Kalanın hissettiği, kaybedilene duyulan özlem miydi sadece, yoksa bir daha göremeyecek olmanın bencilce duyulan acısı mıydı geriye kalan? Kaybedilene duyulan özlem çok karanlıktı o saatten sonra. Onun tek bildiği buydu.
Hatırladığı tek şey; karanlık ve soğuk bir histi. Gözlerinin derinindeki acıyı hissediyordu. Onun baktığını görmeyi arzuluyordu oysa delice. İyi hissediyor mu şu an bilmek istiyordu. Söylenecek tek söz, paylaşılacak bir an yoktu o zamandan beri…
Dondurucu bir sabaha karşı, karanlıktaki ayak sesleriydi onu derinlere çekip, o odalara kilitleyen. Orada hatırlıyordu sesindeki yumuşaklığı, bakışlarındaki sıcak gülümsemeyi ve sevişmelerindeki kızıllığı. Evet, artık dünya onun için sadece gri, soğuk bir yerdi. Bir sabaha karşı birlikte intihar ettikleri yer.
Kaybolduğunda son hatırladığı ve bildiği buydu kendine dair. Diğerlerinin ertesi sabah öğrendikleri ise artık adının kayıplar listesinde olduğuydu…
İnsanın sevdiği kayıplar listesine dahil olduğunda neler hisseder gerçekten? Kim kayıp olanın yaşadığını ya da öldüğünü bilmek istemez? “Sadece yaşadığını bileyim yeter” diyordu kadın. “İyi ya da kötü olması, beni artık anımsaması, bir daha gözlerimizin buluşması gerekmiyor ki yaşadığını bileyim yeter!”
Kayıp listelerinden bile silinmişti adı. Kimse kaybolduğunu bile bilmiyordu artık. O sadece eski bir fotoğrafın izlerinde arıyordu hala kimsenin anımsamadığı kaybını…
Bazen de oğlunuz, kızınız, kocanız ya da karınız, siz hiç fark etmeden, dilemeden, dahil olmadan hayatınızdan çıkıp gidiverir. Birileri onların hayatları hakkında karar vermiştir ve sizden çekip alırlar. Bütün kayıp hikayeleri aynı şeyi anlatır. Geride kalan, içi hiç dolmayacak karanlık bir boşluktur.
Yuvarlanarak geçtim buradan:
görmediniz.
Güneş bile yumdu gözlerini
kapattı kulaklarını
işitmedi
sözlerimi.
Yaralanarak geçtim buradan:
sağaltmadınız.
Gök bile örtündü bulutlarını
sakladı yıldızlarını
dinlemedi
umutlarımı.
Yokolarak geçtim buradan:
yaşatmadınız.
Ölüm bile çekti aldı anlarını
tuttu attı anılarımı
dindirmedi
acılarımı.
Oruç Aruoba
Fırat Nehri’nin bereketiyle biçimlenen Mezopotamya toprakları, insanlık tarihinin en köklü mutfak kültürlerine ev sahipliği yapar.…
15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında konuşan Liv Hospital Ulus Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr.…
Juene meme ucu kapatıcı vakumlu. Bu vakumlu kapatıcı her gün elinle takılıyor. Göğsüne dokunduğun o…
Elektriğin olmadığı bir dünyada ,sessizliği ve gastronomiyi yeniden keşfetmek. Bazı yolculuklar vardır, insanı yalnızca başka…
Tokatlıyan Han, 69 Karikatüristin İmzasıyla “Bir Yuva Çizeceksin” Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor 23-25 Ekim 2026…
Savaşın tarihi, biraz da insanın bulduğu her yeni aracı önce hayatı kolaylaştırmak, sonra birbirine karşı…