Bir Gastronomi Festivalinin Ardından

İzmir’in deniz kokulu ,zarif ve huzurlu sahil kasabalarından biri olan Urla, her yıl ilkbaharın en güzel zamanlarında doğanın sunduğu en özel lezzetlerden biri olan enginarı kutlamak için renkli ve coşkulu bir festivale ev sahipliği yapar.

Urla Enginar Festivali, sadece bir gastronomi etkinliği değil; aynı zamanda Ege’nin ruhunu, doğallığını, sürdürülebilirliği, kültürel zenginliğini yansıtan önemli bir dost buluşmasıdır. Bu festival, hem yerel halkı hem de Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen şefleri ve ziyaretçileri bir araya getirerek unutulmaz anlar yaşatır.

 

Festivalin kalbinde yer alan enginar, Urla’nın verimli topraklarında özenle yetiştirilen, lezzeti ve kalitesiyle ün kazanmış bir sebzedir. Özellikle sakız enginarı olarak bilinen bu tür, ince yapısı, yumuşak dokusu ve kendine has aromasıyla gastronomi dünyasında özel bir yere sahiptir.

Festival boyunca Urla sokakları, taptaze enginarlarla dolup taşar; tezgâhlar, rengârenk sebzeler ve yerel ürünlerle adeta bir açık hava pazarına dönüşür.

Yöresel yemekler ,börekler ,kabak çiçeği dolmaları,sarmalar, el açması cevizli baklavalar, enginarlı tatlılar ve daha neler neler.

Festival süresince düzenlenen etkinlikler oldukça çeşitlidir. Ünlü şeflerin katılımıyla gerçekleştirilen yemek atölyeleri, ziyaretçilere enginarın farklı şekillerde nasıl hazırlanabileceğini öğretir.

Zeytinyağlı enginar, enginar dolması, enginar salatası gibi geleneksel tariflerin yanı sıra, modern mutfak teknikleriyle hazırlanan yenilikçi lezzetler de büyük ilgi görür. Katılımcılar, hem izleyerek hem de uygulayarak bu eşsiz tarifleri öğrenme fırsatı bulur.

Bu seneki 12. uluslararası Urla enginar Festivali’nde benim de katkılarım olup dört farklı tarif ile katıldım.
Terbiyeli kuzu etli enginar
Tarhanalı Enginar böreği
Karidesli ahtapotlu asma yaprağına sarılmış enginar dolması
Karamelize soğanlı Enginar reçeli(peynir tabakları ve et eşlikçisi)

Urla Enginar Festivali aynı zamanda yerel üreticiler için de önemli bir platformdur. Çiftçiler, yıl boyunca emek vererek yetiştirdikleri ürünleri doğrudan tüketicilerle buluşturur. Bu sayede hem yerel ekonomi desteklenir hem de ziyaretçiler doğal ve sağlıklı ürünlere ulaşma imkânı bulur. Organik tarımın ve sürdürülebilir üretimin önemi de festival boyunca sıkça vurgulanır.

Festivalin bir diğer önemli yönü ise kültürel etkinliklerdir. Sokak müzisyenleri, halk dansları gösterileri ve konserler, Urla’nın sokaklarını adeta bir şenlik alanına çevirir.

Ziyaretçiler, Ege ezgileri eşliğinde dolaşırken hem eğlenir hem de bölgenin kültürel dokusunu yakından tanıma fırsatı bulur. Ayrıca el sanatları stantları da festivalin vazgeçilmez parçalarındandır. Yerel sanatçılar tarafından hazırlanan el emeği ürünler, ziyaretçilerin büyük ilgisini çeker.

Doğayla iç içe bir atmosferde gerçekleşen festival, aynı zamanda sürdürülebilir turizmin güzel bir örneğini sunar. Urla’nın bağları, meyve ,deniz ve çiçek kokulu şarapları,zeytinlikleri ,müzeleri ,deniz manzarası, festivale katılanlara sadece bir lezzet deneyimi değil, aynı zamanda huzur dolu bir kaçış imkânı da sağlar. Şehir hayatının yoğun temposundan uzaklaşmak isteyenler için bu festival adeta bir nefes alma fırsatıdır.

Festival süresince düzenlenen yarışmalar da oldukça heyecan vericidir. En iyi enginar yemeği yarışması, en yaratıcı tarif ödülleri ,katılımcılar arasında tatlı bir rekabet ortamı oluşturur. Bu yarışmalar, hem profesyonel şeflerin hem de amatör aşçıların yeteneklerini sergilemelerine olanak tanır.

Urla Enginar Festivali, gastronomi turizminin Türkiye’deki en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilir. Bu festival sayesinde Urla, sadece yaz aylarında değil, ilkbaharda da yoğun ilgi gören bir destinasyon haline gelmiştir. Festival, bölgenin tanıtımına büyük katkı sağlarken aynı zamanda yerel değerlerin korunmasına da destek oluyor.

Filozof ve Astronom Anaksagoras’ın Nobel ödülü şair Yiorgos Seferisin doğduğu bu şehir aynı zamanda dünyanın bulunmuş en eski zeytin yağı üretim tesisinin Klozemenai kalıntılaryla da büyük bir önem taşıyor.

