Açlık Bizi Arındırır mı?

Ramazan ayı geldi.

Yine aynı tartışmalar: ‘Oruç neyi bozar, neyi bozmaz?’

Ama kimse dönüp şu soruyu sormuyor: Oruç neyi düzeltir?

Bir ay boyunca aç kalıyoruz. Peki neyi terbiye ediyoruz?

Midelerimizi mi, yoksa vicdanlarımızı mı?

Her yıl aynı manzara… Gösterişli iftar sofraları, davet listesinde karnı tok eş, dost, akraba…

Kısacası; tokların birbirini ağırladığı iftar sofraları.

Ama kimse sormuyor: Neden sofralarımız hep doyanlarla dolu? Neden gerçekten muhtaç olanı arayıp bulmak gibi bir zahmete girmiyoruz? Neden ibadeti paylaşmak yerine konforu paylaşıyoruz?

Ve daha önemlisi…

Bir yanda hayvana eziyet eden, işkence eden, tekmeleyen, zehirleyen, aç bırakanlara karşı tek kelime etmeyen bir sessizlik…

Diğer yanda ise; inancını sadece kendi sorumluluğu olarak yaşamak yerine, başkalarının yaşam biçimi üzerinde baskı kurmayı tercih eden bir anlayış.

Günlerce aç bırakılan, susuzluktan ölmek üzere olan sokaktaki bir canı görmezden gelen gözler; nasıl oluyor da oruç ibadetini vicdanı rahat bir şekilde yerine getirebiliyor?

Oysa Kur’an’da açıkça söylenir:

“Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” (Kur’an-ı Kerim, Hûd Suresi 6. Ayet)

O halde o rızkın kimin eliyle verileceğini de düşünmek gerekmez mi?

Ahlak ve ibadet ayrılmaz bir bütündür. Ayrı ayrı var olamaz.

Merhameti hayatına taşımayanın, adaleti davranışına katmayanın, şefkati gündelik yaşamına yansıtmayanın; tuttuğu oruç da, kıldığı namaz da, yaptığı diğer ibadetler de sadece birer alışkanlıktan ibaret kalmaz mı?

Bir can günlerce aç ve susuz kalırken susmayı tercih eden bir vicdanın, aç kalmakla arındığını düşünmek kendini kandırmaktan başka nedir?

Bu Ramazan’da sadece aç kalmayı değil; görmeyi, duymayı, hissetmeyi de deneyelim.

Sofralarımızı büyütmeden önce kalbimizi büyütelim. İbadetlerimizi çoğaltmadan önce merhametimizi çoğaltalım.

Çünkü vicdanla beslenmeyen hiçbir ibadet, gerçek anlamını bulamaz.

Merhametle kalın…

Derya Özkök

Paylaş

Son Yazılanlar

Geleneksel Mirasın Modern Ateşi

Ataşehir’in yoğun ritmi ve modern çehresi arasında, ismiyle müsemma sapa bir sokakta saklanıyor Sapa İstanbul. Kapıdan içeri adım attığınız anda dış

Lavanta döneminde Provans yolculuğu

Mor renkli bir rüyanın içine girmek isteyenler için, hayalin ve ilhamın başrolde olduğu düşler diyarına yapılan bir yolculuk bu… Provence’a yaptığım

Benim gibi kaçıngan biri…

Benim gibi kaçıngan, kendi hamur kabının başında, şimdi neyi ne kadar koyacağını düşünen bir yabanın, ilkel düzeneği ile bir taş değirmeni

Bitter ve Umudun Rengi…

Geçtiğimiz günlerde kilometrelerce uzaktan, Zonguldak’tan aldım o içimi sızlatan haberi. Sevgili dostlarımın dünyalar tatlısı kedisi, evin neşesi Bitter, o anlık ve

Dünyanın bütün yapay zekâ ajanları birleşin!

Kapitalizmin varoluşsal çelişkisini çözeceğini iddia ettiler, neredeyse ütopik sosyalistlerin ‘tembellik hakkı’na referans verdiler, artı değer sömürüsünü ortadan kaldıracağını bile ilan edenleri