Categories: Haftalık Görünüm

Yağma Hasan’ın böreği mi?

Fon skandalının ardından yaşananlar, büyük olasılıkla Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük utanmazlığı olarak hatırlanacak.

Mesela, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’daki o ‘Bizimkisi Bir Aşk Hikâyesi’ eşliğindeki duygu seli müsameresi belleklere kazınacak. Böyle bir rezaleti, ‘içimizden birkaç kişi şeytana uymuş’ bahanesiyle geçiştirmeye çalışıyorlar ve böyle de devam edecekler. Şimdiden söyleyeyim; birkaç kurban verip bu işi örtbas etmek haricinde bir yol haritaları yok.

FKK’NIN İKİNCİ TOPLANTISI

Döneyim finans piyasalarına ve bu şok sonrasında geçen hafta olup bitenlerle başlayayım… Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu (FKK), 2 Ekim’de ikinci toplantısını yaptı.

Toplantıda, fon piyasasına yönelik mevcut tedbirlerin sonuçlarının ve yeni adımların ele alındığı, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından fon hesaplarına ilişkin hazırlanan ödeme takviminin değerlendirildiği bilgisi paylaşıldı.

Ayrıca çalışmaları bir süredir devam eden ‘Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Taslak’ üzerinde çalışıldığı ve nihaî hâlinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatların iletildiği açıklandı.

HAMASET, SUS PAYI VE ÖRTBAS

Bir de şöyle bol hamaset kokan bir açıklama yapmadan edememişler: “Ele alınan bütün düzenlemelerde vatandaşlarımıza herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış vurgulanmıştır.

İlgili kurumlarımızla fon piyasasının belirli ve sınırlı bir bölümünde ortaya çıkan sorunun çözümüne ilişkin sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkâniyet ve adalet gözetilerek gerekli çalışmalar hızlı ve etkili bir şekilde sürdürülecektir”.

Tabii bu tip açıklamalar fon mağdurlarının hiç umurunda değil, onlar SPK ve Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) 1 milyon TL’ye kadar olan tutarların ödeneceğine yönelik kararlarının ardından, ‘ara ödeme’ mi, ‘avans’ mı artık her neyse, katılım payı olarak yatırdıkları paranın ne zaman ve nasıl ödeneceğini merakla bekliyorlar.

Herhalde bu hafta ödeme takvimi paylaşılır. Böylelikle, mağdurların tepkilerini bir ölçüde dizginlemeyi hedefliyorlar. Tepkiler sönümlendikten sonra da örtbas için kolları sıvayacaklar.

HANGİ KAYNAK, BU ÖDEMELERİ NE ZAMAN VE NASIL KARŞILAYACAK?

Tabii herkesin kafasındaki soru şu; “Bu ödemeler hangi kaynaktan karşılanacak?” Adalet Bakanı Akın Gürlek, usûlsüz işlemlerde bulunanların malvarlıklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilerek yurttaşların zararlarının karşılanmasında kullanılacağını açıkladı.

Bakana göre, bu kapsamda yapılacak ödemeler devlete herhangi bir ek yük getirmeyecekmiş. Nasılını sormayın, aslına bakarsanız cevabı yok, öyle laf çeviriyor! Bir hafta içinde bu malvarlıkları haraç mezat satılamayacağına göre, bu para önce devletin kasasından, yani milletin cebinden çıkacak demektir.

Sonrasında, bu malvarlıkların satışından elde edilecek gelirin ise bu kamu zararını karşılaması mümkün değil.
Gürlek’in kastettiği kaynak; soruşturma kapsamında aracı kurum sahiplerinin, portföy yöneticilerinin ve manipülasyona karışan kişilerin milyarlarca lira değerindeki gayrimenkul, villa ve lüks araçları…

Bunlara yargı kararıyla el konulmuştu. Bu işe bulaşan herkesin mi, tabii ki hayır!.. Yani tasfiye sürecinde, usûlsüzlük yapan şirketlerin malvarlıkları ve portföy yönetim şirketlerinin yasal teminatları nakde çevrilerek oluşan açığı kapatmak için fona aktarılacak.

BUNLARDA PARAYI İADE EDECEK GÖZ VAR MI?