Bu seneki festivalde bir ilke imza atarak Yunanistan’ın devlet kanalı ERT ile canlı bağlantı gerçekleştirdik . Urla Belediye Başkanı ile gerçekleştirdiğimiz bu bağlantıda bizi seyreden tüm Yunan misafirlerimizi Urla’ya önümüzdeki senenin festivalimize davet ettik.

Başkan “Kültürlerin buluştuğu, lezzetlerin ve müziğin bir araya geldiği bu eşsiz etkinlikte sizleri de aramızda görmekten büyük mutluluk duyarız “cümlesiyle Ege’nin karşı yakasındaki gazetecileri duygulandırdı.

Sonuç olarak, Urla Enginar Festivali doğanın sunduğu bir nimeti kutlayan, insanları bir araya getiren ve kültürel zenginlikleri ön plana çıkaran eşsiz bir etkinliktir. Lezzetin, emeğin ve paylaşımın bir araya geldiği bu festival, her yıl katılan herkese unutulmaz anılar bırakır.

Enginarın mütevazı ama bir o kadar da etkileyici hikâyesi, Urla’nın sıcak atmosferiyle birleşerek ziyaretçilerin kalbinde özel bir yer edinir. Bu nedenle Urla Enginar Festivali, sadece bir festival değil, aynı zamanda Ege’nin ruhunu hissetmek isteyen herkes için kaçırılmaması gereken bir deneyimdir.

Asma yaprağında karidesli enginar dolması
Malzeme
4 adet çanak enginar
150 gr pirinç(2 kahve fincanı)
12 adet orta boy karides
2 adet ahtapot bacağı
1 adet kuru soğan
Bir demet taze soğan
Yarımşar demet dereotu,arapsaçı
20 adet asma yaprağı
Zeytinyağı
Tuz karabiber
Tencerenin dibine koymak için 10-15 adet asma yaprağı

Yapılışı

Derin bir tavaya piyaz doğranmış soğanları zeytinyağıyla hafif kavuruyoruz. Renk almalarını değil yalnız yumuşamalarını istiyoruz .Bütün karidesleri ve doğranmış ahtapotları ekliyoruz.
Ardından taze soğanları, pirinç ve taze yeşillikleri ekleyip az suyla pirinçleri yumuşayıncaya kadar pişiriyoruz. Tuz ve karabiberi ekliyoruz.

2 limon, az tuz koyduğumuz suda enginarları 15 dakika yumuşamalarını sağlamak için kaynatıyoruz.
Suyu daha sonra kullanılmak üzere kenara alıyoruz.

Enginarların çukuruna hazırladığımız iç malzemeyi doldurup asma yapraklarıyla paket gibi sarıyoruz. Bir tencerenin dibine asma yaprakları dizip üzerlerine enginarları diziyoruz.

Yaprakların açılmaması için kürdanla sabitleştirir ,veya arap saçının dallarıyla bağlayabiliriz.
Kenara aldığımız suyu ve zeytinyağı ekleyip 20 dakika kadar daha pişiriyoruz.
Piştikten sonra güzel bir tabağa yerleştirip kürdanları çıkartarak Urla’nın lezzetini masamızda ailemiz ve dostlarımızla paylaşıyoruz.

Maria Ekmakçioğlu

Paylaş

Son Yazılanlar

Arzu, Tüketim ve Zihnin Karanlık Kıyıları

  Çağımızın hızla dönüşen tüketim alışkanlıkları ve dijital yönlendirmelerle şekillenen arzuları, bireyin iç dünyasında derin çatlaklar yaratmaya devam ediyor. Sanatçı, Kezban Arca Batıbeki “Irrational” başlıklı

Bir Teknik Ve Zarafet Yolculuğu

Moda’nın kendine has dokusu, son yıllarda İstanbul gastronomi sahnesinin en nitelikli duraklarından birine ev sahipliği yapıyor. Dieci Moda, sadece bir restoran olmanın ötesinde, tasarımı ve

Avrupa’da Batarya Devrimi Başlıyor

Dünya, fosil yakıtlardan arındırılmış bir geleceğe doğru hızla ilerlerken, bu dönüşümün kalbinde sessiz ama devasa bir güç yatıyor: Bataryalar. Eskiden sadece kumandalarımızda veya telefonlarımızda dert

12 Bin Yıllık Hafızanın Gelecek Yolculuğu

Tersane İstanbul’un Haliç’e bakan o sakin ama vakur atmosferinde, geçtiğimiz günlerde insanlık tarihinin en eski ve en anlamlı sofralarından birinin gelecek yolculuğuna tanıklık ettim. Şanlıurfa,

Gençler Neden Bu Kadar Öfkeli?

Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen haberler, toplum olarak uzun süredir görmezden geldiğimiz bir gerçeği yüzümüze sert bir şekilde çarpıyor: Okul baskınları, öğrenciler arasında organize

Tabağın Görünmeyen Yüzü İle Yüzleşebilmek

Yemeğin sadece biyolojik bir ihtiyaç olduğunu düşünmek, büyük bir yanılgıdır. Tabağımıza gelen her lokma, aslında binlerce yıllık bir hiyerarşinin, ekonomik dengelerin ve sosyal mücadelelerin sessiz