Bir Tabak Bize Ne Söyler?

Bir tabağa baktığımızda gerçekten ne görürüz?

Sadece yemek mi? Yoksa bir kültürün izlerini,bir toplumun alışkanlıklarını,bir ailenin hikayesini mi?
Gastronomi çoğu insanlardan sadece tariflerden ve tekniklerden ibaret olduğu sanılır. Oysa bir tabak yemek, sessiz bir anlatıcıdır.

Nereden geldiğimizi,neyi önemsediğimizi hatta nasıl yaşadığımızı fısıldar yavaşça. Toplumun ekonomik yapısını, coğrafyasını, hatta hayalerini bile anlamak mümkün sofralarına bakarsak.

Ege ve Akdeniz coğrafyasında yemek yalnızca beslenme biçimi değil, bir yaşam tarzıdır. Zeytinyağı bolluğun değil, bilgelikle seçilmiş sadeliğin simgesidir. Ekmek paylaşmanın, birlikteliğin sembolüdür. Balık, denize duyulan saygının yansımasıdır.
Aynı güneşin altında yetişen ürünler, farklı kültürlerde farklı pişirme yöntemleri ile yapılır ama hepsi aynı kökleri taşır.

Doğaya yakınlık, sevgi ve saygı.

Bir tabak bize ekonomik gerçekleri de anlatır. Mevsiminde sebze kullanmak sadece gelenek değil aynı zamanda sürdürülebilir bir tercihtir.

Yerel üreticilere yönelmek artık yalnızca bir trend değil, bir sorumluluk olduğunu hepimiz anlıyoruz.
Tabağımıza ne koyduğumuz kadar, nasıl üretildiği ve kimin emeği olduğu da önemli olmaya başladı gastronomi dünyasının son yıllarında.

Modern bir çağda yaşadığımızın farkındayız artık ve sofra geleneklerinin değişmeye başladığını da anlamaktayız. Hızlı yaşam temposu, bireyselleşme, dijitalleşme birlikte yeme alışkanlığını yavaş yavaş veya çok hızlı yok ediyor.

Artık ya vakit kazanılsın diye yolda yürürken yiyenlere veya evde ekran başında, telefon veya bilgisayar başında tek başına yemek yiyenlere rastlıyoruz.
Oysa tarih boyunca sofra, bir araya gelmenin merkeziydi. Sofra bir iletişim alanıydı.

Bugün yeniden sormamız gereken soru şu:
Sofra bizim için hala bir buluşma noktası mı yoksa yalnızca günlük bir ihtiyaç mı?

Yüzyıllar boyunca mutfak görünmeyen ama güçlü bir üretim alanı olmuştur. Tarifler anneden kıza, usta’dan çırağa aktarılırdı. Ölçüler göz kararı ile belirlenirdi. Bilgi yazılmadan hafızalarda taşınırdı. Yaşadığımız modern elektronik çağın bize hediyesi artık her türlü bilginin aktarıldığı internet ve chatGPT ama Gastronomi’nin temelinde hala o sessiz emeği görebiliriz.

Robotlar mutfağımıza ne kadar karışsa da Tas kebabı veya Hünkar beğendiyi tam kıvamında yapamayacak.
Geleceğin mutfağında daha az israf, daha az gösteriş, daha fazla saygı, daha fazla bilinçli ürün kullanma anlayışı görülmektedir.
Çünkü yemek kimliğimizin yenilebilir halidir. Bu söz bana ait değil ama çok beğendim ve benimsedim. Belki bu yüzden sofralar hala önemlidir.
Çünkü bir araya geldiğimizde yalnızca yemek yemeyiz, birbirimizi tanıtız, paylaşırız, hatırlarız ve kim olduğumuzu yeniden keşfederiz.
Bir tabak bize çok şey söyler. Yeter ki bakmayı ve dinlemeyi bilelim.

Maria Ekmekçioğlu
Maria Ekmekcioğlu

Maria’nın Günlüğü

Share
Published by
Maria Ekmekcioğlu

Recent Posts

İki Damla Yaş ve Gözlerde Mahcubiyet

Dost sohbetlerimizin birinde, biraz yaşımıza dokundurmak, biraz da miskin ortamı dürtme fırsatını kaçırmayacak bir dost,…

18 saat ago

Yerelin İzinde, Geleceğin Peşinde

Anadolu’nun kadim toprakları, tabağımıza ulaşan her lokmanın arkasındaki o derin emeği ve bilgeliği saklayan yaşayan…

7 gün ago

Asıl enkaz vicdanımızın altında…

Bazı kahramanlar vardır; adları bilinmez, yüzleri tanınmaz. Alkıştan ürker, kameralara bakmazlar. Konuşmazlar… Ama en doğru…

1 hafta ago

TEGV Akademi ile Öğrenme Seferberliği

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) tarafından hayata geçirilen TEGV Akademi, çocuklar, veliler ve gönüllüler için…

1 hafta ago

Sadece Survivor oldukları içinmiş

Bizim Uzun sessiz sever, söylemeden, anlatmadan, göstermeden. Hani mahallenin kedileri demiştim ya, Hamza vardı bir…

2 hafta ago

Yeni Beslenme Düzeni Ve Gerçekler

Mutfak, sadece yemek pişirilen bir alan değil, aynı zamanda toplumsal kabullerin, bilimsel tartışmaların ve hatta…

2 hafta ago