Categories: GeziKöşe Yazısı

Nostaljik bir şehir Selanik

Maria’nın günlüğü Herkese selamlar

Bu defa bavulumu toplayıp Fethiye’den Şövalye Adasından yola çıktım. Sabah 08.30 gemisiyle Rodos’a geçtim. Rodos’tan akşamüstü uçağı ile Selaniğe uçtum.

Selanik benim için çok özel bir şehir çünkü, gençliğimin büyük bir bölümünü burada geçirdim. Önce tahsil, sonra evlilik, çocuklar derken bir baktım, 13 sene bu şehirde geçmiş.

Selanik’in bir özelliği varsa o da kaç sene geçerse geçsin, neredeyse hiçbir şey değişmiyor. Yollar, sokaklar, dükkanlar, kafeler, restoranlar, gece kulüpleri hep bıraktığım gibi. Tavernalar ve menülerde bile fazla bir değişiklik yok desem doğrudur. Fiyatlar Euro olduğu için onlar bile değişmez. Aynı mezeler, aynı dekorlar, sandalyeler bile kolay değişime uğramazlar.

Selanik nostaljik bir şehirdir. İlk defa ziyaretine gelen dostlarıma her zaman güzel bir program oluşturuyorum.

Nerede yenir, eğlenilir, gezilir…

 

Tabii ki ilk ziyaret edilen yer Agiou Dimitriou Caddesinde Atatürk’ün doğduğu ev. Son restorasyon dan sonra gittiğimde çok modern değişiklikler yapılmış olduğunu gördüm. Bana göre eski hali çok daha güzeldi, bir duygusallık vardı. Zübeyde Hanım’ın oturma odası, mutfağı, Atatürk’ün kıyafetleri, çalışma masası, ziyaretçileri eski zamana götürebiliyordu. Ama artık modern bir çağda yaşadığımıza göre Atatürk’ün evi de modernleşti.

Beyaz Kule veya Yunancası Lefkos Pirgos 15.y.y. Osmanlı döneminde hapishane olarak yapılmış ve etrafında Selanik’in surları vardı.

Tarihte İlk ismi kanlı kule olarak geçmiş çünkü, Osmanlı döneminde ölüm fermanları imzalanan kişiler orada öldürülüyordu ama ikinci Abdülhamit döneminde 1883 yılında beyaz kule olarak ismi değişti. 1911’de Selanik‘i çevreleyen surlar düştükten sonra sahilde tek başına bembeyaz bir gelin gibi o günden bugüne kadar ayakta durmaya devam ediyor. Bugünlerde ziyaret ettiğimizde müze olduğunu göreceksiniz.

Bundan on sene kadar önce  en üst tepesinde çok güzel bir kafe bulunuyordu. Aşkları uğruna acı çekip, hüsran yaşayan aşıklar oraya çıkıp intihar ettiklerinden dolayı en üst kat artık ziyarete kapanmıştır.

Beyaz kuleye yakın sayılır mesafede Angelaki Caddesi’nde uluslararası fuar alanı bulunuyor. Bu alana yaklaştığınızda 76 metre uzunluğunda bir kule göreceksiniz. Kendi ekseni etrafında dönen kulenin restoranında çok lezzetli yemekler tadıp, bir kadeh şarap eşliğinde Selanik’in 360° güzelliklerini seyredebilirsiniz.

Yolculuğunuz esnasında yağmura yakalanırsınız ona da bir çözümüm var. Ya lezzetli mezeler tatmak  için onlarca lokantalarından birisine sığınacaksınız veya Mediterranean Cosmos alış veriş merkezine gideceksiniz.

Lokantalar deyince akla ilk gelenler Ladadika bölgesindeki salaş meyhaneler veya Athonos sokaklarında Pinakas. Selaniğin ara sokaklarında saklanmış gizli lezzet durakları Modigliani, Rosinol, Anatolikon, Apeiro, Nea Folia, Kareklas bunlardan bazıları.

Ödüllü restorantlar ise Selanik’in merkezinde ve Kalamarya  bölgesinde. Buralarda önceki yazdığım salaş  lokantaların fiyatlarından epeyce daha pahalı Mavri thalassa, 7 Thalasses, Olymbos Naoussa, Clochard, Pelosof sevdiklerimin arasında.

