Pek alışık olmadığımız bir film izliyoruz, aslında içerik çok farklı değil, ama üslûp biraz değişik. Kimin kim olduğunu bu post truth çağında kavramak çok güç, zira medyaya ve özellikle sosyal medyaya hâkim olanlar, birilerine kalemini satmış medya mensupları, akademik ahlaktan yoksun akademisyenler, fonlarla şişirilmiş ‘sivil toplum memurları’ ne pompalarsa o gidiyor. Çoklu ve sağlamalı okuma yapan da, düşünmeye zahmet eden de yok.
Sanki Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaşanan o zihinsel anafor içinde, tüm dünya istim üstünde… Hemen her yerde adı konmamış bir paylaşım savaşı sürüyor, ama ondan da önemlisi yeni bir dünya düzeninin ayak sesleri geliyor. Ve bu yeni dünyada oyun kurucu olmaya aday olanlar var, eski dünyanın hegemonları istedikleri gibi top koşturamıyor.
Çin Halk Cumhuriyeti, ‘piyasa sosyalizmi’ adı altında başlattığı yapısal dönüşümde, önce ‘dünyanın üretim üssü’ unvanını aldı, şimdi bunun üzerine ‘yüksek teknolojinin merkezi’ unvanını da ekledi. Sadece üç örnek vereceğim, yapay zekada DeepSeek ile ABD’nin o anlı şanlı Silikon Vadisi’ni maymun etti, hem de yüzde biri maliyetle…
Elektrikli otomobil pazarında Çin otomotiv sektörüyle rekabet edebilecek hiçbir güç yok, buna Elon Musk’ın Tesla’sı dahil. Geçen günlerde açıklanan ‘sonsuz enerji’ ise küresel sistemi baştan sona alt üst edecek bir buluşçuluk örneği. Toryum temelli nükleer santraller artık devrede…
ABD üretim gücünü göreli olarak kaybetmiş durumda, teknolojik liderliği sallantıda, üstüne üstlük finansal imparatorluğu da tehdit altında… Donald Trump, ‘Make America Great Again’ (MAGA) derken, aslında bu zor duruma işaret ediyor ve bir hal çaresi arıyor.
Bunu büyük olasılıkla ‘züccaciye dükkanına giren fil’ edasıyla yapacak gibi… Öncelikle, devasa ticaret açığını ve 36 trilyon doları geçen borçlarını azaltmak zorunda olduğunu biliyor, o bilmiyorsa da MAGA ekibi biliyor. Hedefi Demokratik Parti gibi masraflı bir emperyalist olmak yerine, ABD’nin ticari, siyasi ve askeri gücünü sert pazarlıklarda sırasıyla masaya sürmek.
Son tercihi askeri güç, en azından Ukrayna için yüz milyarlarca dolar harcamak istemiyor. Benim izlenimim, Avrupalılar’dan, özellikle de Brüksel teknokratlarından nefret ediyor. Onları züppe, aptal, ikiyüzlü, beceriksiz buluyor. Her fırsatta aşağılaması da bu yüzden. Bir noktada haklı, NATO’ya çok fazla para akıtıyor ve artık daha dengeli bir bütçe paylaşımı için bastırıyor.
Avrupa Birliği ülkelerini ite kaka savunma bütçelerini yüzde 5 artırmaya mecbur bırakacağı kesin gibi… ABD’nin parası ve silahıyla Rusya’ya efelenmelerinden de ayrıca rahatsız, kabaca “Sıkıyorsa ABD olmadan Rusya’ya efelenin de görelim” diyor.
Trump’ın ABD derin devletinin üç stratejisini çok değiştirmeyeceğini söylemek mümkün. Tabii ki asıl hedef Çin Halk Cumhuriyeti, ABD’yi dünya liderliğinden edecek tek güç o zira… İran’ı bir şekilde devre dışı bırakmayı ve parçalamayı istiyor, bunun sebebi de molla diktatörlüğünden rahatsızlığından çok, Tahran’ın Pekin’in doğal müttefiki olması…
İran’da ABD dostu bir rejim kurarsa veya parçalayarak güçsüzleştirirse, Çin’in hegemonyasında olan Orta Asya’da çok daha rahat hamleler yapabilecek. Bir diğer vaz geçilmez strateji ‘güçlü İsrail’ projesi! Özellikle Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısıyla başlayan süreçten bugüne plan işliyor.
