Leblebi, ucuz şarap, ‘çokkatmanlı’ cehalet

Plastik sanatlara ilginiz varsa ve biraz da bilginiz, yani sergiye gittiğinizde gerçekten resimlere bakmaya, görmeye ve okumaya istekliyseniz, hemen söyleyeyim, sergi açılışına gitmemelisiniz! Bir önerim daha olacak, o sergiye gitmeden önce ‘kültür-sanat servisleri’nin yorumlarını okumayın, zira genelde resim sanatıyla ilgili ve o ressamın resimleriyle ilgili zerre bir şey öğrenemezsiniz!..

İyi ihtimal sergiye ilişkin basın bültenini bir giriş ve bir de sonuç cümlesiyle yapıştırırlar, kötü ihtimal o bültenin arasına öyle cümleler yedirirler ki, plastik sanatlardan soğursunuz. Hani bu kadar seçmece kültürsüz nereden bulunur da bu servisler kurulur, cidden bir muamma!

Ele gelecek tek bir analitik değerlendirme aramayın, istisnalar kaideyi bozmaz, bulamazsınız. Bulacağınız, ‘kavramsal’, ‘bütüncül’, ‘çokkatmanlı’, ‘öteki’, ‘bağlam’, ‘imge’, gibi ardı ardına sıralanmış, Çin fal kurabiyesi tekerlemelerinden öteye geçmeyen, kulaktan kulağa oyununda son oyuncunun ağzından çıkan bir abuklamadır genelde!

“MUHTEŞEM”, “ŞAHANE”, “BENİ İÇİNE ALDI!”

Zaten açılışa gelenlerin çoğu bunları okumaz. Okuyanın çoğu son oyuncu gibi, abuk sabuk iki cümle eder, genelde diğerlerinin ‘muhteşem’, ‘şahane’, ‘çok etkileyici’ ve bir de “Beni içine aldı” gibi müthiş yorumları olur.

Asıl mesele, kuruyemiş tabağına ve şaraba odaklanmaktır. O kuruyemiş tabağı da galerilere göre değişkenlik gösterir! Söz gelimi Nişantaşı galerilerinde daha zengindir, Galata’nın ara sokaklarındakilerle sarı leblebiyle beyaz leblebi tek kale maç yapar.

RESİMSEVER KADEHİ NASIL TUTMALI?

Asıl mesele şaraptır ama… Çünkü resimden anlayan şaraptan da anlar, bu kuraldır yani! Biraz yontulmuş olanları, şarap izdihamında sakin durmaya çalışır. Mesela, garsona doğru gitmeyeceksin, garsonun yaklaşmasını bekleyeceksin, bir el işaretiyle şarabını alacaksın! Eğer ki havalı olmak istiyorsan, o şarap kadehini öyle havada kapmayacaksın, narin bir hareketle sapından üç parmağınla tutup tepsiden çekip alacaksın!

Buna önceden çalışmış ya da Contemporary’de ‘sosyetik’ halleri izleyip taklit etme becerisini geliştirmiş olanları, bir basamak daha atlamak için iki hareket daha çekmeyi de unutmazlar. Bir, kadehi burnuna doğur götürüp bir koklayacaksın… İki, ilk yudumda ağzında şöyle bir çalkalayacaksın! Sonra da başınla, beğendiğine dair bir hareket tabii ki… E iyi de o şarabın etiketinde ya Arcadia yazıyor ya da Angora, dökme şaraptan iki tık iyi, Petrus falan değil ki kardeşim! Neyin degüstatörü, neyin somölyesisin sen!?
İKİ RESiME GÖZ ATARMIŞ,
BİRİNE DE DALARMIŞ GİBİ YAP!

Tabii bu sonuçta bir resim ya da heykel sergisi… Yani şarabı kaptın, leblebiyi de stokladın, biraz da resimlere bakmak gerek değil mi? Elinde şarap kadehi, yüzünde ciddi bir ifadeyle, resimlerin önünden geçmek gerek!

Bunun da öğrenilmiş kuralları vardır, öyle her resmin başında far tutulmuş tavşan gibi durmayacak, bazılarına şöyle bir bakıp geçeceksin, iki resim atlayarak üçüncüde, müthiş etkilenmiş bir pozla öyle bakakalacaksın.