Aristotelous meydanını, Tsimiski caddesini yürümek, kordondaki iskeleden korsan gemisine binip Selanik koyunu gezmek gelenektir.

Egnatia Caddesi’nde Rotondayı ziyaret edebilir, Galerios’un kamarasında resimler çekebilir, tepeye doğru çıkıp eski Osmanlı döneminden kalma evleri ve Selanik surlarını gezebilirsiniz.

Yeditepe denilen bu bölgede şimdi müze, eskiden hapishane olan yapıyı ziyaret edebilir sonra Selanik kuş bakışı manzaralı Tavernalarda kuzu çevirme, kokoreç veya çeşitli et yemekleri ve mezeler tadabilirsiniz.

Thessaloniki —Selanik bir gastronomi şehri olarak bence Athinayı geçmiştir.

Thessalonikiyi yaz bitmeden ziyaret edecekseniz mutlaka Halkidiki denilen üç ayaklı yarımadayı ziyaret edip masmavi sularda yüzmenizi ve çeşit çeşit balık ve deniz mahsülü mezeleri denemenizi öneririm.

Nea Foça,

Neos Marmaras, Nikiti, Afitos ve daha çok sayıda yaşlıların sizinle Türkçe konuşacağı köyleri ziyaret edebilirsiniz.

Sabah saatlerinde Bugaça me krema ve soğuk kakao, akşamüstü frappe ile trigona tatlısı denemeyi kesinlikle ihmal etmeyin.

Mutlu günler, lezzetli tatiller dileklerimle

Midye sahanaki tarifi

500 gr.midye eti

3 diş sarımsak ince kıyım

1 al biber ince doğranmış

1 kahve fincanı zeytinyağı

2 çorba kaşığı hardal

Bir kase dolusu kıyılmış beyaz peynir

1 kahve fincanı rakı veya şarap (isteğe bağlı )

Karabiber, kıyılmış maydonoz

Yapılışı

Derin bir tavaya zeytinyağını ,al biberi ve sarımsağı koyup hafifçe soteledikten sonra ufak bir kahve fincanı rakı ile söndürüyoruz.(beyaz şarap olabilir )ben rakı kullanıyorum.)Midyeleri ekleyip 2 dakika sonra az suda eritiğimiz hardalı ve karabiberi ekliyoruz. Devamında iyice ufaltıılmış beyaz peynirleri tavamıza atıyoruz. Peynir erimeye başlayınca ince kıyılmış maydanozları serpiştirip servis ediyoruz. Etrafına bandırmak için kızarmış ekmekler yerleştiriyoruz.

Afiyetle

Maria Ekmekçioğlu

 

 

 

Maria Ekmekcioğlu

Maria’nın Günlüğü

Recent Posts

‘Güvenli limanlar’ sığınak değil!

Demek ki neymiş; 'güvenli limanlar' her fırtınada sığınak olmuyormuş! 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail saldırılarına,…

5 saat ago

Babamı orada bıraktım, orada buluyorum

Aklımın yazdığını, yüreğim bozuyor bazen. Yalanlayıp, mahcup ettiği yok ama birilerinin gözüne gireceğim diye ışıltısı,…

13 saat ago

Geçmişten Geleceğe Ulaşan Evrensel İzler

Masaya gelen her tabak, aslında toprağın zamana yazdığı sessiz bir mektuptur; insanın coğrafyayla kurduğu en…

2 gün ago

Konutun kaderini artık faizler belirlemiyor

Türkiye’de konut piyasası son yıllarda yalnızca fiyat artışlarıyla değil, erişilebilirlik sorunu, finansmana ulaşım güçlüğü ve…

4 gün ago

Ve kedilerin sessiz tanıklığı…

Bahanelerin arkasına gizlenen hayatlar ve kedilerin sessiz tanıklığı... ​İnsanoğlu; kendini korumak, konfor alanından uzaklaşmamak ve…

6 gün ago

Lipödemi tanıyor musunuz?

TARTIDAKİ RAKAMDAN FAZLASI: Lipödem Birçok kadın yıllarca fazla kilolarıyla mücadele ettiğini düşünürken aslında lipödemle yaşıyor…

6 gün ago