Nerede O Eski Bayramlar?

Bayram yaklaştığında içimizi bir özlem kaplar. Eski bayramlar, çocukluk anıları, mutfaktan yayılan o mis gibi kokular gözümüzde canlanır. Bayram sabahı uyanmanın heyecanı, büyüklerin ellerini öpüp harçlık almanın coşkusu, kalabalık sofralarda neşeyle geçen saatler…

Bunlar, geçmişte kaldığını düşündüğümüz ama içimizde hep yaşattığımız değerlerdir.

Eskiden bayramın gelişi günler öncesinden hissedilirdi.

Mutfakta telaş başlar baklavalar açılır, sarmalar sarılır, çeşit çeşit yemekler hazırlanırdı; yaklaşan kurban bayramıysa kurbanlık telaşı evin dört bir yanını kaplardı.

O sofraların bir ritüeli vardı. Bayram namazından dönen büyüklerin sofraya oturmasıyla herkes bir araya gelir, bereketin, paylaşımın ve sohbetin tadı çıkarılırdı. Aile büyükleri çocukluk anılarını anlatır, gençler gülümseyerek dinlerdi.

Şimdilerde ise herkesin dilinde aynı cümle var.

“Nerede o eski bayramlar?”

Zaman değişti, bayram sofraları da değişti.

Şehir hayatı, yoğun iş temposu, teknolojinin getirdiği mesafeler derken, artık bayramlar kısa telefon görüşmelerine, uzaktan gönderilen mesajlara sığdırılmaya çalışılıyor.

Ama ne olursa olsun, bayram sofralarının anlamı değişmiyor.

Bir sofrada toplanmak, sadece yemek yemek değil; hasret gidermek, sevdiklerimizle yan yana olmanın kıymetini hatırlamak demek.

Bayram sofraları, sadece geçmişin değil, geleceğin de bir parçası.

Mesela çocuklar için o sofralar, bayramın anlamını öğrendikleri, birlik ve beraberliği hissettikleri br ortam sağlıyor.

Bayram sabahı pişen lezzetli yemeklerin kokusu, yıllar sonra bile hafızamızda canlanan en güzel anılarımızdan biri oluyor.

Belki artık eski bayramlar yok, ama bu gelenekleri yaşatmak, yeni nesillere aktarmak bizim elimizde.

Bu bayram sofralarımızı sadece yemeklerle değil, sevdiklerimizle de dolduralım.

Uzaktaki aile büyüklerini arayalım.

Uzun zamandır görmediğimiz dostlarımızı ziyaret edelim.

En önemlisi çocuklara bayramın sadece tatlılardan ve harçlıklardan ibaret olmadığını anlatalım.

Çünkü bayram birlikte olunca güzelleşiyor.

Sevgiyi, yaşanan zamanı ve etrafında buluşulan sofrayı paylaştıkça anlam kazanıyor.

O nedenle nerede o eski bayramlar demek bize bir şey kazandırmıyor.

Gelin özlediğimiz o bayramları yaşatmaya bu bayramdan başlayalım.

Sahip olduğumuz değerlere, geleneklerimize ve göreneklerimize sahip çıkalım.

Bu vesile ile tüm okurlarıma sağlık, huzur ve barış dolu bir bayram diliyorum.

***

UNUTMAMAMIZ GEREKEN GERÇEK

Bayramlar hatırlamak ve hatırlanmakla anlam kazanır.

Reha Tartıcı
Reha Tartıcı

Nevi Şahsına Münhasır

Recent Posts

Bir Teknik Ve Zarafet Yolculuğu

Moda’nın kendine has dokusu, son yıllarda İstanbul gastronomi sahnesinin en nitelikli duraklarından birine ev sahipliği…

2 gün ago

Avrupa’da Batarya Devrimi Başlıyor

Dünya, fosil yakıtlardan arındırılmış bir geleceğe doğru hızla ilerlerken, bu dönüşümün kalbinde sessiz ama devasa…

6 gün ago

90’ların ikonik güzelliği geri döndüğünü ilan etti!

90’ların süper model saç ve makyajının kalıcı bir çekiciliği var. On yıllar sonra bile bu…

6 gün ago

12 Bin Yıllık Hafızanın Gelecek Yolculuğu

Tersane İstanbul’un Haliç’e bakan o sakin ama vakur atmosferinde, geçtiğimiz günlerde insanlık tarihinin en eski…

1 hafta ago

İzmir’de iklim dayanıklılığı güçlendiriliyor

“Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi” ile İzmir’de somut ve ölçülebilir etki yaratmaya devam ediliyor. Zurich…

1 hafta ago

Lipödem ve “Kıtlık Geni” ihtimali!

Su içsem yarıyor” sözü aslında sanıldığı kadar abartı olmayabilir. Lipödem konusunda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden…

2 hafta ago