Önce Gazze bundan böyle Filistin toprağı olmayacak, ardından Batı Şeria Filistinsizleştirilecek, Lübnan ve Suriye bölünecek. Sonra sırada Irak’ta Şii bölgesinde İran ekseni, başta Haşdi Şabi olmak üzere tüm unsurlar temizlenecek ve sonra sıra İran’a gelecek.
İran ile savaşta ABD, ehlileştirilmiş ve tümüyle ABD emrine girmiş AB ile birlikte, İsrail, Türkiye, Kürtler ve Körfez Arapları’nın desteğiyle halledilecek. Ancak, Türkiye’nin istese de Rusya’ya karşı net bir tavır alması çok zor, hem enerji bağımlılığı hem de iki nükleer santral sebebiyle… Ekonomik ilişkileri bir kenara koyalım, Rusya, Türkiye’nin ABD ve AB’ye karşı tek sigortası gibi…
Bugüne kadar Ankara’nın pazarlık şansının olmasının sebebi Rusya ile ilişkiler. Yani kağıttaki ABD planlarının sahaya uyacağı çok meçhul, bunu dö önemli bir not olarak ekleyeyim.
İran İslam Cumhuriyeti’nin ne Irak, ne Suriye ne de Libya olmadığını hatırlatmaya bile gerek yok sanırım. İran’ı yok etmek mümkün, ama demir leblebiyi çiğnerken dişsiz kalmak da çok mümkün! O savaşın ateşinin Pakistan, Afganistan ve Tacikistan’a sıçraması da ihtimal dahilinde üstelik. Hatta belki de Azerbaycan’a… Yani bildiğiniz Rus ruleti!..
Tüm bu süreçte, Rusya ile çatışmalar olabildiğince sönümlendirilmeye çalışılacak. Çünkü Rusya da İran’ın doğal müttefiki ve ABD için bile korkulacak bir askeri güç. O sebeple, Türkiye’nin ve Kürtler’in de ABD’nin yanında tutulması şart. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun dediği gibi, ‘Rusya’nın Çin’in küçük ortağı olmasını istemiyorlar’. Bu tabii öyle kolay bir iş değil, çünkü Rusya ile Çin arasında kapı gibi anlaşmalar ve çok net ortak çıkarlar var.
Kaldı ki, iki güç el ele verdi mi, görüldüğü üzere ezeli düşmanlarını her cephede geriletiyor. Salt Afrika’da geçen yıl yaşanan gelişmeler değil, söz gelimi Endonezya, Pakistan gibi koskoca nüfuslu islam ülkeleri de BRICS’e üye olmak ya da işbirliği içinde bulunmak için sırada. Bırakın onu, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Birleşik Krallık’ın emireri bir ülke bile bu toplulukta.
Suudi Arabistan şimdilik beklemede… BRICS, ABD ve AB için nükleer silahlardan bile büyük bir tehdit. Doların küresel ticaretteki referans para birimi egemenliğini hırpalıyor. Ödemeler sisteminde SWIFT’e rakip olacak mekanizmalar inşa etmeyi hedefliyor. Şimdilik ortak para birimini ertelemiş olsalar da ulusal para birimleriyle ticarette önemli mesafeler kat ettiler.
Askeri güç ve yetenek konusunda, Rusya’nın geldiği nokta ABD’yi fena hale zorlayacak gibi… Belki de çoktan geçti bile! Söz gelimi şu hipersonik silahlar, herkesin gözünü fena korkutuyor. ‘Oreşnik’in (böyle yazılıyor, ama aslında ‘Ariyeşnik’ diye telaffuz ediliyor) Ukrayna semalarında gövde gösterisi bile yeter!
