Mutfak Dostları Derneği’nin 35. yılını kutladığı ve 7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri’nin sahiplerini bulduğu o özel geceyi, Four Seasons Hotel Sultanahmet’in tarihi atmosferinde solumak benim için sadece bir törene katılmak değil, aynı zamanda bu toprağın hafızasına bir yolculuk yapmaktı.
Gastronomi dünyasının önde gelen isimlerinin bir araya geldiği bu buluşma, Türkiye’nin mutfak mirasının ne kadar köklü ve aynı zamanda ne kadar dinamik olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri, 2018 yılında ilk kez yola çıktığında aslında sadece bir takdir mekanizması değil, aynı zamanda bir standart belirleme niyetindeydi.
Mutfak Dostları Derneği, tam 35 yıldır bu coğrafyanın lezzet envanterini çıkarmak, yeme-içme adabını korumak ve bu zenginliği dünyaya anlatmak için sessiz ama derinden bir mücadele veriyor.
Bir sivil toplum kuruluşunun, hiçbir ticari kaygı gütmeden bu kadar uzun süre bir referans noktası olarak kalabilmesi, ülkemiz gastronomisi için paha biçilemez bir kazanım.
Derneğin “Anadolu Lezzet Envanteri” gibi çalışmaları, bugün modern restoranlarımızın menülerinde kullandığı yerel ürünlerin korunmasında temel taşlarını oluşturuyor.
Tören gecesinde servis edilen menünün yüzde 70’inin küçük üreticilerden gelen ürünlerle hazırlanmış olması, gecenin en samimi ve en anlamlı mesajıydı.
Bu tercih, sürdürülebilirliğin sadece şık bir kelimeden ibaret olmadığını, bizzat bir duruş olduğunu gösterdi.

Altın Kaşık’ın on iki ana kategorideki dağılımı ise Türkiye’nin dört bir yanındaki gizli kalmış veya markalaşmış değerleri kucaklıyor.
Van’daki Kuşhane’den Nazilli’deki Kısmet Pide’ye uzanan bir ödül yelpazesi, İstanbul merkezli bir gastronomi anlayışının ötesine geçildiğinin kanıtı olarak okunmalıdır.

Yılın Türk Şefi seçilen Burçak Kazdal’ın başarısı, mutfağımızdaki kadın emeğinin ve yaratıcılığının taçlanmasıydı.
Benzer şekilde Yılın Genç Şefi Volkan Özkur’un heyecanı, mutfağımızın geleceğinin emin ellerde olduğunu hissettirdi.
Gastronominin en hassas, teknik ve zarafet gerektiren alanlarından biri olan pastacılıkta ise bu yıl Merve Burcu Akbulut ismi ön plandaydı.

Yılın En İyi Pasta Şefi ödülünü alan Akbulut’un bu başarısı, disiplinli çalışmanın ve estetik bakış açısının bir sonucu.
Pastacılığın sadece bir tatlı son değil, başlı başına bir sanat dalı olduğunu gösteren bu başarılar sektördeki çıtayı yukarı taşıyor.
Ancak benim için gecenin en duygusal ve entelektüel derinliği yüksek anı, Tuğrul Şavkay Başarı Ödülü’nün takdim edildiği andı.

Günay Kut ve Nevin Halıcı gibi mutfak kültürümüzün abideleşmiş isimlerinin onurlandırılması, sadece bir başarıyı kutlamak değil, aynı zamanda akademik bir birikime ve ömürlük bir emeğe saygı duruşuydu.
Onların çalışmaları olmasaydı, bugün ne Selçuklu mutfağını ne de Osmanlı saray geleneklerini bu kadar berrak konuşabilirdik.
Jüri Özel Ödülü’nün Üç Yıldız Şekerleme’ye verilmesi ise şehrin hafızasını koruma konusundaki hassasiyetin bir göstergesi.

Beyoğlu’nun o küçücük dükkanında yıllardır aynı kaliteyi ve tadı sürdüren bir işletmenin ödüllendirilmesi, zanaata verilen değerin altını çiziyor.
Priscilla Mary Işın’ın “Kırk Kat Baklava Tarihi” kitabıyla aldığı ödül de gastronominin sadece karın doyurmak değil, aynı zamanda bir okuma ve anlama pratiği olduğunu bizlere anımsatıyor.
Türkiye gastronomisi bugün bir yol ayrımında.
Ya popüler kültürün geçici akımlarına kapılacak ya da Mutfak Dostları Derneği’nin 35 yıldır işaret ettiği gibi köklerine sadık kalarak evrensel bir dil oluşturacak.
Altın Kaşık Ödülleri’nin her geçen yıl artan itibarı, ikinci yolun daha sağlam olduğunu kanıtlıyor.

Emeğin ve bilginin öncelendiği bu platformlar, ülkemizin yumuşak gücü olan mutfak kültürünü hak ettiği yere taşıyacaktır.
Gastronomi, bir toplumun kendisini ifade etme biçimidir ve Mutfak Dostları Derneği bu ifadenin en duru halini temsil etmektedir.
Bu tür organizasyonların sürdürülebilirliği, sivil toplumun gücüne bağlıdır.
Tarafsız, nesnel ve kucaklayıcı bir bakış açısıyla verilen her bir “altın kaşık”, aslında mutfağımızın geleceğine atılmış bir imzadır.
Geceden ayrılırken aklımda kalan, sadece lezzetli tabaklar değil, aynı zamanda bu kültüre gönül vermiş insanların yarattığı o büyük sinerjiydi.
Mutfak dostluğu, sadece sofrada değil, mirasa sahip çıkarken de devam etmeli.
7. ALTIN KAŞIK GASTRONOMİ ÖDÜLLERİNİ KAZANANLAR:
Yılın Türk Şefi: Burçak Kazdal
Yılın Yabancı Şefi: Shunichi Horikoshi
Yılın Genç Şefi: Volkan Özkur
Yılın Pasta Şefi: Merve Burcu Akbulut
Yılın Geleneksel Lokantası: Kuşhane, Van
Yılın Yabancı Konsept Lokantası: Madhu’s, İstanbul
Yılın Tek Ürün Geleneksel Lokantası: Kısmet Pide, Nazilli
Yılın Pastanesi veya Tatlı Evi: Ulus Pastanesi, Bursa
Yılın Ürün Satış Noktası (Yiyecek & İçecek): Kozmaoğlu-İdeal Salam, İstanbul
Yılın Gastronomi Kitabı: Kırk Kat Baklava Tarihi- Priscilla Mary Işın, Burak Onaran – Can Yayınları Mundi Kitap
Yılın Dijital Yayını: Kısık Ateş İnternet Sitesi
Yılın Servis Ödülü: Lokanta By Divan, İstanbul
UNUTMAMAMIZ GEREKEN GERÇEK
Asıl lezzet tabağın ardındaki bin yıllık emeğin ve toprağın hafızasıdır.






