Yeme içme sektörünü derinden etkileyen pandemi ve sonrasında başlayan daralmanın etkisi, her geçen gün biraz daha fazla hissediliyor. Bir de buna müşterilerin alım gücündeki azalma eklenince sektör üzerinde yarattığı etki katlanıyor.
Bu, sadece Türkiye’nin değil kıta Avrupa’sı başta olmak üzere tüm dünyanın etkilendiği bir durum. Ama biz sanki biraz daha fazla hissediyoruz. Krizin en önemli etkisi ise daha makul olarak adlandırabileceğimiz lokantaların mevcut şartlara dayanamayarak kapanması.
Bir diğer etkisi de daha yüksek fiyatlı lüks restoranlar ile ucuz fiyatlı işletmeler arasındaki makasın giderek açılması.
Kısacası bu kriz, orta sınıf müşteriye hitap eden lokantaların önüne “ya yok olacaksınız, ya da en iyi olacaksınız” şeklinde bir seçenek koyuyor.
Bence sektör çok önemli ve kritik bir sınav veriyor.
Bugüne kadar simüle edilmemiş bir sınav olduğu için sonuçlarını maalesef yaşayarak göreceğiz.
Tek dileğim sektörün içine düştüğü bu krizi en az zararla atlatması.
Tabii ki yapmaları gerekenleri yapabilirlerse.
Fırsatçılık yapmamalılar.
Ürün kalitesinden taviz vermemeliler.
Porsiyon küçültmemeliler.
Standartlarını bozmamalılar.
Abuk subuk icatlarla müşterinin aklıyla alay etmemeliler.
Müşteriyi yolunacak kaz gibi görmemeliler.
Göz önünde olmayan,
Sokak aralarında başarı hikayesi yazan,
Lüksten uzak, hatta biraz salaş olan,
Salaş olmasına rağmen standartları olan,
Lezzetinden taviz vermeyen,
Tek ürüne odaklanan ya da az seçenek sunan,
Fiyatını kısa aralıklarla değiştirmeyen,
Sıcak ve samimi işletmelere doğru savuruyor.
Soru zor ve cevabını vermek için biraz erken.
Ama mevcut tablo içinde şunu hemen söyleyebilirim.
Sektörde kolay para kazanmak isteyenler,
Fırsatçılık ve aç gözlülük yapanlar, bu durumu fark ettikleri an hemen devreye girecekler.
İyi niyetli işletmeleri gölgede bırakacak işlere imza atacaklar.
O nedenle iş müşterilere düşüyor.
Biraz daha ince eleyip sık dokumalılar.
Fırsatçılık, aç gözlülük yapanları ifşa etmeliler.
Bunu mümkün olan en geniş kitleye duyurmaya çalışmalılar.
Bu paylaşımları gören ve öğrenenlerin de önemli bir görevi var.
O da bu işletmelere gitmemeye özen göstererek
Onları kendi yalnızlıklarına hapsetmek olmalı.
Aksi takdirde kurunun yanında yaş da yanacak.
Ve sektör çok daha fazla zarar görecek.
Buna müsaade etmemeliyiz.
Her dönemin adamı değil,
Her daim adam olmalıyız.
Gündelik hayatın telaşı içinde önünden geçip gittiğimiz camiler, sadece insanların ibadet ettiği mekanlar değildir. Bu…
Coğrafya, sadece üzerinde yaşadığımız sınırlar ya da harita çizgileri değildir. Aynı zamanda kuşaklar boyu biriken…
Bu hafta, özellikle teknoloji şirketlerinin yöneticileri ve teknoloji hisselerinin yatırımcıları açısından oldukça tedirgin edici…
Bir an için hayal edin… Öyle bir şirkette çalışıyorsunuz ki, akşam olduğunda eve gitmek istemiyorsunuz.…
Ankara, dışarıdan bakıldığında gri binaların, bürokratik koridorların ve mesafeli yüzlerin şehri gibi görünür. Oysa bu…
“Zaten erkekler aldatır”, “Erkeklerin yapısı böyle”, “Erkek tek eşli değil”. Zihnimize kazınan bu cümleler sadece…