Türkiye ekonomi yönetimi gururla sunar: ‘Karakomik Filmler Reload’

En iyi ihtimalle 2026 yılını, yüzde 30’un üzerinde bir enflasyon rakamıyla kapatacağız. Tabii ki Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarıyla… Yoksa, siz o 30’u hiç düşünmeden 50 yapın, gerçeğe yakın olacak. Carî dengede açık artmaya devam edecek.

Dış ticaret dengesi de toparlanamayacak. İşgücü piyasasındaki bozulmanın süreceğinden emin olabilirsiniz. İhracatın ithalata bağımlılığı sürüyor, buna ek olarak ekonomi yönetiminin döviz kuru politikası sebebiyle ihracatçı sektörler rekabet avantajını günden güne kaybediyor.

Sanayı zaten dört yıldır yerinde sayıyor, bazı sektörlerin durumunu tanımlamak için kullanılabilecek terim; vahim! Orta ve küçük işletmeler bir yandan talepteki daralma öte yandan girdi maliyetlerinin sürekli yükselmesi sebebiyle, günü kurtarmaya çalışıyor.

Büyük işletmeler krediye erişim konusunda sıkıntı içinde… Yapısal bunalımlar sebebiyle, tarım sektöründe bir kısırdöngü yaşanıyor. Orta ve dar gelir grubundaki yurttaşlar geçim sıkıntısını bırakın, beslenme kriziyle karşı karşıya…

Pandemi öncesinde birikmiş sorunlarla bunalan ekonomi, 2021 yılında uygulamaya konan, iktisat tarihinin en akıldışı modeli ‘Türkiye Ekonomi Modeli’nden kaynaklanan sorunlarla boğuşuyor, sorunlar çözülmediği gibi kangrenleşiyor!

RİSKLER BİRBİRİYLE YARIŞIYOR

Tüm riskleri saymaya kalksam bu yazı bitmez! Ve 19 Mart 2025 tarihinden bu yana, zaten kutuplaşma, yozlaşma ve yargı eliyle siyaseti dizayn etme stratejisi, Türkiye Cumhuriyeti siyasî tarihinde, darbeler haricinde benzeri görülmemiş bir karanlığı getiriyor.

Yine dünyada benzeri olmayan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi (CHS), dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye’yi her alanda boğuyor.

Bunlar yetmezmiş gibi, bu hafta içinde, artık herkesin öyle ya da böyle beklediği mutlak butlan kararının çıkmasıyla birlikte, her şey bir kez daha tepetaklak oldu.

Mesele salt demokrasinin planlı programlı yok edilmesi meselesinin ötesinde, yara bere içerisindeki ekonominin bir darbe daha yiyecek olması!.. Üstelik, böylesi bir ortamda, kasım ayında bir baskın seçim ya da 2027’nin ilk yarısında bir erken seçim gündemde…

Önce 21 Mayıs günü mutlak butlan kararının çıkmasının ardından yaşananlara bir göz atmakta fayda var.

ÇÖKÜŞÜ ENGELLEMEK İÇİN YÜKSEK MALİYETLİ TAMPON

BIST 100 endeksi güne 14,012 düzeyinde başlamıştı. Kararın açıklanmasıyla yüzde 6.05 oranında bir düşüş yaşandı ve aynı akşam 13,164 seviyesine geriledi. Yan bir etki olarak, teminat tamamlama sıkıntısı ortaya çıktı; teminat tamamlama miktarı 3.6 milyar TL civarında artırıldı.

Döviz talebinde ciddi bir artış yaşandı ve kur yükselmeye başladı. Tahvil piyasasında yaşanan satış dalgasıyla bir süredir yükselişte olan tahvil faizleri tırmanışa geçti. Beş yıl vadeli tahvillerin faizi 130 puan artarak yüzde 40.99’a çıktı. Finansal piyasalardaki gerilim, swap faizlerine de yansıdı.

Gecelik endeks swap’larında faizin yüzde 43’e yaklaşması, piyasanın daha sıkı para politikası beklentisini fiyatlamaya başladığını gösterdi. HSBC ve JP Morgan, TCMB’nin politika faizini yüzde 37’den yüzde 40’a çıkarması gerektiğini raporluyor.

Bütün bu olumsuz gelişmeler Türkiye’nin risk primini de etkiledi ve kredi risk primi (credit default swap-CDS) 20 baz puana yakın artışla 261 baz puana yükseldi.

VARLIK FONU BUNUN İÇİN Mİ VAR?

22 Mayıs’ta TCMB ve kamu bankalarının yaptığı, tahminen 6 milyar dolarlık döviz satışıyla dövizde yaşanabilecek kur şoku baskılanabildi. Ancak, en az 6 milyar dolarlık bir rezerv kaybı yaşanmış oldu. Bu rakamın 8 milyar doları bulduğunu iddia edenler de var.

Hiçbir derinliği olmayan, hikâye yazamayıp spekülatörlerin masallarıyla 14,000 ila 15,000 seviyelerinde gezinen BİST 100’deki yüzde 6.05’lik kaybın bir gün sonra telafi edildiğine ilişkin haberlere gelince; ‘Karakomik Filmler’ neyse bu da öyle bir şey!

