Yatırımınız külçe altında ise panik yapmayın

Paranızı külçe altına yatırdıysanız
hiç panik yapmayın, sadece bekleyin

Altın fiyatlarının yükselişi yıllardır devam ediyor, bu yukarı yönlü hareket dalgalı bir seyir izliyor ve sert düzeltmelerle geçici olarak kesintiye uğrayabiliyor. Ancak öyle ya da böyle, her düşüşün ardından o düşüşü telafi edecek bir alım dalgası geliyor.
Geçtiğimiz hafta da sert bir düşüşle kapandı.

Altının ons fiyatı, ABD-İsrail ittifâkıyla İran İslam Cumhuriyeti arasındaki savaşa ilişkin diplomatik belirsizlikler ve merkez bankalarının faiz artırımı beklentilerinin daha da belirginleşmesi sebebiyle, yüzde 2’den fazla düştü.

Spot piyasada altının ons fiyatı cuma günü 2.42 azalışla 4,600 doların altına indi. Bu fiyat, 6 Nisan’dan bu yana en düşük seviye… Altındaki düşüşe paralel olarak, diğer değerli metallerde de aşağı yönlü bir hareket yaşandı; gümüş fiyatlarında sert kayıplar görüldü. Gümüşün ons fiyatı spot piyasada yüzde 6’dan fazla düşüşle 77 dolar seviyesine geriledi.

DEVLERİN ZİRVESİNDEN AŞIRI BEKLENTİLER

Piyasaların merakla beklediği Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Pekin’de gerçekleşen zirveden somut bir sonuç çıkmaması, küresel belirsizliğin öyle bir ya da birkaç zirveyle çözüme kavuşturulacak bir meseleler yumağı olmadığını bir kez daha ortaya koydu.

Yatırımcı beklentilerinin karşılanmaması üzerine, hampetrol fiyatları cuma günü yeniden yükselişe geçti. Aslına bakarsanız garip olan; bu küresel ekonomik ve siyasî ortamda piyasaların bu denli yüksek beklentiler içine girmiş olması… İki ekonomik devin zirvesinden yeni krizler doğmamasına da şükretmek gerekebilir oysaki!..

FAİZ İNDİRİMLERİNİN ÖTELENMESİ VE GÜÇLÜ DOLARIN ÇİFTE ETKİSİ

Bu hayal kırıklığı, küresel enflasyon baskısını besleyerek merkez bankalarının para politikalarını sıkı tutacağı beklentisini güçlendirmiş görünüyor. Batı Asya’da şubat ayı sonunda başlayan savaştan bu yana, değişen politika faiz beklentileri altın fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.

Savaş öncesinde Federal Reserve’ün (Fed) politika faizinde indirime gideceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Trump’ın nefret ettiği Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin dolmasıyla, kesinlikle bir faiz indirimi döngüsüne girileceği bekleniyordu.

Powell’ın görev süresi cuma günü doldu, halefi Kevin Warsh görevi devralana kadar ‘geçici başkan’ olarak o koltukta oturuyor. Ancak, aynı gün altın fiyatlarında yaşanan düşüş de gösteriyor ki, piyasalar bu koşullarda Fed Başkanı kim olursa olsun, öyle kolay kolay faiz indirimine gidilemeyeceğini satın almış… Fed’den daha net bir tavır içinde olan, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise faiz artırımlarına devam edecek.

Değerli metal fiyatlarını baskılayan bir diğer sebep ise, ‘güçlü dolar’… Değerli metallerin dolar cinsinden fiyatlanması nedeniyle, doların diğer para birimleri karşısında değer kazanması da fiyatları aşağı çekiyor. ‘Güçlü dolar’, farklı para birimi kullanan yatırımcılar için maliyetleri artırarak küresel talebi zayıflatıyor.

Bir de buna varil hampetrol fiyatlarıyla ons altın arasındaki ters korelasyonu ekleyin.

BU YIL VE 2027’DE YENİ RALLİLERLE YUKARI YÖNLÜ HAREKET SÜRECEK

Görünen o ki, kısa vadede, en azından Hürmüz Boğazı’ndaki krizin çözümüne yönelik somut adımlar atılmadan, ons altının üzerindeki baskı kalkmayacak gibi bir sonuca varmamız gerekir, ancak büyük olasılıkla böyle olmayacak.

Hemen hemen tüm yatırım bankaları ve piyasa aktörlerinin ortak öngörüsü altında yeni rallilerle yukarı yönlü hareketin devam edeceği…
Küresel yatırım bankalarının yayımladığı analizler de yükseliş beklentilerinin sürdüğünü ortaya koyuyor. Özellikle merkez bankalarının devam eden altın alımları, jeopolitik riskler ve ‘dolar dışı rezerv’ eğilimi, ons altında yeni rekor senaryolarını gündemde tutuyor.

