Pizza yalnızca bir yemek değil. Kültürler arası bir köprü ve hafızada yer eden bir anlatı biçimi. Gaziantep’in baharatlı ruhundan Finlandiya’nın titizliğine;
New York’un enerjik sokaklarından Napoli’nin sabırlı hamuruna; Uzanan bu yolculuk Anadolu Yakası’nda üç ayrı mekânda yeniden hayat buluyor. Pizza Rucola’nın hikâyesi, Gaziantepli Levent Kerimoğlu’nun Helsinki’de açtığı pizzacıyla başlıyor.
Gaziantep’in baharatlarını İtalyan tarifleriyle buluşturan bu serüven, bugün Türkiye’de sekiz şubeye ulaşmış durumda.

Hamur Finlandiya’dan gelen özel unla açılıyor. Enginar Peru’dan, baharat Gaziantep’ten geliyor. Mozzarella kendi reçeteleriyle üretiliyor. Baby enginarlı pizza, mekânın imza ürünü.
Kerimoğlu, her yeni ürünü önce müşterilerine sunup geri bildirim alıyor. Menüye ancak bu sürecin sonunda dahil ediyor.
Onun için müşteri memnuniyeti bir pazarlama stratejisi değil, mutfak felsefesinin özü. Suadiye’de The New Yorker Pizza, Can Şensoy ve Kaan Emiroğlu’nun ortak hayaliyle hayat bulmuş.
Şensoy’un sahne sanatları ve reklamcılıktan gelen birikimi mekâna karakterli bir atmosfer kazandırırken; Emiroğlu’nun Mutfak Sanatları Akademisi’nde aldığı eğitim ve Murat Bozok’la çalışması mutfağa derinlik katıyor.

New York tarzı pizza, geniş ve katlanabilir dilimleriyle sokak kültürünün bir parçası.
Düşük nemli mozzarella ve pişmiş domates sosuyla hazırlanan bu pizzalar, Suadiye’de New York’un enerjisini hissettiren bir deneyim sunuyor.
Bostancı’daki Saporito ise Napoli pizzası geleneğini İstanbul’a taşıyor.
Kurucusu Erhan Bayraktar’ın çocukluk merakı ve Londra’daki Hakkasan deneyimi, onu sabırla mayalanan bir mutfak anlayışına yönlendirmiş.
Hamurlar günlerce dinleniyor, meşe odunuyla pişirilen pizzalar Napoli’nin ruhunu İstanbul’a taşıyor.

Margherita pizzası, San Marzano domatesi ve mozzarella ile İtalyan bayrağının renklerini sofraya getiriyor.
Bayraktar için pizza, hızlı tüketim kültürüne karşı bir direniş; yerel üreticiyle çalışmak ve doğaya saygılı bir mutfak kurmak onun için bir zorunluluk.
Üç farklı mekân, üç farklı hikâye…
Ama hepsi Anadolu Yakası’nda aynı ortak noktada buluşuyor: pizzayı yalnızca bir yemek değil, bir kültürel ifade biçimi olarak görmek.
Gaziantep’in baharatlarıyla kurulan köprü, New York’un enerjisiyle sokaklara taşınıyor, Napoli’nin sabrı ve kökleriyle kapanış yapıyor.

Her dilim, bir yolculuğun, bir emeğin ve bir kültürel bağın izini taşıyor.
Pizza, dört basit malzemeyle bile bir hikâye anlatabilir: hamur, domates, zeytinyağı ve peynir.
Doğru ellerde bu malzemeler, birer anlatı aracına dönüşüyor.
UNUTMAMAMIZ GEREKEN GERÇEK
Lezzet, sabır ve kültür birleştiğinde gerçek hikâye doğar.






