule. Kulenin yüksekliği, kenar sayısı, açıklık sayısı ve iç kanatların sayısı ve konumu, rüzgâr kepçesinin verimliliğini etkileyerek hava akışının hızını ve türbülansını etkiliyor.
Belirli bir bölgedeki rüzgâr tek bir taraftan esiyorsa, rüzgâr yakalayıcının yalnızca tek bir aşağı doğru açıklığa ihtiyacı oluyor. Bu tip yapılara tek yönlü rüzgâr kepçesi’ adı veriliyor.
Değişken rüzgâr yönlerine sahip bir alana inşa ediliyorsa, kuleyi havayı toplayan, yönlendiren ve binaya bırakan iki dikey bölüme ayırmak için iç duvarlar veya kanatlar entegre edilmiş bir form taşıyor, bunlara da ‘çift yönlü rüzgâr kepçesi’ deniyor.
İran, Mısır gibi çok sıcak olan bölgelerde ise rüzgâr kepçeleri, dört, altı veya sekiz kenarlı ve birden fazla iç kat ve kesite sahip olarak inşa ediliyor. Anlaşılacağı üzere bunlar da ‘çok yönlü rüzgâr kepçesi’…
Enerji tüketimini ve karbon ayak izini azaltmak için pek çok çözümün peşinde koştuğumuz günümüzde, rüzgâr kepçesi örneğinde olduğu gibi, geleneksel ve sıfır karbon salımıyla işlevini yerine getiren çözümler üretmek, hem orta vadede maliyetini kolayca karşılayan hem de çevreyi koruyan bir çözüm.
Doğal havalandırma, daha ekolojik olmasının yanı sıra daha uygun maliyetli ve rüzgâr, iç mekân ve çevresinin sıcaklığı gibi doğal dış etkenlere dayanabiliyor. Bu pasif havalandırma çözümlerinden bazıları tek taraflı havalandırma, çapraz havalandırma, baca havalandırması ve baca etkisiyle işliyor.
Çeşitli araştılışmalar, özellikle rüzgâr sirkülasyonunun kısıtlı olduğu yoğun alanlarda, rüzgâr kepçelerinin pencerelerden daha verimli olduğunu ortaya koymuş.
Daha çağdaş projelerde, sensör kontrollü paneller veya güneş enerjili fanlar kullanan ve yarı pasif soğutma sistemleri sağlayan otomatik rüzgâr yakalayıcılar kullanılıyor.
Kil, tuğla ve ahşap yerine, bu yapılar artık beton, alüminyum, çelik, ahşap ve taştan inşa edilerek kule daha modern bir bağlamda yeniden tasarlanıyor. Üreticiler, yağmur ve karın bacaya girmesini engelleyen dahili panjurlara sahip ticari rüzgâr kepçeleri bile üretmiş.
Bu örnekten yola çıkarak hâlâ sermayenin ‘yeşil aklama’ masallarına kanarak A sınıfı klimalar satın alıp vicdanımızı rahatlatmak pek de mantıklı ve ahlakî bir davranış olmasa gerek! O A sınıfı klimanın da büyük olasılıkla harcadığı elektrik bir doğalgaz ya da linyit santralinden geliyor.
Tıpkı binbir reklamla cilalanmış o elektrikli otomobillerin şarj istasyonlarına gelen elektrik nereden geliyorsa oradan işte! Bir ev yaptırıyorsanız, bilimin son olanaklarından yararlanılarak tasarlanmış bir rüzgâr kepçesi arayışına girip temiz serinlemek elinizde… Bir kez daha düşünün!
Su içsem yarıyor” sözü aslında sanıldığı kadar abartı olmayabilir. Lipödem konusunda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden…
Kalissa Beauty & Wellness’tan zayıflama sürecine bütüncül yaklaşım Sağlıklı ve kalıcı kilo kontrolü, yalnızca kilo…
Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen haberler, toplum olarak uzun süredir görmezden geldiğimiz bir gerçeği…
Yemeğin sadece biyolojik bir ihtiyaç olduğunu düşünmek, büyük bir yanılgıdır. Tabağımıza gelen her lokma, aslında…
İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının büyük bir kısmı toplandı; 51 ilde…
Bir topikal bileşenin Botox benzeri sonuçlar verebileceğini iddia etmek, gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor. Gerçekten…