Aşkın tek bencilliği kendi şiirini istemesidir

Aşıkların karşılık görmeyeni, yüreğine taş bağlayıp derin sulara bırakır kendini. Ayrılıktan azade bir beraberliğin başlangıcıdır bu. Sürüp giden yolların nihayetine, yanından eksik etmeyeceği bir eşlikçidir artık. Birlikte söylenmiş bir şarkı, karşılıklı okunan bir şiir, bir doğum günü kutlaması eksiği olabilir.

Karşılık bulamayan aşık, çevresindeki varlıktan payını almış gibi hisseder yine de. Üzerinde bağbozumu yorgunluğu vardır. Hasat bitmiş, gece ateşleri yakılmaya, çevresinde gölgeler toplanmaya başlamıştır. Geceleri yol alan bir kervanda yerini alır; kıyı kıyı, için için gidilecek yolun yolcusudur artık.

Karşılık göremeyen aşık, sevdiğinden bu yolculuk için ayrıldığını düşünse bile, bu doğrudur. Yolculuk her adımında onu kaybetme korkusundan bir uzaklaşmadır aynı zamanda. ‘’ Bülbülün gül ile har(diken) davası var’’ dendiğinde, karşılıksız sevi yaşamın ta kendisi olur.

Yolculuk söz ile gider, sözün açtığı, saptığı, soluklandığı, terlediği yolda ilerler. Hem yükü de sözdür; söylenmiş, söylenmemiş onca söz. Söylenmemiş sözlere söyleyecek bir şey yoktur, gecenin kenarına, yorgunluktan başı düşmüş bir kalemin etrafına toplaşıp bekleşirler.

Yine de bilindik haliyle aşık, gece vakti uykudan eksilir. Okuduğu tüm şiirlerin böyle yazıldığı; daha doğrusu yazılmadan önce esen rüzgarla pencereden girdiği, bir bebeğin gülüşüne iliştiği, havaya atılan dizelerin kelebek öpüşleri ile dallara dizildiği söylenmiştir.

Sobaya atılan dizelerin dumanı- külü ile savrulup, dünyanın her yerine ulaşabilecek özgürlüğe kavuştuğu da olmuştur. Karşılık bulamayan aşık simitin yarısının kendine düştüğünü bilir, diğer yarısı dize dize dökülür önüne. Aslında verilen görevi sevmez dizeler, nazlanır, oyalanır.

İşi avareliğe vurur kimileri. Esinler ve mevsimler boyu dolaşmak isterler. Aşkın tek bencilliği kendi şiirini istemesidir. Kolay değil şiir halleri, yükü, geçimsizliği ile kalmak. Bazen kovulup sokağa atılır gece ve şiir yarısı. Gece herkes ölmüş gibi gösterir de, ölmüşleri sokaklara göz önüne çıkartır.

Çoğunu rüzgar uçursa bile ortada birkaç kağıt parçası her zaman bulunur. Kiminin üzerinde bir parça kül, bisküvi kırıntısı, birkaç çay damlası olur.

Yarasalar gibi görmediklerini geceden sanır aşkın sözcükleri, ay ışığında bir görünür, kaybolurlar. Gece korkutmak için indiğinde, birkaç dize mırıldanıp savuşturunca korkunu, içini okuyup yıldızlara açar gözünü. Korkup kapatınca gözleri, uykuda geçer birçoğunun geceleri. Sabaha hazırlanan bir yaprak, suya uzanan kök kadar sakince filizlenir dizeler. Aşk karşılığını şiirde bulur.

Safa Özkızıltan
Safa Özkızıltan

Esin Pireleri

Recent Posts

Sadece 5 Dakikada Adalet!

'Bir elin nesi var, iki elin sesi var', atalarımız bu sözü boşuna söylememiş. Tek bir…

19 saat ago

‘Güvenli limanlar’ sığınak değil!

Demek ki neymiş; 'güvenli limanlar' her fırtınada sığınak olmuyormuş! 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail saldırılarına,…

3 gün ago

Babamı orada bıraktım, orada buluyorum

Aklımın yazdığını, yüreğim bozuyor bazen. Yalanlayıp, mahcup ettiği yok ama birilerinin gözüne gireceğim diye ışıltısı,…

3 gün ago

Geçmişten Geleceğe Ulaşan Evrensel İzler

Masaya gelen her tabak, aslında toprağın zamana yazdığı sessiz bir mektuptur; insanın coğrafyayla kurduğu en…

5 gün ago

Konutun kaderini artık faizler belirlemiyor

Türkiye’de konut piyasası son yıllarda yalnızca fiyat artışlarıyla değil, erişilebilirlik sorunu, finansmana ulaşım güçlüğü ve…

7 gün ago

Ve kedilerin sessiz tanıklığı…

Bahanelerin arkasına gizlenen hayatlar ve kedilerin sessiz tanıklığı... ​İnsanoğlu; kendini korumak, konfor alanından uzaklaşmamak ve…

1 hafta ago