Bir de bir tür ‘etkin pişmanlık’ uygulaması var. TMSF bünyesinde, skandal patlak vermeden hemen önce fon satışı yaparak ‘fahiş ve şüpheli kazanç’ elde edenler için gönüllü iade hesapları açıldı.

Mevzuat gereği, finansal manipülasyon suçlarında elde edilen menfaatin iki katını Hazine‘ye ödeyenler,  ceza indirimi veya pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilecek.

Bu uygulamayla gelecek iadeler de mağdur ödemelerini fonlamak üzere sisteme dahil edilecek. Sıraya girerler mi? Sanmıyorum, bir şekilde son ana kadar bekleyip bu işten nasıl kurtulacaklarının, yaptıklarının yanlarına nasıl kâr kalacağının hesabını yapacaklardır.

Hani şu Aile ve Sosyal Politikalar eski Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı’nın, 163 milyon TL koyup 2.17 milyar TL’yi cebe attığı netleşmiş ve müptezel medya, “Parayı geri verdi” yalan haberini paylaşmıştı ya, öyle kolay kolay, hem de iki misliyle o parayı verecek göz var mı bunlarda!

Bir başka açıklama da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan… Benzer olayların bir daha yaşanmaması amacıyla, Sermaye Piyasaları Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikler ve alınacak tedbirler ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM), çalışmalarına başlayacağı 6 Ekim tarihinden itibaren yasa teklifi olarak sunulacakmış. İnsanın dilinin ucuna geliyor; “Uyan da balığa çıkalım” demek.

HASAR TESPİTİNDE POLYANNA İYİMSERLİĞİ


Ama en akıldışı açıklamaları yapan yine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek… Şimşek, fon krizinin etkilerinin finansal sistem ve reel ekonomi üzerinde sınırlı kalacağını ve genel bir sistemik sorun bulunmadığını ileri sürüyor.

Sorunlu portföy yönetim şirketlerinin ve ilgili fonların hızla ‘karantinaya alındığını’ ve tasfiye sürecinin başlatılarak bulaşıcılığın sistemin geneline yayılmasının önlendiğini söylüyor. Yani domino etkisi önlenmiş ve finansal bir kriz engellenmiş.

Doğru şimdilik domino etkisi engellendi ama peki ortaya çıkan zararlar ve Türkiye sermaye piyasalarının yerlerde sürünen itibarı ne olacak? Nasıl telâfi edilecek? Anlaşılan o ki bu meseleyi kafaya takmyor pek!

YA DİĞER MANİPÜLASYONLAR?..

Kısaca bir süreç ve zarar raporu çıkaralım o zaman… Fon krizinde doğrudan etkilenen, tasfiyeye uğrayan veya suiistismale konu olan toplam fon büyüklüğü yaklaşık 830-850 milyar TL, yani 20 milyar dolar! Bu resmî açıklama ve aslına bakarsanız, diğer portföy şirketlerini fonlarındaki durumu bilemiyoruz.

Resmî açıklamalara güvenen var mı o da ayrı bir soru! Bir de borsadaki manipülasyonlar ve halka arzlardaki şişirmeler var ki, o da bir gün ortaya çıkacak. Bu haliyle bile 455 bin yatırımcı bu krizde ciddi para kaybetti. 355 bin yatırımcının katılım payının 1 milyon TL’nin altında olduğu dikkate alınırsa, yine en büyük zararı gören küçük yatırımcı oldu.

355 bin küçük yatırımcıya yapılacak ara ödemenin toplam maliyetinin 120 ile 150 milyar TL arasında olacağı tahmin ediliyor. 1 Ekim 2026 gecesi SPK tarafından açıklanan ek tasfiye usulü kapsamında; yatırımı 1 milyon TL’nin altında olan bu kişilerin ana para alacaklarının tamamının, ekim ayı içerisinde ödenmesi planlanıyor.

BORSADAKİ BUHARLAŞMA 20 MİLYAR DOLARI BULDU

Bu 20 milyar dolar, doğrudan uçup giden para… Bir de yan etkilerle buharlaşan yatırımlar var! Borsa İstanbul, Eylül 2026’da patlak veren fon skandalının ardından toplam piyasa değerinden yüzde 20 kayıpla 4.5 trilyon TL, yani yaklaşık 27 milyar dolar) eridi.