Bakmayın, Rusça anlamının ‘fındık ağacı’ olmasına, Pentagon büyük olasılıkla o patlamayı izlerken, şok geçirmiştir! Ne ABD’de, ne AB’nin herhangi bir ülkesinde böyle bir silah var. Ancak, daha az gelişkinleri Çin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ve İran’da bulunuyor.
Son nesil savaş uçakları Sukoi’lerin yetenekleri F-35 ile yarışacak nitelikte, maliyeti ise yarı yarıya… Rus askeri sinai kompleksinin üretim gücü çok yüksek. Çin’in son nesil savaş uçakları da Amerikalıları çok tedirgin ediyor.
Gelelim son dönemlerin en büyük geyiğine, ki gerçekten de savaşların bir bölümü artık sanal, bu net! Bu konuda Çin zaten liderliği kapmış gibi, bırakın onu KDHC hacker grubu Lazarus, bu ay içinde Bybit adlı kripto varlık borsasını berhava etti, bir hamlede 1.4 milyar dolar buharlaştı. Bu demek değil ki, ABD’nin siber savaşta gücü daha düşük, ama artık o konuda da bir ‘dehşet dengesi’ olduğunu söyleyebiliriz.
Bu yazıyı yazarken, şu Ukrayna Devlet Başkanı komedyen eskisinin Beyaz Saray’daki efelenmelerinden sonra yelkenleri suya indirdiğini ve ‘ABD ne derse o’ ya geldiğini, AB ülkelerinin güçsüz, kendi halklarıyla bağı kopmuş ve istikrarsız iktidarlarının temsilcilerinin züppe kahramanlıklarını hâlâ sürdürmeye çalıştırdıklarını görüyoruz. O da çok uzun sürmez.
Almanya’da koalisyon kurulsa da çok uzun ömürlü olamayacağını söylemek mümkün. Fransa’da yeni sağ güçlenerek gelmeye hazır. İtalya bir bakmışsınız, özellikle savaş çığırtkanlıklarından bıkıp ortak kararlara uymamış. Macaristan ve Slovakya zaten isyan bayrağını açmış durumda.
Tüm bunları sıraladıktan sonra, şunu diyebilirim, her şeyin hallaç pamuğu gibi atıldığı bugünlerde, dünya düne göre Üçüncü Dünya Savaşı’ndan, bir adım daha uzak! Yanlış yazmıyorum, eğer ki o allanıp pullanıp piyasaya sürülen ‘çok renkli’ Kamala Harris Beyaz Saray’da oturuyor olsaydı bugün, o savaşa koşar adım gidiyor olacaktık. Bu kaba saba küstah emlakçı, o ‘demokrasi ihracatçısı’na göre dünya için bir nebze daha iyi…
Tabii gelin de bunu Filistinlilere anlatın, ne yazık ki onlar için cehennem yeni başlıyor! Aynı şekilde belki siz bu yazıyı okurken, Humus, Hama ve Dera’da Arap alevileri katlediliyor! Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde on yıllardır süren iç savaşta ölenlerin sayısının 8 milyon olduğu tahmin ediiliyor.
Süleyman Karan
İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının büyük bir kısmı toplandı; 51 ilde…
Bir topikal bileşenin Botox benzeri sonuçlar verebileceğini iddia etmek, gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor. Gerçekten…
Pazar haftanın en güzel günüdür. Geride kalan günlerin esaretine bir günlük salıverilmedir. Dünyanın bıkkın seyrine,…
L'Occitane en Provence , Provence’daki mimoza mevsiminden ilham alan yeni ve sınırlı sayıda üretilen kokusu…
Karadeniz’in hırçın mavisiyle uysal yeşilinin birleştiği o büyülü eşikte, Doğu Karadeniz’in giriş kapısı Ordu, yalnızca…
Adana’da karnavalın ötesinde, lezzetle kurulan bir hikâyenin içinden geçiyoruz. Bu hikâyede şehrin hafızası, üretme biçimi…