Bulutlardan Kalan

Benzetmeler, bezemelerle dolup, rotasına aldırışsız hale geliverdiğini gördüğüm kayığımdan, dalgalı bir denizde yanaşmaya niyetlendiğim kıyıya atacağım halatı tutacak, bu yolculuğa son verecek birini arıyordum. Yine benzetmelerin içinde boğuluyorum, dalgalı deniz telaşlı hayatımın ta kendisi.

Birçok insan yalnızlığı maraton koşucusunun önünde ve ardındakilerle mümkün olamayacak beraberlikleri olarak kabul ediyor. ‘Ben’ diyerek başladığım her cümlenin bir boşboğazı, bir sonunu nasıl getireceğimi merak edeni, bir de yine ertelenecek bir şey çıkarsa uzun bir notun sonuna ekleyecek olanı var.

Anlayacağınız yalnızlıkta adam asmaca oyununu en az üçlü olarak oynuyoruz.

İçimdeki birkaç sandalyeli sahnede bir oturan, bir konuşan, bir de sürekli dolaşan var. Oturan ellerini gösteriyor; kaplumbağa derisi gibi sertleşmiş ve buruşmuş, hafif içe dönük parmakları ile yıllar yılı çalışmanın, zorlukların ve zorunlulukların karşılıksız yıpranmasından söz etmeye başlayacak, konuşmaya başlayabilse…

Konuşanın ağzı kokuyor, vereceği tesellinin başarısına bağlı kalan ömründeki huzur ve rahatı. Arada bir hıçkırıyor, hafif alkol almış, konuştukça yüzünde çevrilen bir kadehin içinde çepeçevre dolaşan şarabın kızıllığı çalkalanıyor.

Hararetli, memnun hali konuşmasında ikna edici tonlarda gezinmesini sağlıyor. Yorgunluk yalnızlığın kucağına oturmuş; hangisinin kalan çabası bilinmez görünmez bir el habire uyuklayıp düşen başını kaldırıyor.

Konuşanın rehaveti bütün boşlukları dolduruyor, yorgun bedeni yatağa taşıyor,  ‘yarın çok işi var uyuması gerek‘ diyor. Uykusunda mutlu göründüğünü anlatmalı buna diyor, dudaklarında küçük kıpırtılar var. Kim bilir neleri anlatıyor, dinleyecek birisini bulmuş besbelli.

Ortada dolaşan, duvardan duvara gidip gelene kimsenin diyeceği bir şey yok, göz göze gelmiyor, konuşmuyor. Odanın karanlığında kaybolan yüzünde pek bir ayrıntı seçilemiyor. Gece-gündüz aralıksız çalışan bir duvar saatinin salınımına dönüşse şaşırmayacak kimse.

Uykusu, huzuru, denetleyeni yok. Yüzü sadece çakan şimşekle aydınlanıyor bir parça. Dört duvar içinde hüzün ve sıkıntıları yüklenmiş görünüyor. Ne kadar zaman geçerse geçsin yükü azalmayacak.

Konuşan dolaşana göz atıp. ‘ne güzel hiçbir şeyi, kimseyi beklemiyor, bir kapı bir çıkış da aramıyor besbelli’ diyor. Bugün tatil günüm, sabahtan akşamüstüne kadar bulutları izledim. Gelmişken dağların üzerlerine, içlerine kadar sokuldular.

Güneş beyazın içine işledi, kenarlarını teyelledi. Lalden kızıla şarabın renkleri yayıldı göğe. Evlerin çoğunda perdelerin kapandığını gördüm. Akşamüzeri gökyüzünde altın sarısı saçlarının üzerine uzanan bir bulut görmüştüm, boynumu o tarafa eğip yaslanarak yürüdüğümü hissettim. Ne kadar gittim bilmiyorum, gecenin siyah saçlarını döktüğü omuzuna yaslanarak yürümeye devam ettim.

Safa Özkızıltan

 

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Ne kadar sefalet o kadar dolar milyarderi

Kapitalizmin kuralı budur, birilerinin çok ama çok zengin olması için on binlerin aç kalması, gerekirse savaşlarda ölmesi gerekir. Sosyal adalet arayışları, yardımsever sivil toplum örgütlerinin

Herhangi Bir Yağmur Betiği

Çakılların üzerine yağmur damlaları düştükçe, bu ufalanmış, sere serpe, ne yana düşse öylece kalmış taşların her yüzeyinden, duruşundan farklı bir tını yükseliyor; yağmurun dinmeyen, alçalıp

Zamanı Mayalayan Altın Kaşıklar

Mutfak Dostları Derneği’nin 35. yılını kutladığı ve 7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri’nin sahiplerini bulduğu o özel geceyi, Four Seasons Hotel Sultanahmet’in tarihi atmosferinde solumak benim

Mahallenin Sürprizi: Mr. North Meze Evi

Maraş’lı  kadınların el yapımı lezzetleri kapımıza yakın geldi  Evimiz kadar yaşadığımız mahalle de hayatımızda önemli bir yer tutar. Aynı mahalleyi paylaşmak çoğu zaman, insanlar arasında

Emekli en düşük aylıkta eşitleniyor

Emekli ve memur zamlarının belli olmasının ardından, ülkenin en önemli gündemlerinden biri haline gelen, en düşük emekli aylığı da belirlenme yolunda. Ancak, hükümet tarafından atılan

Asmaların Altında Zamanı Durdurmak

Kadıköy’ün kalbinde, Kuşdili Caddesi’nin o hiç bitmeyen telaşının ortasında, yıllardır sığındığım bir liman var: Asmalı Bahçe. Burası benim için yeni bir keşif değil; aksine, her

Aydınlığa çıkamayan bir toplumun hesabı

Dil; insanın vazgeçilmez iletişim aygıtıdır. Konuşmak; zekanın göstergesidir. Anlaşmak ise insan olmanın en temel gereğidir. Ama biz, ne yazık ki toplum olarak konuşamıyoruz. Konuştuklarımız çoğu