Skandalın tetiklediği panik satışlarıyla birlikte, BIST 100 endeksi, eylül ayını yüzde 16.65 düşüşle tamamlayarak resmi olarak ayı piyasasına girdi ve 11,947 puana kadar geriledi.

Borsadaki bu kayıplardan yaklaşık 6 milyon küçük yatırımcı etkilendi. Yaşanan bu çöküş, halka açık şirketlerin toplam piyasa değeri açısından 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en büyük aylık kayıp! 3 Ekim Cuma kapanışı itibarıyla, BİST 100 endeksi 12,270 seviyesindeydi.

Bu arada, sadece para piyasası fonlarından çıkan miktar 13 milyar doları buldu! Fon piyasalarının kolay kolay toparlanamayacağı kesin..

TCMB REZERVLERİNDEN YEDİ

Skandalı takip eden günlerde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasaya likidite enjekte etmek için bir hafta içinde 17.4 milyar dolar sattı. Resmî verilere göre, TCMB toplam rezervleri 25 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre 3.2 milyar dolar azalarak 171.2 milyar dolara geriledi.

Bu düşüşle birlikte, rezervlerde üst üste beşinci hafta gerileme kaydedildi ve iki ayın en düşük seviyesi görüldü. Yatırım bankası Goldman Sachs’ın 2 Ekim tarihli analizine göre, eylül ayı genelinde altın değerleme etkisinden arındırılmış TCMB rezervleri toplam 11 milyar dolar azaldı.

Bölgedeki savaş öncesi dönemle kıyaslandığında ise brüt rezervlerdeki toplam erime 43 milyar doları buldu. Yani TCMB sıkı para politikasını mecburen deldi. E zaten ekonomi yönetimi de dezenflasyon sürecinde sınıfta kalmıştı. TCMB’nin krizin olası artçı etkilerinde de benzer satışlar yapmak dışında pek bir seçeneği yok.

CDS’İ DÖRT AYIN ZİRVESİNE TAŞIDI

Fon skandalı, Türkiye’deki kurumsal itibar ve finansal sistem güvenini sarsarak Türkiye’nin beş yıllık kredi risk primini (credit default swap-CDS) dört ayın zirvesine taşıdı.

Eylül ayı başında 203.98 baz puana kadar gerileyerek son 52 haftanın dip seviyesini test eden CDS risk primi, skandalın derinleşmesi ve 131 fonun tasfiyeye alınmasıyla birlikte, yaklaşık 50 baz puan birden artarak 251 baz puan seviyesini test etti.

Bu hareketle birlikte risk primi, 27 Mayıs’tan bu yana ilk kez 250 baz puan eşiğinin üzerine çıkmış oldu. Cuma günü itibarıyla bu rakam 252.1’di.

Finansal piyasaların ‘risk barometresi’ olarak kabul edilen CDS’teki bu hızlı yükseliş, Türkiye’nin uluslararası piyasalardan yapacağı dış borçlanmalarda daha yüksek faiz ödemek zorunda kalacağı anlamına geliyor. Yabancı kreditörler, sermaye piyasalarındaki denetim zafiyeti algısını fiyatlayarak borçlanma maliyetini artırdı.

 İTİBAR ZATEN YOKTU, ARTIK YERLE BİR OLDU!

Bitmedi!.. Piyasa dolandırıcılığı iddiaları ve büyük aracı kurumların temerrüde düşmesi, uluslararası finans çevrelerinde ciddi bir itibar ve güven erozyonuna yol açtı. Bu durum, zaten sınırlı olan yabancı yatırımcıların risk iştahını baltalayarak borsadan kaçışı hızlandırdı.

Yatırımcıların sistemik kriz korkusuyla fonlardan çıkıp döviz ve altına yönelmesi, TCMB’nin döviz kurunu istikrarda tutmak için rezerv satışı yapmak zorunda kalmasına neden oldu.

Rezervlerdeki ânî azalma ve kur üzerindeki baskı, CDS primini besleyen ana makroekonomik faktörlerden biri haline geldi.

