Dokuz dalda Oscar adayı olup hiçbirini kazanamayan ama benim çok beğendiğim, The Banshees of Inisherin bir ayrılık hikayesi.. ya da kuantum dolanıklık ilkesi…
Biraz açalım: Bir taraf kafasında bitirmiştir, diğer taraf başka bir kafadadır. Bitiren, neden bitirdiğini anlatmaz. Bitirilen, durumu kabul etmez. İncinen, anlayamadığı için ağlamaz ama ağlamamak için anlamaya çalışır..
İki dostun, bakışlarını kaçıramayacağı kadar küçük. Padraic ayrılığı, dostluğun bitişini kabullenmez. Colm el artırır, elini feda etme pahasına… Ama Padraic anlamaz,
bir neden arar. Etrafına “ben sıkıcı mıyım?” diye sorar.
İngiliz tiyatrosundaki “In- yer face” akımının öncülerinden Martin McDonagh, “In Bruges”(2008)’taki favori ikilisi
Brendan Gleeson ve Colin Farrell’ı buluşturduğu yeni filminde; bu tiyatro akımının gerektirdiği biçimde, “herkesin kabullendiği şey”e savaş açar.
Dostluk, sevgi, aşk ya da herhangi bir bağlılık, karşı tarafa nedeni anlatılmadan bitirildiğinde “bedel ödemelisin” der.
Enerji farkı doğar. Oysa enerji korunmalıdır.. Colm filmde bu bedeli ödese de filmin duygusu orada bitmez. çünkü Padraic,
-öyle olduğu halde- sıkıcı biri olmadığına inanır. Bu dünyada “iyi bir insan” olmakla övünen sıradan bu köylü, iyi biri olmaktan vazgeçer. kötülük yapar. En azından artık sıkıcı değildir.. Colm, kendi hayatını değiştirirken onu seven dostunun hayatını da değiştirmiştir.
Kuantum demiştik.. Aynı frekanstaki iki parçacığın birbirlerinden uzaklaştıklarında bile birbirini etkilemesine kuantum dolanıklık denir. Bir taraf pozitife döndüğünde “eş”ini negatifleştirir. Bu bir muammadır.. Ama bu gizem, küçük bir İrlanda adasında çözülemeyecek kadar büyüktür.
Son bir not: Yeni bir “In Bruge” bekleyenlere uyarı: Yılın en dokunaklı, en sembolik filmlerinden “The Banshees of Inisherin”i
şöyle tarif etmek lazım.. Eğer tadı keskin şaraplardan hoşlanıyorsanız bu film size göre değil. Dilinizin bu tadı alabilmesi için
geçmişte çok fazla keskin şarap içmiş olmanız lazım…
Kapitalizmin yapısal bunalımdan çıkışında, yapay zekânın öncülüğünde yaşanan dönüşüm biraz kafa karıştırıcı... Devasa yatırımlar, yine…
Yemek insanoğlunun hafıza, kültür ve estetikle kurduğu en doğrudan temastır. Bir tabağın karşısına geçtiğimizde yalnızca…
İspat paradoksu. Kendini var edebilmek için, kendine zarar vermek. Bir ilişkide görülmek istemek son derece…
Gerek küresel ekonomiyi gerekse Türkiye ekonomisini tarif ederken, 'öngörülemez', 'belirsiz' gibi sıfatlar kullanıyoruz ya, aslında…
Bu Kore güzellik markası, kurucusunun inanılmaz cilt dönüşümünden doğdu Sosyal medyada viral olan her şeye,…
Gündelik hayatın telaşı içinde önünden geçip gittiğimiz camiler, sadece insanların ibadet ettiği mekanlar değildir. Bu…