Reuters’ın 27 Nisan’da yayımladığı ankete göre, uzmanlar 2026 yılı için ortalama ons altın tahminini 4,916 dolara yükseltti. Ankette, merkez bankalarının güçlü talebi ve küresel ekonomik belirsizliklerin altını desteklemeye devam edeceğine vurgu yapıldı.

TAHMİNLER 5,800 DOLARDAN BAŞLIYOR 7,000 DOLAR İDDİASINDA BULUNAN DA VAR

Deutsche Bank’ın tahmini dikkat çekici… Alman bankası, gelişen ülke merkez bankalarının dolar rezervlerinden uzaklaşıp altına yönelmesi halinde, ons altının önümüzdeki beş yıl içinde 8,000 dolara ulaşabileceği senaryosunu kamuoyuyla paylaştı.

Deutsche Bank’ın analizine göre, küresel merkez bankası rezervlerinde altının payının yüzde 30’dan yüzde 40’a çıkmasının, fiyatlarda sert yükseliş yaratabilir. Banka daha kısa vadeli projeksiyonlarında da iyimser. Deutsche Bank’a göre, ons altın 2026 içinde 6,000 dolar, alternatif senaryolarda ise 6,900 dolar seviyesine yükselebilir.

Yatırım bankalarının hemen hepsi altının değerinin ciddi oranlarda yükseleceğini raporluyor. JPMorgan 2026 sonu için 6,300 dolar seviyesini öngörürken, UBS 6,200 dolar, Goldman Sachs 5,400 dolar, Bank of America 6,000 dolar tahmininde bulunuyor. Morgan Stanley’nin ise biraz daha temkinli bir tahmini var; 4,800 dolar… Bazı uzmanların senaryolarında ise 7,000 dolarlardan söz ediliyor.

Son bir tahmin de ANZ Group Holdings’den geldi. Holding, Batı Asya’daki savaşın, ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği ve merkez bankalarının para politikalarında gevşemeye gidebileceği beklentisiyle, altın fiyatlarının 2027 ortasına kadar 6,000 dolar/ons seviyesine yükselebileceği öngörüsünde bulundu.

15 Mayıs tarihli bir notta, değerli metallerin önümüzdeki 12 ay içinde üç aşamalı bir süreçten geçebileceği öngörüsü var. İlk senaryoya göre, hampetrol fiyatlarındaki artış enflasyon beklentilerini yükseltecek ve Fed temkinli bir tutumla eylül ayına kadar faizleri değiştirmeyecek.

Bu durumun ise altın fiyatları üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. İkinci senaryoda, enerji krizinin ekonomik büyümeyi baskılaması, sanayi üretimini baskılaması ve tüketici harcamalarını zayıflatması bekleniyor.

Üçüncü senaryoda ise büyümedeki yavaşlamaya paralel olarak merkez bankalarının daha gevşek para politikalarına geçeceği öngörülüyor; bu gelişmenin altın fiyatlarını desteklemesi bekleniyor. Kısa vadede altının ons başına yaklaşık 4,500 dolar seviyesinde destek bulmasını bekleyen ANZ Group’a göre, olası düşüşler yeni pozisyonlar için fırsat…

DÜNYA ALTIN KONSEYİ’NE GÖRE DEĞERLİ METALİN GELECEĞİ PARLAK

Dünya Altın Konseyi’ne göre, merkez bankaları ABD-İsrail ittifâkı ile İran arasındaki savaş kaynaklı arz şoklarıyla boğuşurken ve hisse senedi-tahvil arasındaki pozitif korelasyon tahvillerin riskten korunma aracı olarak cazibesini azaltırken, devlet tahvili getirileriyle politika faiz oranları arasındaki korelasyon bir ölçüde netleşene kadar ons altın fiyatlarının yüksek kalması olası…

Geçtiğimiz birkaç yılda altının fiyatlarını yükseltmeye yardımcı olan jeopolitik risk primi ise yıl ilerledikçe muhtemelen artacak.

Altın ETF’lerine (borsa yatırım fonları) ve tezgâh üstü piyasalara olan talep de pozitif olabilir, ancak 2025’e göre daha düşük seviyede seyredebilir.

Öte yandan, külçe ve madenî paralara olan talep 2026’da daha fazla öne çıkacak gibi… Enflasyon korkuları, olası çatışmalar, krizler ve artan belirsizlik sebebiyle başta altın olmak üzere değerli metallere olan talep sürecek. Özellikle Asya’dan gelen talep, yatırımların artmasını getirecek.

