Dünya ne yazık ki bir eşitsizlikler dünyası. Ülkeler arasında ve her bir ülkede sosyal sınıf ve tabakalar, kadınlar, erkekler ile bölgeler arasında uçurumlar var. Bu uçurumlar bazen öyle somut bir hale geliyor ki isyan etmemek elde değil. Toplumun görünmez kuralları, iş yaşamının görünmez engelleri de hep yine, başta kadınlar olmak üzere dezavantajlı kesimler önünde yükseldikçe yükseliyor.
Sonuç olarak aynı işi yaptığı halde erkekler kadınlardan yüzde 31.4 daha fazla gelir elde ediyor. Ücretlerde toplumsal cinsiyet eşitsizliği artıyor. Ücretli kadın ve erkekler arasındaki gelir eşitsizliği büyüyor.
Üstelik bu bizim ülkemizde iktidar tarafından da sürekli körükleniyor ve eşitsizlik çok daha derin bir hâl alıyor. Örneğin TÜİK verilerinden derlenerek yapılan araştarma 2006 yılında yüzde 12 olan ücret farkının 2019’da yüzde 20.7’ye yükseldiğini ortaya koyuyor. Hatta bu eşitsizlik kendi hesabına çalışan erkeklerin gelirlerinde yüzde 77.3’e kadar çıkıyor.
TÜİK, geçen yılki Gelir ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne göre, kadın ve erkeklerin gelirleri arasındaki eşitsizlik zamana göre değişiklik göstermekle birlikte ciddi boyutlarda. 2006 yılında erkeklerin yıllık ortalama fert geliri 9 bin 297 TL iken kadınların 6 bin 453 lira. 2019’da erkeklerin ortalama yıllık fert geliri 37 bin 72 liraya kadar çıkarken kadınlarınki 28 bin 214 liraya yükselmiş. Yine 2019 yılında yevmiyeli erkeklerin ortalama geliri 16 bin 784 lira iken kadınların ortalama geliri 9 bin 33 lirada kaldığı görülüyor. Böylece yevmiye ile çalışan erkekler kadınlara göre yüzde 85.8 daha fazla gelir elde etmiş olduğu görülüyor.
Oysa insan hakları açısından eşitlik bir ilke… Bu ilke, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin (10 Aralık 1948) 1., 2. ve 23. maddelerinde yer alıyor. Ne diyor bu maddeler; Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar…. Sonra devamında ne diyor; Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptir.
Bir de bizim gibi çalışanları gözeterek ne diyor; Herkesin, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır. Hatta duruma dikkat çekmek için BM uluslararası eşit ücret günü özel bir gün bile ilan etti. Uluslararası Çalışma Örgütü de (ILO) 18 Eylül’ün “Uluslararası eşit ücret” günü ilan edilmesini destekliyor. ILO’nun “Çalışma Yaşamında Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi”nde, istihdamda ve meslekte ayrımcılığın ortadan kaldırılması” ilkesi yer alıyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliği derdi olan kurumlar ve ülkeler söz konusu eşitliği sağlamak için çeşitli yasalar çıkarıyor ve bunları çeşitli araçlarla mümkün kılmaya çalışıyor. Örneğin ILO’nun ilgili bildirgesinde “Her üye, ücret hadlerinin tespitiyle ilgili olarak yürürlükte bulunan usullere uygun yollardan, eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği prensibini teşvik ve bu prensibin bütün işçilere uygulanmasını, sözü edilen usullerle telifi kabil olduğu nispette temin edecektir. Bu prensip: Milli mevzuat, Mevzuatla kurulmuş veya tanınmış herhangi bir ücret tesbit düzeni, İşverenlerle işçiler arasında yapılan toplu sözleşmeler; veya Bu çeşitli usullerin birleştirilmesi yoluyla uygulanabilir” ifadeleri yer alıyor. Yani neymiş eşit işe eşit ücret tüm kadınların hakkı.
Kadın ve erkek arasındaki gelirler arasındaki uçurumu üstteki/yandaki artık neredeyse.. 🙂 grafikte ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz… http://www.cumhuriyet.com.tr
Demek ki neymiş; 'güvenli limanlar' her fırtınada sığınak olmuyormuş! 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail saldırılarına,…
Aklımın yazdığını, yüreğim bozuyor bazen. Yalanlayıp, mahcup ettiği yok ama birilerinin gözüne gireceğim diye ışıltısı,…
Masaya gelen her tabak, aslında toprağın zamana yazdığı sessiz bir mektuptur; insanın coğrafyayla kurduğu en…
Türkiye’de konut piyasası son yıllarda yalnızca fiyat artışlarıyla değil, erişilebilirlik sorunu, finansmana ulaşım güçlüğü ve…
Bahanelerin arkasına gizlenen hayatlar ve kedilerin sessiz tanıklığı... İnsanoğlu; kendini korumak, konfor alanından uzaklaşmamak ve…
TARTIDAKİ RAKAMDAN FAZLASI: Lipödem Birçok kadın yıllarca fazla kilolarıyla mücadele ettiğini düşünürken aslında lipödemle yaşıyor…