Ne kadar sefalet o kadar dolar milyarderi

Kapitalizmin kuralı budur, birilerinin çok ama çok zengin olması için on binlerin aç kalması, gerekirse savaşlarda ölmesi gerekir. Sosyal adalet arayışları, yardımsever sivil toplum örgütlerinin göstermelik çabalarına karşın hiçbir zaman erişilebilecek bir hedef değildir. İronik olan, o yardımseverlerin bu adaletsizliği çözme iddiasıyla milyarderlere avuç açıyor olmasıdır.

Bir zamanlar sosyal demokratların daha insanî bir kapitalist düzen kurma çabasının başarısız olduğu, artık pek de umursanmadığı ortada… Dünyada servet eşitsizliği artıyor ve kötü olan şu ki, insanların büyük bir bölümü bunu doğal bir olgu olarak görüyor.

Çünkü birileri, ‘nazar etme ne olur, çalış senin de olur’ denen yalanını tekrarlayıp duruyor. Yarı aç yarı tok yaşamaya çalışanları, bu son kullanma tarihi geçmiş liberalizm masalına inandırmaya çabalıyorlar. Eski inandırıcılıkları kalmasa da ‘yuvarlanıp gidiyorlar’ işte!

NEOLİBERAL İLACIN EN BARİZ ENDİKASYONU

Liberal daha doğrusu neoliberal sistemin en bariz ve kaçınılmaz sonuçlarından biri gelir adaletsizliği ve servet uçurumları…  Bu özellikle 2020’lerden bu yana çok bariz bir hâl almaya başladı. Pandemiden bu yana, bu eşitşizlik her zamankinden daha da keskin…

2026’ya girerken, küresel varlık dağılımında tarihte eşi görülmemiş bir dönüşüm yaşanıyor. Forbes’un 1987’den bu yana yayımladığı milyarderler listesi, bu yıl hem kişi sayısında hem toplam servette yeni bir rekoru gözler önüne seriyor. 1987’deki listede sadece 140 kişi vardı, 38 yıl sonra bu rakam 3 bini geçmiş durumda.

2025 verilerine göre, dünya genelinde 3 bin 28 milyarder bulunuyor. Yalnızca son bir yılda bu adaletsiz gelişme, 247 yeni milyarder yaratmış. Toplam servet ise küresel finansal koşullar, teknoloji yatırımları ve borsalardaki balon sayesinde yaklaşık 2 trilyon dolar artarak 16.1 trilyon dolara ulaştı. Bu, mevcut ekonomik belirsizliklere rağmen üst gelir grubunda servetin hız kesmeden büyüdüğünün açık bir göstergesi.

DALGALI PİYASALARDA VOLİYİ VURACAKLAR

ABD, 902 milyarderle tarihteki en yüksek seviyesine ulaşarak milyarderler liginde liderliğini pekiştiriyor. ABD’nin her alanda tahtını sarsmaya aday olan Çin Halk Cumhuriyeti, Hong Kong da dahil edildiğinde 516 milyarderle ikinci sırada… Hindistan ise 205 milyarderle yükselişini sürdürüyor.

Bunun pek çok sebebi var, ancak en önemlilerinden biri küresel enflasyon döngüsü olsa gerek. Bir kez daha enflasyonun salt bir fiyat hareketi olmadığı, aynı zamanda gelir adaletsizliğini ve servet uçurumunu körüklediği görülüyor.

Borsalarda şişkinliğin bir süre daha devam edeceği, yapay zekâ balonunun etkisi, küresel ölçekte korumacı tedbirlerin artacağı, başta endüstriyel metaller ve nadir toprak elementleri olmak üzere, hemen her emtiada yukarı yönlü sert fiyat hareketlerinin olma ihtimalinin yüksek olduğu bu süreçte, voliyi vuran yeni dolar milyarderleri de ortaya çıkacak gibi görünüyor.

Milyarderlerin toplam serveti 16 trilyon dolar seviyesine ulaştı ve bu bütün zamanların rekoru… Finansal piyasalarla teknoloji arasındaki birbirini tetikleyen ilişki, servet birikimine doping etkisi yapıyor.

Süleyman Karan

Paylaş

Son Yazılanlar

Merhamet Kubbelerin Altında Kalmasın

Gündelik hayatın telaşı içinde önünden geçip gittiğimiz camiler, sadece insanların ibadet ettiği mekanlar değildir. Bu topraklarda camiler, yüzyıllar boyunca sadece insana

Gelenekten Geleceğe Tabaktaki Hafıza

Coğrafya, sadece üzerinde yaşadığımız sınırlar ya da harita çizgileri değildir. Aynı zamanda kuşaklar boyu biriken ortak hafızamızın ve kimliğimizin en somut

SpaceX için milyarlarca dolarlık imtihan

   Bu hafta, özellikle teknoloji şirketlerinin yöneticileri ve teknoloji hisselerinin yatırımcıları açısından oldukça tedirgin edici geçti. Yeni haftaya da endişeli giriyorlar.

Emek ve kurumsal hafıza üzerine…

Bir an için hayal edin… Öyle bir şirkette çalışıyorsunuz ki, akşam olduğunda eve gitmek istemiyorsunuz. Çünkü orada yalnızca işinizi yapmıyor, üretiyor,

Başkentin Sessiz Hafızası

Ankara, dışarıdan bakıldığında gri binaların, bürokratik koridorların ve mesafeli yüzlerin şehri gibi görünür. Oysa bu kentin kendine has, içe dönük ve

Akdeniz kıyısındaki yolculuğun ardından

Akdeniz’in iki farklı yüzünü, aynı yolculukta deneyimlemek… Bir yanda denizin ferahlatıcı nefesi, diğer yanda dağların dinginliği ve sessizliği. Bu seyahatimde konakladığım