Yüzünde şoke olmuş bir ifade donup kalmalı, kadeh bir elde sıkı sıkıya tutulacak, kollar birleşecek, öyle bakakalınacak. Erkekseniz, mümkünse sizi fark edecek bir kadın var mı yakınlarda kollanacak, ona göre konumlanılacak ki, hani belki bir ihtimal!.. Hiç cinsiyetçilik yapmayalım, bu popülasyonun erkeği de dişisi de aynı seviyede diyeceğim ama diyemiyorum!

BUTİK AÇAMADINSA, RESSAM OL!

Sebep, yaşı geçkince resim kursuna gitmiş, genelde nötürmort resmin artık komik olduğunu fark ettiğinden, suyunun suyu pop-art tablolar ‘yaratan’ hanımlar! Bunlar eskiden butik açmaya üşenen zengin ailelerden gelirdi, şimdilerde emekli öğretmeninden subay eşlerine her çeşidi var. Yani sınıfsal açıdan eşitlik üç aşağı beş yukarı sağlanmış gibi…

Bunların orta gelir grubundan gelenlerini makyaj ve saçlarından tanımak mümkün, hemen hayat kurtaran bir tüyo vereyim, cart kırmızı ruj ve dip boyası gelmiş sarı saç gördünüz mü, ikileyin. Yakalanırsanız, vücut kimyanızın normalleşmesi ve sanata düşman olma eğiliminizin geçmesi uzun sürebilir.

Zira, o ayak üstü sohbetlerde, öyle abuk sabuk cümleler duyabilirsiniz ki, öjenik olmamak için çok çabalamanız gerekir. Biraz daha zengin olanlarını kıyafetlerinden tanıyabilirsiniz. Markadır, kumaşı kalitelidir ve üstlerinde çok net biçimde eğreti durur. Zira vücut malumdur, mankende güzel duran, her yerde öyle durmaz!

AKIL SAĞLIĞINIZI KORUMAK İÇİN…

Özellikle kırmızı ruj ve sarı saç, biraz tehlikeli olabilir. Bir yakalarlar ve konuşmaya başlarlarsa, akıl sağlığınız risk altında demektir. Böylesi durumlara yönelik bir önerim var, başınızdan savmak için malumatfuruş kültürünüzü kullanın! Mesela, “Sanki biraz fovist esintiler var, değil mi?” deyin taboda gerekli gereksiz bir yeri işaret ederek!..

İlk bön bakışı yakaladığınızda, biraz ilerleyin, “Bu tabloda hiperrealistik bir izlek yakaladım. Sizce de öyle değil mi?” deyiverin. Biraz sonra, o canı sıkkın, boya yiyici, tuvale işkence eden hanım yanınızdan kendi dişine göre birini bulmak üzere ikileyecektir!

KALDIRIMIN SANATÇI ADAYLARI

Benim bu hırsım biraz da mahalle kaynaklı onu da belirteyim. Zira Teşvikiye’de yaşayıp da sergi müptelalarına denk gelmeme imkanınız yok. Salonda değil, o dar kaldırımlarda… Sergi diyelim saat 19.00’da açılacak. Nasıl bir maharetse bu, saat 18.30’da elinde şarap kadehleriyle kaldırımları işgal edebiliyorlar. Hani sanat için buradalar ya, en basit kentli olma kuralına uymak zorunda değiller. Bir sürü gibi tüm kaldırıma yayılmak şart. Ya galerideki resimler?.. E onlara da bir ara bakar gibi yapacaklar işte.

Burada özel bir tipolojiden söz etmeden geçmemek lazım, Mimar Sinan Üniversitesi’nin taşradan kopup gelip, çiçek açan öğrencileri! “Stilde kombin faciası nedir?” sorusunun canlı örnekleri… Şöyle bir kanı var sanırım, “Ne kadar abuk giyinirsen o kadar sanatçısın”. Gençler de buradan yürüyor. Tabii beleş içki de onlar için işin bonusu.