Türkiye ekonomisini fonlamak amacıyla kurulan, en değerli kamu şirketlerini bünyesinde toplayan Türkiye Varlık Fonu (TVF) sırf borsadaki paniği önlemek için yüksek montanlı hisse alımları yaptı. Yoksa yabancı ya da yerli yatırımcılar değil! Ve bunu bazı medya kuruluşları, “Borsa siyasî krizden etilenmedi” diye verdi! Şaka gibi ama gerçek…

BARİ CUMA AKŞAMINA KADAR SABRETSELERDİ

Mutlak butlan kararının cuma saat 17.30’dan sonra, yani Borsa İstanbul’un kapanışının ardından açıklanması bekleniyordu. Kararın demokrasiye bir darbe olmasını bir yana koyuyorum, ancak bu kadar hesapsız kitapsız bir yaklaşımı anlamakta güçlük çekiyorum.

Zira, ekonomi yönetiminin elinde dokuz günlük bir tatil fırsatı varken, niye böyle bir riske girilir anlamak güç… Cuma akşam bu karar gündeme düşmüş olsa, maliyeti büyük olasılıkla daha düşük olurdu.

Hafta sonu şok bir ölçüde azalır, 25 Mayıs’ta piyasalar sert düşer, 26 Mayıs’ta ise yarım günlük işlem gününde müdahaleler yapılabilirdi. Böylelikle, ekonomi yönetimi, bayram sonrasına yönelik çok seçenekli bir plan yapma imkânına sahip olurdu.

Hadi diyelim ki, bu badire de milyarlar harcanarak geçiştirildi. Ancak, siyasetin fırtınaları dinmeyecek. Zira mutlak butlandan sonra iki önemli mesele var; biri anayasa tartışmalarıyla gerilimin daha da tırmanması, diğeri ise olası bir baskın seçim ya da biraz daha ötelenmiş bir erken seçim. Bu arada bir de ne olup bittiği meçhul, bir ‘Terörsüz Türkiye’ süreci var! Sahi ne oldu o?..

EĞER BÖYLE GİDERLERSE BİRKAÇ YIL DAHA YANACAK

Siyasî gerilimler ve belirsizliklerin yanı sıra, bir de küresel siyasette gerilim ve küresel ekonomide çok ciddi risklerin olduğu bir dönemden geçiliyor. Dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri olarak Türkiye, zaten savunmasız yakalandığı bu ortamda, yapabileceği en kötü tercihleri yapıyor.

Sonuç itibarıyla, artık enflasyonun kontrol altına alınamayacağı, enflasyonist ortamda gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) büyümesinin negaitf revizyonlara tâbi tutulacağı, makro dengelerin daha da şaşacağı bir sürece “Merhaba” diyebiliriz. Kaldı ki, bunu baskın seçimi hesaba katmadan söylüyorum. Eğer ki baskın seçim bu yılın kasım ayında olacaksa, birkaç yılı daha yakacağımızın resmidir!

Seçim ekonomisi sürecine girersek, ekonomi yönetimi siyasî iktidarın baskısıyla sıkılaşma politikalarından vaz geçmek zorunda kalacak. Eğer ki 11 Haziran’da Para Piyasası Kurulu’ndan çıkacak karar politika faizinin sabit tutulması olursa, bunun baskın seçimin işareti olduğunu düşünmeye başlayabiliriz.

Sonra mı? Büyük olasılıkla seçim rüşvetleri gelmeye başlar. Söz gelimi asgarî ücrete bir ara zam ve bu zammın jumbo bir zam olması gerekir, yine emeklilere yüklüce bir zam… Bir şekilde kredi musluklarını da açmaları şart! Nasıl olacak bu yoklukta? Her zamanki gibi para basarak… Daha sonra mı? Sonrası büyük olasılıkla tufan!..

Süleyman Karan
Haftalık Görünüm

Süleyman Karan

Recent Posts

Yavaşla, şefkat göster, köklerine dön

Son yıllarda internet kültürü sürekli yeni “-maxxing” akımları üretiyor: looksmaxxing, sleepmaxxing, healthmaxxing, monkmaxxing… (Maxxing, İngilizce…

3 gün ago

Yemeği Unutulmaz Kılan Görünmez Detaylar

Gastronomi dünyası, sadece tabaktaki malzemelerden değildir. Bir yemeği unutulmaz kılan unsur, duyularımızın eşzamanlı bir koroda…

3 gün ago

Türkiye saç ekiminde kişiye özel restorasyonlarla bir adım önde

Kellik, genellikle saçları dökülen kişiler açısından can sıkıcı hale gelen ve çözüm aranan bir sorun.…

5 gün ago

Biz bir aile miyiz gerçekten?

“Hepimiz aynı gemide miyiz?” Samimiyetle buna inanan ve yaşayan minik azınlığı tenzih ederim, ama kabul…

6 gün ago

Yatırımınız külçe altında ise panik yapmayın

Paranızı külçe altına yatırdıysanız hiç panik yapmayın, sadece bekleyin Altın fiyatlarının yükselişi yıllardır devam ediyor,…

1 hafta ago

Hayatıma değen iki pati, iki farklı dünya: Şampiyon ve Kartal

Bazen bir karşılaşma insanın tüm hayatını, hatta karakterini kökten değiştirir mi? Değiştiriyormuş. Benim için bu…

1 hafta ago