Ada Karası’nın Gizli Mirasının Peşinde

Yağmurun ince ince düştüğü bir hafta sonuydu. Marmara’nın ortasında, sessizliğe sığınmak ister gibi Avşa’ya vardım. Rüzgâr bağların arasından geçerken sonbaharın yaklaşmakta olduğunu usulca fısıldıyordu.

Marmara Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Alagaş’ın ev sahipliğinde gerçekleşen “Bir Başkadır Avşa” etkinliği, Ada Karası’nın adaya sinmiş hikâyesini, sonbaharın sessizliği eşliğinde yeniden anlatıyordu.

Avşa Adası, berrak koyları ve taş sokaklarıyla şehirden uzaklaşmak isteyenler için dingin bir durak.

İç kesimlerinde bağlar ve zeytinliklerle çevrili yürüyüş rotaları, doğayla baş başa kalmak isteyenler için ideal.

Deniz ürünleriyle dolu sofralar ve geleneksel üretim tekniklerini yaşatan şarap atölyeleriyle, doğayla kültürün iç içe geçtiği bir yer.

Adanın taş yapıları ve sahil kasabası ritmi, zamandan bağımsız bir atmosfer sunuyor.

Ada Karası üzümü, bu adanın hafızasında yer etmiş bir karakter.

Küçük taneli, koyu renkli ve aromatik yapısıyla şarapçılık geleneğini taşıyor.

Rumlar tarafından getirildiği söyleniyor; mübadele sonrası da bağlarda yaşamaya devam etmiş.

Kumlu toprakta yetişen bu üzüm, adanın iklimiyle şekilleniyor.

Üstelik Ada Karası, coğrafi işaretli bir ürün olarak Avşa’nın tarımsal kimliğini tescilleyen bir değer.

Etkinliğin ilk günü, bir üretim tesisinde düzenlenen akşam yemeğiyle tamamlandı.

Soframız hava şartları nedeniyle taş duvarlar ve şarap tanklarının ortasında kurulmuştu.

Atmosfer paha biçilmezdi.

Soframızda ise Avşa’ya has zeytinyağlı mezeler ve ada otlarından salataların yanı sıra mevsimin olmazsa olmazı taze sardalya ızgaralar arz-ı endam ediyordu.

Her tabak, adanın doğasına ve emeğine dair sade ama güçlü bir anlatı sunuyordu. Etkinliğin ikinci günü, Ada Karası Sohbetleri ile devam etti. Ebru Koralı’nın moderatörlüğünde üreticiler Alp Törüner, Gamze Sezer ve Ali İhsan Bortaçina ile yeme-içme uzmanı Levon Bağış bir araya geldi.

Konuşmalar bağcılığın geçmişi ve adanın geleceği etrafında şekillendi. Üreticiler iklim ve toprakla kurdukları ilişkiyi anlattı. Levon Bağış’ın yorumları üzümün kültürel bağlamını güçlendirdi.

Bu sohbet, gastronomiyi yalnızca damakta değil; hafızada, kültürde ve mevsimlerde iz bırakan bir anlatı biçimi olarak yeniden düşündürdü.

Avşa Adası önoturizm için umut taşıyor. Bu keyifli olduğu kadar lezzetli ve bilgilendirici etkinlik, bağlardan sofralara uzanan süreci görünür kıldı. Bu tür buluşmalar, yerel ekonomiyi destekliyor. Sürdürülebilirlik ise adanın geleceği için bir zorunluluk.

Ada Karası gibi ürünler, bu dengeyi kurmada çok önemli bir rol oynuyor. Adadan ayrılırken, avuçlarımda üzümün kokusu, zihnimde bağların sessizliği kalmıştı. Sonbahar bu adada sadece bir mevsim değil; geçmişle kurulan sessiz bir diyalog.

UNUTMAMAMIZ GEREKEN GERÇEK

Toprağa tutunan her şey, hafızaya da tutunur.

Reha Tartıcı
Reha Tartıcı

Nevi Şahsına Münhasır

Recent Posts

Tünelin ucunda ışık hüzmesi ara ki bulasın!

HAFTALIK GÖRÜNÜM Hangi biriyle başlasak bilmiyorum!.. Nisan ayında gelen veriler arasında pek umut verici bir…

1 gün ago

Atlantik akıntıları ya bir gün durursa?

Atlantik akıntıları şimdilik zayıflıyor, peki ya bir gün durursa ne olur?.. Eğer bugün Londra'nın ılıman…

2 gün ago

Bulanık stiller, hibrit desenler veya alışılmadık renkler

Son 30 yılın moda trendlerine bakıldığında animal print'lerin (hayvan desenlerinin) yeniden ortaya çıkışı her seferinde…

3 gün ago

Evliya Çelebi’nin Sofrasına Konuk Olmak

Evliya Çelebi’nin on ciltlik dev eseri Seyahatnâme, sadece bir gezi günlüğü değildir, on yedinci yüzyılın…

3 gün ago

Her 10 Kişiden 4’ü Bakım Yükü Taşıyor”

“Türkiye’nin Görünmeyen Mesaisi: Çalışanların Yarısı Çocuk Bakıyor, Her 10 Kişiden 4’ü Bakım Yükü Taşıyor” Türkiye’de…

3 gün ago

Bir Gastronomi Festivalinin Ardından

İzmir’in deniz kokulu ,zarif ve huzurlu sahil kasabalarından biri olan Urla, her yıl ilkbaharın en…

4 gün ago