Ateş, insanlık tarihinin en eski ve en güçlü bağlayıcı unsurudur. İlk ateş yakıldığında sadece ham maddeler pişmedi.
İnsanı bir araya getiren topluluklar, köklü sosyal bağlar, toplumsal kurallar ve özgün kültürler de bu kutsal ateşin etrafında kuruldu.
Geçtiğimiz günlerde Çorum’da düzenlenen Açık Ateş Gastronomi Etkinlikleri, beni tam da bu köklere, yemeğin özündeki o saf ve birleştirici güce geri götürdü.
Mutfak mirasının hızla dijitalleştiği, geleneksel bağların koptuğu ve her şeyin süratle tüketildiği modern bir çağda yaşıyoruz.
Ancak tüm bu büyük dönüşüme rağmen değişmeyen tek şey, ortak hafızanın ve ateşin samimi sıcaklığıdır.
Gerçekleştirdiğim Çorum seyahati, bu kadim gerçeği bir kez daha derinden hissetmemi sağladı.
Kadim kent, tarihsel geçmişini modern bir şehir markasına dönüştürme yolunda gerçekten çok önemli bir eşiği geride bırakmış.
Üç gün süren bu kapsamlı organizasyon, Saat Kulesi’nden Bedesten’e uzanan coşkulu bir kortej yürüyüşü ile başladı.
Kent meydanındaki heyecan, sınırları aşan uluslararası bir kültür köprüsü vazifesi gördü.
İspanya, İtalya, Fransa, Brezilya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Uruguay gibi ülkelerden gelen çok sayıda şef, akademisyen ve sektör profesyoneli bu topraklarda buluştu.
Yabancı misafirlerin yerel ustalarla yan yana çalışması, karşılıklı deneyim aktarımı açısından çok değerliydi.
İlkel pişirme tekniklerinin modern sunumlarla sergilenmesi, küreselleşen mutfak dünyasına güçlü bir mesaj verdi.
Brezilya ve Uruguaylı şeflerin kurduğu istasyonlarda etlerin, sebzelerin, hatta meyvelerin açık ateşle buluşması izleyenleri adeta büyüledi.
Teknolojiden tamamen uzak, sadece saf elementlerin gücüyle ortaya çıkan bu özgün yaklaşımlar, mutfağın evrensel dilini yeniden tanımladı.
Organizasyonun kalbi niteliğindeki Çorumlu Obası’nın mistik atmosferinde yükselen dumanlar, hepimizi büyüleyici bir zaman yolculuğuna çıkardı.
Obanın doğal ve otantik ortamında açılan İskilip Dolması kazanı, etkinliğin en heyecan verici seremonilerinden biriydi.
Hazırlanması, pirincin özel torbalarda demlenmesi ve pişmesi saatler süren bu kadim lezzet, özellikle uluslararası katılımcıların büyük ilgisini topladı.
Aynı zamanda yerel kadın üreticilerin muazzam el emeğine de bu otantik alanda şahitlik ettik.
Sac üzerinde büyük bir ustalıkla pişirilen çıtır baklavalar, nefis tepsi börekleri, geleneksel tandırlar ve un helvaları tam bir lezzet şöleni sundu.
Coğrafi işaretli Osmancık pirincinin başrolde olduğu sunumlar, kentin tarımsal kalitesini damaklarda tescilledi.
Mutfak kültürü, entelektüel bir tartışma zemini bulduğunda kalıcı hale gelir ve toplumsal fayda üretir.
Etkinlik boyunca gerçekleştirilen paneller, bu teorik derinliği fazlasıyla sağladı.
Benim de moderatörlüğünü üstlendiğim “Yerel Ürünler ve Sürdürülebilir Tarım Denkleminde Çorum” başlıklı oturum, kentin geleceğine bilimsel bir ışık tuttu.
Kıymetli panelist dostlarımla birlikte yerel biyoçeşitliliğin, sürdürülebilir üretimin, ekolojik dengenin ve toprağa saygının önemini masaya yatırdık.
