Bütçe Dostu Restoranlara Talep Patladı!

Yeme içme sektörünü derinden etkileyen pandemi ve sonrasında başlayan daralmanın etkisi, her geçen gün biraz daha fazla hissediliyor. Bir de buna müşterilerin alım gücündeki azalma eklenince sektör üzerinde yarattığı etki katlanıyor.

Bu, sadece Türkiye’nin değil kıta Avrupa’sı başta olmak üzere tüm dünyanın etkilendiği bir durum. Ama biz sanki biraz daha fazla hissediyoruz. Krizin en önemli etkisi ise daha makul olarak adlandırabileceğimiz lokantaların mevcut şartlara dayanamayarak kapanması.

Bir diğer etkisi de daha yüksek fiyatlı lüks restoranlar ile ucuz fiyatlı işletmeler arasındaki makasın giderek açılması.

Kısacası bu kriz, orta sınıf müşteriye hitap eden lokantaların önüne “ya yok olacaksınız, ya da en iyi olacaksınız” şeklinde bir seçenek koyuyor.

Bence sektör çok önemli ve kritik bir sınav veriyor.

Bugüne kadar simüle edilmemiş bir sınav olduğu için sonuçlarını maalesef yaşayarak göreceğiz.

Tek dileğim sektörün içine düştüğü bu krizi en az zararla atlatması.

Tabii ki yapmaları gerekenleri yapabilirlerse.

Krizden çıkmak için ne yapmamalılar?

Fırsatçılık yapmamalılar.

Ürün kalitesinden taviz vermemeliler.

Porsiyon küçültmemeliler.

Standartlarını bozmamalılar.

Abuk subuk icatlarla müşterinin aklıyla alay etmemeliler.

Müşteriyi yolunacak kaz gibi görmemeliler.

Bu dalga müşterileri nereye savuruyor?

Göz önünde olmayan,

Sokak aralarında başarı hikayesi yazan,

Lüksten uzak, hatta biraz salaş olan,

Salaş olmasına rağmen standartları olan,

Lezzetinden taviz vermeyen,

Tek ürüne odaklanan ya da az seçenek sunan,

Fiyatını kısa aralıklarla değiştirmeyen,

Sıcak ve samimi işletmelere doğru savuruyor.

Artan talep onları da yoldan çıkarır mı?

Soru zor ve cevabını vermek için biraz erken.

Ama mevcut tablo içinde şunu hemen söyleyebilirim.

Sektörde kolay para kazanmak isteyenler,

Fırsatçılık ve aç gözlülük yapanlar, bu durumu fark ettikleri an hemen devreye girecekler.

İyi niyetli işletmeleri gölgede bırakacak işlere imza atacaklar.

O nedenle iş müşterilere düşüyor.

Biraz daha ince eleyip sık dokumalılar.

Fırsatçılık, aç gözlülük yapanları ifşa etmeliler.

Bunu mümkün olan en geniş kitleye duyurmaya çalışmalılar.

Bu paylaşımları gören ve öğrenenlerin de önemli bir görevi var.

O da bu işletmelere gitmemeye özen göstererek

Onları kendi yalnızlıklarına hapsetmek olmalı.

Aksi takdirde kurunun yanında yaş da yanacak.

Ve sektör çok daha fazla zarar görecek.

Buna müsaade etmemeliyiz.

UNUTMAMAMIZ GEREKEN GERÇEK

Her dönemin adamı değil,

Her daim adam olmalıyız.

Reha Tartıcı

Paylaş

Son Yazılanlar

Geleneksel Mirasın Modern Ateşi

Ataşehir’in yoğun ritmi ve modern çehresi arasında, ismiyle müsemma sapa bir sokakta saklanıyor Sapa İstanbul. Kapıdan içeri adım attığınız anda dış

Lavanta döneminde Provans yolculuğu

Mor renkli bir rüyanın içine girmek isteyenler için, hayalin ve ilhamın başrolde olduğu düşler diyarına yapılan bir yolculuk bu… Provence’a yaptığım

Benim gibi kaçıngan biri…

Benim gibi kaçıngan, kendi hamur kabının başında, şimdi neyi ne kadar koyacağını düşünen bir yabanın, ilkel düzeneği ile bir taş değirmeni

Bitter ve Umudun Rengi…

Geçtiğimiz günlerde kilometrelerce uzaktan, Zonguldak’tan aldım o içimi sızlatan haberi. Sevgili dostlarımın dünyalar tatlısı kedisi, evin neşesi Bitter, o anlık ve

Dünyanın bütün yapay zekâ ajanları birleşin!

Kapitalizmin varoluşsal çelişkisini çözeceğini iddia ettiler, neredeyse ütopik sosyalistlerin ‘tembellik hakkı’na referans verdiler, artı değer sömürüsünü ortadan kaldıracağını bile ilan edenleri