SANAT MAFYASI VOLTRANI

Şimdi gelelim işin ekonomisine… Eğer ki ‘satan’ bir ressam değilseniz, genelde galeriye bir şeyler ödeyeceksiniz. Galeri sahibi, genelde ipek halı ya da duvar haısı ölçütlere sahip olur, “Büyük tablo yap ki, yüksek fiyat koyalım” der. Metrekare hesabı takılmak karlıdır, öneri doğrudur bu arada…

Dikkat ederseniz, iki model resim oluyor. Birincisi, eğer ilk sergilerinizdense eşe, dosta, akrabaya kakalanacak küçük boyutlar. Hasbelkader, bir koleksiyoner ışık görür de alır diye bir umut büyük boylar da öyle asılı beklemeli ama… Eğer galerici iyi bir pazarlamacıysa ya da ressamı destekleyecek sanat mafyası voltranı kurulmuşsa, onlardan da bir ikisi satılabilir.

Sanat mafyası voltranı, öyle silahlı külahlı değil, silahları galerisi, çevresi, kalemi ve yazacak yeri olan bir üçlü, yani galerici, sanat piyasası PR’cısı ve akademisyenlerle eleştirmenler. Genelde bu son ikisi bir kişide vücut bulur ve onun da mutlaka bir galericiyle çıkar ilişkisi vardır. Yine bu son tayfa, hani o birbirine benzer basın bülteni, tanıtım metinleri var ya, onları da yazar.

ALIN SİZE EKSPRESYONİST BİR YERLEŞTİRME

İşte bizim plastik sanatlar piyasası böyle işliyor. Plastik sanatlar dediysek, malumunuz çoğunlukla resim. Burada hiç yerleştirmelere girmek istemiyorum, zira insanın ağzı bozulur. Birkaç küratörün saçma diktatoryası altında bir abuklama genel olarak deyip keseyim.
Yani ucuz şarap ve leblebi sergi açılışlarına çok yakışıyor. Hele ki o sanatseverlerin ellerinde kadeh, resmin önüne geçip beş kişilik sürüler halinde, türlü türlü pozlara girdikleri ve kimsenin resmi incelemediği enstantaneler var ya, alın işte size yerleştirmenin daniskası…

Süleyman Karan

Paylaş

Son Yazılanlar

Nerede o berrak sular Zaman bey?

Zeytin Ağacı Dizisi yine Aile Dizimi tartışmalarını başlatacak. Bu defa, ilk sezondan çok daha profesyonel olduğunu görüyorum. En azından Aile Dizimi ve kanser bir araya

Yılın 2. yarısı altın için renkli geçecek

Yılın ikinci yarısı hızlı başladı. ABD seçimleri 3. çeyrek için yol haritası oluştururken, yurt içinde kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu iki kademe birden

Her atletin hayali olimpiyat oyunları

Olimpiyat oyunları… Şüphesiz ki dünyanın en büyük spor organizasyonu ve her atletin hayali… 2024 Olimpiyat Oyunları kısa bir süre sonra Paris’te başlayacak. 32 branşta 48

Seyirci kalıyorsan esas sen uyutulmuşsun!

  Ben de onlardan biri olabilirdim.  Çünkü geldiğim yer sokaklar. Bu hikayemi size bundan sonraki yazımda anlatacağım. Evet, sokakta yaşayan tüm canlılara, insanlara, hayvanlara sesleniyorum.

Çürük Elmalar Sektörü Tehdit Ediyor!

Yeme içme sektörü son dönemde ciddi bir sınav veriyor. Artan fiyatlar nedeniyle ciddi eleştiri alıyorlar. İşini ciddi olarak yapan işletmeler haksız olarak eleştirildiklerini düşünüyorlar. Ve

Asıl mesele hayvanların sokakta oluşu mu?

Türkiye’nin uzun süredir gündemini meşgul eden sokak köpekleri sorunu, köklü ve insani bir çözüme kavuşmayı bekliyor. Ancak geçtiğimiz günlerde TBMM‘ye sunulan yeni yasa teklifi, sorunun

Savaşlar, suikastler ve piyasanın yönü

Bu yıl malum, seçimler yılı. Hindistan’tan Fransa’ya, Birleşik Krallık’tan İran’a seçimler sonuçlandı, ama siyasi istikrardan söz etmek çok güç. Hâlâ önümüzde pek çok seçim var