Bir kentin kendi özgün değerlerini koruyarak nasıl küresel bir cazibe merkezi haline gelebileceğini tartıştık.
Yerel kaynakların doğru yönetilmesi, geleceğin mutfak mirasını inşa etmenin en temel şartıdır.
Çorum, Hititlerin başkenti olmanın getirdiği muazzam bir tarihsel avantaja ve kültürel derinliğe sahip bir coğrafyadır.
Anadolu’nun en eski ve en bozulmamış mutfak hafızalarından birini bu topraklarda adımlarken her an soluyabiliyorsunuz.
Kentin sadece tarihiyle değil, muazzam üretim gücüyle de öne çıktığını özellikle vurgulamak gerekiyor.
Ekilip dikilen alan büyüklüğü açısından Türkiye’nin 19’uncu ili konumunda bulunuyor.
Bu büyük tarımsal zenginlik, Çorum mutfağına benzersiz bir hammadde çeşitliliği olarak yansıyor.
Toprağın bereketi, yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılan reçeteleri kesintisiz şekilde beslemiş.
Çorum mutfak kültürü, bu yönüyle geçmişin kültürel izlerini günümüze taşıyan, yaşayan bir kentsel miras niteliği taşıyor.
Bu başarılı organizasyonun arkasında Çorum Belediyesi’nin güçlü, kararlı ve vizyoner iradesi yer alıyor.
Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, kentin gastronomi vizyonunu şansa bırakmayan, son derece rasyonel ve veriye dayalı bir liderlik sergileyerek takdir topluyor.
Açılış konuşmasında kentin ticari, sınai ve tarımsal başarılarını somut rakamlarla ortaya koyması son derece ufuk açıcıydı.
Kentin şu an tam 36 coğrafi işaretli ürünü bulunuyor ve bu sayı üretimin büyüklüğünü kanıtlıyor.
Başkan Aşgın, bu potansiyeli UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı ile taçlandırmak konusunda son derece kararlı adımlar atıyor.
Onun vizyonunda UNESCO yolculuğu, sadece geçici bir tanıtım kampanyasından ya da popüler bir festivalden ibaret değil.
Şehrin tüm dinamiklerini, yerel ekonomisini ve kimliğini harekete geçiren, kapsamlı bir yerel kalkınma modelidir.
Ticaret, sanayi, spor ve gastronomiyi birleştiren bu çok yönlü stratejik yaklaşım, Çorum’u küresel arenada rekabetçi kılacaktır.
Çorum, Açık Ateş Etkinlikleri ile dünya gastronomi çevrelerinin dikkatle izleyeceği önemli bir odak noktasına dönüştü.
Doğru strateji, vizyoner belediyecilik, akademik destek ve zengin bir mutfak hafızası bir araya geldiğinde, UNESCO yolculuğunun başarıyla sonuçlanacağına olan inancım tam.
Kentin bu coşkulu yürüyüşünün, tüm Anadolu şehirlerine ilham ve örnek olmasını diliyorum.
Gelişim, köklere sadık kalarak geleceğe doğru yürümekle mümkündür.
Anavarza Bal, bünyesinde kurduğu Yaşasın Arılar departmanının ilk büyük projesi kapsamında Adana Kozan’daki tesisinde kurduğu…
Çocukluk ve gençlikte büyüyüp yetişkin olmak çok uzak geliyor. Büyüyünce yaparım dediğiniz ve yapmak istediğiniz…
İstanbul’un güncel sanat sahnesinde farklı disiplinleri ortak bir düşünsel zeminde buluşturan Rastlaşmalar Vol. 2: The…
Oyunculuğunu çok sevdiğim Elçin Sangu’nun başrolde olduğunu görünce, büyük bir hevesle Netflix’in başına geçip 'Uykucu'…
Masanın Üzerindeki Süper Bilgisayar: Nvidia Spark ve PC Dünyasının Yeni Şafağı Teknoloji dünyası, belirli aralıklarla…
Donald Trump ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmadan önce de küresel ekonomide belirsizlikler artıyordu, ancak Trump'ın…