Ateşin Karşısında Filizlenen Bir Gelecek

Mutfak, insanoğlunun sadece fiziki gereksinimlerini karşılamak için sığındığı bir mekân değildir. Mutfak; toprağın, emeğin, kültürün ve insani değerlerin harmanlandığı sessiz bir mabettir.

Tencerenin kaynamasında, tavanın cızırtısında ve bıçağın vuruşunda kendine has bir ritim vardır. Bu ritim, insanın geleceğe tutunma arzusunu simgeler.

Geçtiğimiz günlerde şahit olduğum buluşma, mutfağın bu birleştirici ve dönüştürücü gücünü zihnime bir kez daha kazıdı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının himayesinde, İstanbul Valiliğinin katkıları, Uluslararası Servis ve Lezzet Akademisi (USLA) ile Efsanevi Gastronomi Masası’nın iş birliğiyle yürütülen Umut Mutfağı Projesi, devlet koruması altındaki gençlerimizi mutfağın dönüştürücü gücüyle buluşturuyor.

Aramızdan çok ama çok erken ayrılan genç bir ruhun, Ahmet Minguzzi’nin anısını yaşatmak amacıyla hayata geçirilen bu değerli proje, gençlerin hayatında yepyeni bir sayfa açıyor.

Projenin eğitim ayağında USLA Akademi merkezi bir rol üstleniyor.

USLA Akademi Genel Müdürü Şef Çiğdem Alagök’ün vizyoner yaklaşımı ve eğitime verdiği değer, projeyi klasik bir eğitim programının ötesine taşıyarak kalıcı bir sosyal dayanışma modeline dönüştürüyor.

Üç ay süren bu anlamlı yolculukta, alanında uzman 13 şef bilgi ve tecrübesini projeye katılan 13 genç kardeşimizle paylaştı.

Gençlerimiz temel mutfak tekniklerinden hijyen standartlarına, ekip çalışmasından meslek disiplinine kadar gastronominin temel yapı taşlarını uygulamalı olarak öğreniyorlar.

Ağustos ayında ilk mezunlarını vermeye hazırlanan projenin en anlamlı duraklarından biri Köşebaşı Levent Restoranı oldu.

Gençlerimiz burada, Türk mutfağının en köklü değerlerinden olan kebap kültürünü ustalarından dinleme ve tezgâh başında deneyimleme imkânı elde etti.

Kebap, Anadolu coğrafyasında basit bir yemek değildir.

Ateşle terbiyeyi, etin dokusunu anlamayı, sabrı ve ustalıkla devredilen bir zanaatı temsil eder.

Gençlerimiz ustalarıyla birlikte eti işlerken ve ateşi yönetirken sadece bir meslek öğrenmiyor, hayata karşı sarsılmaz bir özgüven kazanıyorlardı.

Buluşmada gençlerimiz, hazırlık aşamasında bizzat görev aldıkları zengin menüyü şeflerle aynı sofrayı paylaşarak sundu.

Puf pide, soslu patlıcan, kabaklama ve Gavurdağı salatası ile başlayan lezzet yolculuğu; fındık lahmacun, zırh kebabı ve geleneksel irmik tatlısıyla tamamlandı.

Masada paylaşılan yalnızca nefis yemekler değil; tecrübe, hayaller ve geleceğe dair dileklerdi.

Ateşin başında durmayı, emeği paylaşmayı ve tabağa ruh katmayı öğrenen bu gençlerimiz, gastronomi dünyasına adım atarken hepimize çok değerli bir gerçeği hatırlattı.

Emekle, sabırla ve sevgiyle harmanlanan her çaba, en zorlu yolları bile aydınlatmaya yeter.

UNUTMAMAMIZ GEREKEN GERÇEK

Mutfakta pişen sadece yemek değil; dayanışma, özgüven ve gelecektir.

Reha Tartıcı

Paylaş

Son Yazılanlar

Gün Batımında Bir Pera Gecesi

İstanbul, her sokağında ayrı bir hafıza barındıran büyüleyici bir açık hava müzesi gibidir. Ancak bu kadim şehrin ruhunu en yoğun hissettiren

Gastronominin Yıldızları Ödüllerini Aldı

Gastronomi dünyası uzun yıllar boyunca tabağın estetiği, teknik yetkinlikler veya ticari başarı rakamları üzerinden değerlendirildi. Oysa tabağın arkasındaki insan hikâyesini, verilen

Ortada Kalan Mektuplar…

“Yaşam öykülerimizin bir bir paralanan yaprakları, yazıldıkları alfabe unutulacakmış gibi, okunacakları güne alelacele varmak istiyorlar.’’ Emekli olduğunda eski arkadaşlarıyla mektuplaşma merakı

Ege’nin İki Yakası Ve Lezzet Yolculuğu

Bodrum’dan Leros’a, Leros’tan Bodruma Ege’nin İki Yakası Arasında Başlayan Bir Lezzet Yolculuğu Anadolu Mutfağının Lezzetleri ile Buluşması… Bazı yolculuklar yalnızca bir

Bu sessizlik sizi boğar…

​Yürek dağlayan, insanın içini acı ve öfkeyle dolduran bir karanlıkla yine karşı karşıyayız. İzlemeye dahi yüreğimin elvermediği, insanlığın utancı olan o