Yeni Bir Umut:  Epilepsi Ve Beyin

Stephen Hawking’in o kendine özgü mekanik sesini hatırlayın; evrenin sırlarını anlatan bir bilim insanının, bedeninin izin vermediği konuşmayı teknoloji sayesinde sürdürebilmesini… Şimdi ise epilepsi hastalarının beyin aktiviteleri hakkında telefonlarına sorular sorabildiği, karşılığında kendi verilerine dayanan yanıtlar alabildiği bir gelişmeyi konuşuyoruz.

Pennsylvania Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği, 13 Ekim 2026’da Nature Medicine’da yayımlanan sistem, beyin aktivitesini kaydeden EEG verileriyle yapay zekâ destekli bir mesajlaşma uygulamasını buluşturuyor.

Hastanede izlenen 13 yetişkinin katıldığı çalışmada hastalar, beyin aktiviteleri ve uykuları hakkında bilgi alırken, yaşadıkları belirtileri de sisteme aktarabiliyor.

İlk bakışta Hawking’in kullandığı iletişim cihazını çağrıştırması anlaşılır, ancak aradaki teknik farkı bilmek gerekiyor. Hawking’in kullandığı sistem beynindeki düşünceleri okumuyordu; gözlüğüne yerleştirilen kızılötesi sensör, yanağındaki küçük kas hareketlerini algılıyor, böylece ekrandan harf ve kelime seçmesine imkân veriyordu.

Kelime tahmini yazmayı hızlandırıyor, seçtiği ifadeler de yapay bir sese dönüşüyordu. O cümlelerin sahibi Hawking’di; cihaz, onun seçtiği sözcükleri seslendiriyordu.

Beyin okumaya doğru ilk adımlar

Epilepsi araştırmasında ise EEG’den elde edilen bulgular analiz edilerek hastanın sorularına anlaşılır yanıtlar hazırlanıyor; hastanın yazdığı mesajlar da bu verilere kendi deneyimini ekliyor. Burada da düşünce okumaktan söz etmiyoruz, beynin elektriksel faaliyetinden çıkarılan bilgilerin konuşma diline aktarılmasından söz ediyoruz.

Benzerlik, insanla teknoloji arasında kurulan iletişim köprüsünde; köprünün taşıdığı bilgi ise farklı. Hawking söylemek istediklerini dünyaya ulaştırıyordu, bu çalışmadaki hasta kendi bedeninde olup biteni anlamaya çalışıyor.

Üstelik yalnızca soru soran tarafta kalmıyor hasta; sistemin nöbet olarak işaretlediği bir olay hakkında geri bildirim vererek algoritmanın kişiselleştirilmesine de katkıda bulunabiliyor. Araştırmadaki simülasyon değerlendirmelerinde bu katkıyla yanlış alarmlar yaklaşık yüzde 80 azalıyor.

Altını doğru çizelim: Azalan nöbetler değil, yanlış alarmlar; henüz günlük yaşamda uzun süreli kullanımla doğrulanmış bir tedavi başarısından söz edemeyiz.

Yine de kıymetli buluyorum bu adımı, çünkü hastanın hissettikleriyle cihazın ölçtükleri arasında bir konuşma başlıyor. İnsan, hakkında veri toplanan kişi olmanın ötesinde, o verinin anlamlandırılmasına katılabiliyor.

Elbette on üç kişilik bir araştırmadan milyonların hayatını değiştirecek kesin sonuçlar çıkaramayız; daha geniş çalışmalar, güvenilirlik değerlendirmeleri ve hastane dışındaki kullanımın sınanması gerekiyor. Nöbet sıklığına, şiddetine ve yaşam kalitesine etkisi de bundan sonra araştırılacak.

KVKK ve parasızlık

Bir de bu teknolojinin kime ulaşacağını sormak zorundayız; insanın beyin verisini kim koruyacak, yanlış yanıtın sorumluluğunu kim üstlenecek, kendi sağlığını daha iyi anlayabilmek ne kadar parası olduğuna mı bağlı kalacak kişinin?

Hawking’in sesi, teknolojinin insanın kendini ifade etmesine nasıl alan açabildiğini gösteriyordu. Bugünkü araştırma ise başka bir kapıyı aralıyor: Kendi bedenini anlamaya çalışan insanın sorularına karşılık verebilme ihtimalini.

Dilerim makineleri konuşturmakta gösterdiğimiz beceriyi, insanı dinlemekte de gösteririz bir gün.

Ayşegül Lanen Nurcan

Paylaş

Son Yazılanlar

“Bunaldım dedin, demek ki benden sıkıldın”

İlişkilerde en yorucu anlar kavga anları değildir. Asıl yorgunluk, içinizi olduğu gibi döktüğünüz, kelimelerinizi özenle seçtiğiniz, hiçbir şeyi saklamadan anlattığınız hâlde karşınızdakinin sizi duymadığını fark

Güzellik artık bir “tık” uzakta mı?

Gelişen teknolojinin estetik uygulamaları nasıl değiştirdiğini geçtiğimiz hafta katıldığım bir toplantıda dinledim. René Clinic’te yapılan toplantının konusu, farklı lazer etkilerini tek sistemde birleştiren Exolase One,

Topraktan Tabağa Kadim Miras

Fırat Nehri’nin bereketiyle biçimlenen Mezopotamya toprakları, insanlık tarihinin en köklü mutfak kültürlerine ev sahipliği yapar. Tarihi İpek Yolu’nun kavşak noktasında konumlanan Gaziantep, bu birikimi canlı

Çölün Kalbindeki Mucize: Adrère Amellal

Elektriğin olmadığı bir dünyada ,sessizliği ve gastronomiyi yeniden keşfetmek. Bazı yolculuklar vardır, insanı yalnızca başka bir coğrafyaya götürmez,hayata, zamana ve kendine bakışını da değiştirir. Mısır’ın

Yapay zekâ orduları: Savaşın yeni yüzü

Savaşın tarihi, biraz da insanın bulduğu her yeni aracı önce hayatı kolaylaştırmak, sonra birbirine karşı kullanmak için nasıl seferber ettiğinin tarihidir. Barut surları yıktı, makineli

Asırlık Lezzetlerin Canlı Sahnesi

  Doğup büyüdüğüm, sokaklarını avucumun içi gibi bildiğim Kadıköy’ü gezmek benim için hiçbir zaman sıradan bir şehir turu olmadı. Her köşesi çocukluğumdan bir hatırayı, her

Son Düğme Bize Ne Anlatır?

Sonsuz boşunalık hissini silkelemeye çabaladığım zamanlarda, güya karamsarlığıma boyun eğmeyip dışımdaki bir yola hareketlenmeye özeniyorum. Dışarıdan, kabus gördüğü uykusunda sağa sola heyecanla dönüp duran biri

Türk Çayının Gastronomik Sırları

Karadeniz’in dik yamaçlarına tutunan yeşil dalgalar, yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün bir kültürün nefes alıp verişini simgeler. Rize, nemli iklimi, verimli toprakları ve kendine has