ALTIN ALIMLARINA DEVAM EDEN PEK ÇOK MERKEZ BANKASI VAR

Atını desteleyen bir önemli etmen daha var. Bu yıl boyunca, merkez bankalarının alımlarının 2025 seviyelerine yakın, güçlü bir şekilde devam etmesi bekleniyor. Fiyat dalgalanmalarına rağmen talep yukarı yönlü ivme gösteriyor.

Merkez bankalarının altın satın alma eğilimleri 2026’nın birinci çeyreğinde sürdü ve ikinci çeyrek için de durum benzer. Yılın ilk çeyreği boyunca, Polonya Ulusal Bankası, altın rezervlerini 31 ton artırıp, 582 tona çıkararak en büyük alıcı oldu. Bankanın hedefi; rezervlerini 700 tona çıkarmak.

Özbekistan Merkez Bankası, yoğun alım yapan bir diğer merkez bankası; ilk çeyrekte altın rezervlerine 25 ton ekledi; bu rakam, 2025’in dördüncü çeyreğindeki 29 tonluk net alımlardan biraz daha düşük. Çin Halk Bankası, aynı dönemde altın rezervlerini 7 ton artırarak, önceki çeyrekteki net alımını (3 ton) iki katından fazla aştı.

Bu artışla Çin Halk Bankası’nın toplam altın rezervleri 2,313 tona yükseldi. Bu hacim, toplam küresel rezervlerin yüzde 9’u’na denk geliyor. Büyüklü küçüklü pek çok gelişen ülkenin merkez bankaları da altın alımlarını sürdürüyor.

Rezervlerinden ciddi miktarda altın satışı yapan iki merkez bankası bu eğilimin dışında; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile Rusya Merkez Bankası…

JEOEKONOMİK BELİRSİZLİKLERDEN OLASI SAVAŞ SENARYOLARINA…

Jeoekonomik belirsizliğin yüksek kalması ve rezerv çeşitlendirme teşviklerinin geçerliliğini koruması nedeniyle, merkez bankalarının yakın dönemde satın almalara devam ederek küresel altın talebine önemli ölçüde destek vereceği tespitine katılmayan yok gibi…

Son birkaç yıldır altının yükselmesine yardımcı olan jeopolitik risk primi, yıl ilerledikçe devam edecek ve belki de yüselecek. ABD’de yapılacak ara seçimin sonuçları, Washington-Pekin ilişkilerindeki gerginlik gibi olgular bu duruma katkıda bulunabilir. Bunların yanı sıra, uzun süreli bir çatışma veya olumsuz gelişmelerin küresel ekonomiye daha fazla yayılma etkisi, altına yönelik talebi daha da yukarı taşıyacak.

Yani eğer ki altına yatırım yaptıysanız, ister bir günde yüzde 2 düşsün, ister yüzde 5 ya da bir ay boyunca sürekli aşağı yönlü hareket sürsün, durduğunuz yerde durun. Hatta sert düşüşlerde, eğer paranız varsa, alım fırsatını değerlendirin. Yıl sonunda ya da 2027’nin ilk yarısının sonunda kazançlı çıkarsınız.

Süleyman Karan

Paylaş

Son Yazılanlar

Afyonkarahisar’da Gastronomi Diplomasisi

Afyonkarahisar, Anadolu’nun kavşak noktası olmanın ötesinde, her geçen gün derinleşen bir gastronomi hikayesinin başrol oyuncusuna dönüşüyor. 7-8-9 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Afyonkarahisar Gastronomi Çalıştayı

Rekabet gerçekten iyi midir?

Bir dönem “Rekabet iyidir” cümlesine neredeyse kutsal bir ekonomi bilgisi gibi bakılırdı. Şimdi ise bazen düşünüyorum; acaba rekabetin fazlası, sektörlerin kendi ayağına sıktığı organize bir

Atlantik akıntıları ya bir gün durursa?

Atlantik akıntıları şimdilik zayıflıyor, peki ya bir gün durursa ne olur?.. Eğer bugün Londra’nın ılıman bir iklimi varsa, Norveç’in en çok yağış alan kenti Bergen,

Evliya Çelebi’nin Sofrasına Konuk Olmak

Evliya Çelebi’nin on ciltlik dev eseri Seyahatnâme, sadece bir gezi günlüğü değildir, on yedinci yüzyılın kokusunu, sesini ve en önemlisi tadını günümüze taşıyan devasa bir

Bir Gastronomi Festivalinin Ardından

İzmir’in deniz kokulu ,zarif ve huzurlu sahil kasabalarından biri olan Urla, her yıl ilkbaharın en güzel zamanlarında doğanın sunduğu en özel lezzetlerden biri olan enginarı