Uzmanlar, hükûmetin ekonomi kurmaylarıyla yaptığı zirvelerin ve SPK’nın hızlı tasfiye ve ödeme planı adımlarının risk primindeki yükselişi 251 baz puan sınırında frenlediğini; ancak adlî sürecin ve meclis denetimlerinin seyrine göre oynaklığın bir süre daha devam edebileceğini belirtiyor.

KREDİ NOTU ETKİLENİR Mİ?

Ya ülke notu nasıl etkilenecek?.. Şimdilik büyük bir risk yok gibi… Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Fitch Ratings ve S&P Global, borsa fon skandalının, Türkiye’nin ülke kredi notu üzerinde doğrudan negatif bir etki yaratmasını veya not indirimine yol açmasını beklemediklerini açıkladı.

Her iki kuruluş da skandalın ciddi bir finansal olay olduğunu kabul etmekle birlikte, krizin makroekonomik dinamikleri sarsacak bir ‘sistemik risk’e dönüşmediği görüşünde.

Fitch’e göre; kriz finansal sistemin genelinde yeni bir dolarizasyon yaratmadı. Kuruluş, ekonomi yönetiminin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların krize müdahalede geride kalmayacağı ve kamu finansmanı dengelerini bozmayacağını varsayıyor.

‘RİSK UNSURU’ OLARAK GÜNDEME GELECEK AMA…

16 Ekim 2026’da Türkiye için planlı not değerlendirmesini yayımlayacak olan Standard&Poor’s Global, fon soruşturmasının kredi notu komitesinde mutlaka bir ‘risk unsuru’ olarak görüşüleceğini açıkladı.

Ancak S&P Ülke Kredi Notları Direktörü Karen Vartapetov, sürecin aşağı yönlü bir not baskısı oluşturmayacağını belirtti. Hangi sebeplerle?.. Krizin finansal sistemin geneline yayılmamış olması, dar bir varlık sınıfı ve belirli fonlarla sınırlı kalması ve bankacılık sektörü likiditesinde büyük bir hareketlilik veya bozulma saptanmaması sebeplerden biri…

TCMB rezervlerindeki toparlanma eğilimi, bu tür şoklara karşı kredi notunu destekleyen en güçlü parametre olmaya devam ediyor. Ve S&P, SPK ve adlî makamların hızlıca tasfiye ve ödeme planı açıklamasını, piyasa algısını yatıştırmada ‘oldukça güçlü ve ikna edici’ bulmuş!

Anlaşılan o ki, kredi derecelendirme kuruluşları bu skandalı makroekonomik bir çöküş sinyali olarak değil, ‘dar bir alanda kontrol altına alınmış finansal bir temizlik süreci’ olarak görüyor. Şimdilik!..

Süleyman Karan

 

 

 

Haftalık Görünüm

Süleyman Karan

Recent Posts

Son Düğme Bize Ne Anlatır?

Sonsuz boşunalık hissini silkelemeye çabaladığım zamanlarda, güya karamsarlığıma boyun eğmeyip dışımdaki bir yola hareketlenmeye özeniyorum.…

4 saat ago

Türk Çayının Gastronomik Sırları

Karadeniz’in dik yamaçlarına tutunan yeşil dalgalar, yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün bir kültürün nefes alıp…

4 gün ago

“Biz Güzeliz” ve başlıyoruz!

Biz kadınların dünyası zaten böyle. Güzellik hayatımızın içinde. Bazen aynada kendimize baktığımızda, bazen çok sevdiğimiz…

4 gün ago

Sıkılaşma işe yaramadı gevşetelim bari!

Enflasyonla mücadelede başarısızlığın kitabını yazan bir ekonomi yönetimi, bu süreci Hazine ve Maliye Bakanı başta…

1 hafta ago

Elektrikli Araçlar İkinci Elde Ne Olacak?

Elektrikli Araçlar İkinci Elde Ne Olacak? Batarya Sağlığı Korkusu Otomotiv dünyası, fosil yakıtlardan elektrikli motorlara…

1 hafta ago

Bursa Teruarında Yaşayan Mutfak Hafızası

Bir şehrin gastronomik kimliğini düşündüğümüzde zihnimiz genelde değişmez kabul edilen, tarif defterlerine sıkışmış tabaklara kayar.…

2 hafta ago