Yürek dağlayan, insanın içini acı ve öfkeyle dolduran bir karanlıkla yine karşı karşıyayız. İzlemeye dahi yüreğimin elvermediği, insanlığın utancı olan o görüntüler; toplum olarak nereye sürüklendiğimizi, merhameti nerede yitirdiğimizi bir kez daha yüzümüze çok sert çarptı.
Sosyal medyada bir yavru kediye yapılan işkence görüntüleri dolaşıyor. Bir yaratık çünkü ona insan demek insana hakarettir, minicik bir cana kıyıyor, bunu kaydedip bir de utanmadan sosyal medyada paylaşıyor.
Ve bizden bu vahşeti sıradan bir günün, sıradan bir bültenin detayından ibaret görmemiz bekleniyor. ‘Haber değeri yok’ denilip geçiliyor.
Gerçekten soruyorum: Bu toplumun vicdanı ne zaman bu kadar çürüdü? Bir masumun çığlığı ne zamandan beri haber değeri taşımıyor?
Bu bir iç dökmedir. Bu, bela okumaktan yorulan ama öfkesi hiç dinmeyen ruhumun haykırışıdır.

Çocuklara ve hayvanlara el uzatan, savunmasız bir canın acısından beslenen kim varsa belasını bulsun. Bu vahşeti görüp de kafasını öte tarafa çeviren, ‘beni ilgilendirmez’ başkaları ilgileniyor nasıl olsa’ diyen herkes bu günaha ortaktır.
Gün gelir, sizin de sesinizi duyan olmaz!
İnançlısından inançsızına, vicdan sahibi herkese açık mesajımdır: Bu sessizliğin vebali ağırdır. Sessiz kaldığınız her gün, o katiller aramızda rahatça dolaşmaya, yarın bir çocuğa, bir kadına, başka bir savunmasız cana zarar vermeye devam edecek.
Gün gelir, bu sessizlik sizi boğar!
Tam da şimdi!
Bugün susma günü değil!
Hiçbir şey yapamıyorsanız kalkın ayağa; CİMER’e yazın, yetkililere seslenin, kamuoyu oluşturun. Bu yavrunun katili bulunup hak ettiği cezayı alana kadar, o parmaklıklar ardına girene kadar susmayın.
Sessiz kalma. Haydi! Bir canın çığlığı ol.
Sevgi ve merhametle kalın…






