Categories: Ekonomi

Türkiye’de 1 Mayıs: Büyüme Var, Pay Yok

Tüm dünyada 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlanırken, Türkiye’de çalışanlar artan geçim baskısı ve gerileyen haklarla karşı karşıya. Ekonomide büyüme sürse de bu büyümenin emek kesimine yansımadığı görülüyor.

Son yıllarda milli gelirden emeğin aldığı pay belirgin biçimde düşerken, yüksek enflasyon karşısında ücret artışları yetersiz kalıyor. 2021’de yüzde 30,1 olan emek payının 2022’de yüzde 26,5’e gerilemesi, son yılların en düşük seviyelerinden biri olarak kaydedildi.

Özel sektörde sendikasızlık yaygın

 

Çalışma hayatındaki en dikkat çekici başlıklardan biri de sendikalaşma oranları. Türkiye’de yaklaşık 16,7 milyon işçiden sadece 2,4 milyonu sendika üyesi. Resmi oran yüzde 14,5 olsa da tablo sektörler arasında büyük farklılık gösteriyor:

  • ⁠ ⁠Kamuda sendikalaşma: %75,6
  • ⁠ ⁠Özel sektörde: %6,8

Bu durum, milyonlarca çalışanın toplu pazarlık hakkından fiilen yararlanamadığını ortaya koyuyor. Nitekim çalışanların yaklaşık yüzde 87’si toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kalıyor.

“İstihdamsız büyüme” uyarısı

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan’a göre Türkiye ekonomisi uzun süredir “istihdamsız büyüme” sürecinde. Yani üretim artarken istihdam aynı oranda artmıyor.

Yeldan, bu yapının ücretleri baskıladığını ve emeği güvencesiz çalışma biçimlerine ittiğini belirtiyor. Geniş tanımlı işsizlik oranının ise işgücünün yaklaşık üçte birine ulaştığına dikkat çekiyor.

Gelir eşitsizliği derinleşiyor

Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aziz Çelik de gelir ve servet dağılımındaki bozulmaya işaret ediyor. Küresel veriler, en zengin yüzde 1’in gelirden aldığı payın artarken, en düşük gelir grubunun payının gerilediğini gösteriyor.

Türkiye’de ise asgari ücretin yaygınlığı ve toplu pazarlığın sınırlı olması, çalışanların milli gelirden aldığı payı aşağı çekiyor. Emekli gelirlerinde de benzer bir düşüş dikkat çekiyor.

“Tarihsel bir eşik”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise mevcut tabloyu “tarihsel bir kırılma” olarak nitelendiriyor. Artan yaşam maliyetleri ve düşen alım gücünün, yalnızca ekonomik değil sosyal sonuçlar da doğurduğunu vurguluyor.

Ortak tablo: Geçim krizi

Uzmanlara göre Türkiye’de çalışanlar iki yönlü bir baskı altında:

  • ⁠ ⁠Enflasyon karşısında eriyen gelirler
  • ⁠ ⁠Zayıflayan örgütlenme ve pazarlık gücü

Bu tablo, ekonomik büyümeye rağmen geniş kesimler için derinleşen bir “geçim krizi” anlamına geliyor.

Deniz Demir

Deniz Demir

Sokak

Share
Published by
Deniz Demir

Recent Posts

Arzu, Tüketim ve Zihnin Karanlık Kıyıları

  Çağımızın hızla dönüşen tüketim alışkanlıkları ve dijital yönlendirmelerle şekillenen arzuları, bireyin iç dünyasında derin…

6 saat ago

Bir Teknik Ve Zarafet Yolculuğu

Moda’nın kendine has dokusu, son yıllarda İstanbul gastronomi sahnesinin en nitelikli duraklarından birine ev sahipliği…

4 gün ago

Avrupa’da Batarya Devrimi Başlıyor

Dünya, fosil yakıtlardan arındırılmış bir geleceğe doğru hızla ilerlerken, bu dönüşümün kalbinde sessiz ama devasa…

1 hafta ago

90’ların ikonik güzelliği geri döndüğünü ilan etti!

90’ların süper model saç ve makyajının kalıcı bir çekiciliği var. On yıllar sonra bile bu…

1 hafta ago

12 Bin Yıllık Hafızanın Gelecek Yolculuğu

Tersane İstanbul’un Haliç’e bakan o sakin ama vakur atmosferinde, geçtiğimiz günlerde insanlık tarihinin en eski…

2 hafta ago

İzmir’de iklim dayanıklılığı güçlendiriliyor

“Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi” ile İzmir’de somut ve ölçülebilir etki yaratmaya devam ediliyor. Zurich…

2 hafta ago