Nüfusun yüzde 80’inin enflasyonu başka

Nüfusun yüzde 80’inin enflasyonu başka ekonomi yönetiminin enflasyonu bambaşka

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Faizin olduğu yerde bereket olmaz” dediğini duyduğumda, “Eyvah, yine başlıyoruz” dedim kendi kendime!

Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik çıkmazların sebebi olan ‘Türkiye Ekonomi Modeli’nin tekrar gündeme gelme kokusuydu bu. Hemen ekonomi haber sitelerine girdim ve bu konuşmanın İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde yapıldığını öğrenince derin bir oh çektim.

Katılım bankacılığından söz ediyordu ve tabii meseleyi bir yerden ‘Nas’ bağlaması gerekiyordu. Faizsiz bankacılıksa söz konusu olan, bu cümle o kadar da panik yaratacak bir şey değildi.

Yani öyle umarım, zira bildiğiniz üzere bir ‘baskın seçim’ söylentisi dolanıyor ortalıkta ve sağ popülist iktidarların seçim rüşvetleriyle ekonomik dengeleri nasıl bozabildiğini biliyoruz.

HATA ÜZERİNE HATALAR SİLSİLESİYLE ENFLASYONLA MÜCADELE MASAL OLDU

Her ne kadar gerek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, dezenflasyon sürecinin hafif aksamalarla yolunda gittiğini iddia etse de, bu milletin tek haneli enflasyonu görmesi içen en az beş yıl daha beklemesi gerekecek!

‘Türkiye Ekonomi Modeli’nin hasarlarını ortadan kaldırmak için, serbest piyasa ekonomisinde yapılabilecek tek tedavi sert ve acılı bir sıkılaştırma programıydı ve özerk olması gereken ekonomi yönetimi, siyasî iktidarın vesayeti nedeniyle bunu göze alamadı!

Hele ki gerçeği yansıtmayan verileri gerçekmiş gibi göstererek, dezenflasyonun son aşamasına gelindiğini iddiasıyla politika faizi indirimi döngüsüne girilmesi, enflasyonla mücadelenin başarısızlığa uğramasına sebep oldu. Yine 19 Mart 2025 tarihinde başlatılan siyasî operasyonlar, tüm dengeleri alt üst etti.

Gelinen noktada, hedeflerden uzak ara sapılmış durumda, 2026 yılının ilk beş ayında veriler yıl sonunu yüksek bir enflasyonla kapatacağımızın işaretini veriyor.

‘PEMBE ENFLASYON’ BİLE ÇOK YÜKSEK

Önce bolca makyajlı ‘pembe enflasyon’ verileriyle başlayayım!.. Yani Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileriyle… TÜİK verilerine göre; Mayıs 2026’da ‘tüketici fiyat endeksi’ (TÜFE) aylık yüzde 1.71 oranında artış gösterdi, yıllık enflasyon ise yüzde 32.61 oldu.

Ekonomistlerin beklentisi mayıs ayında TÜFE’nin yüzde 1.65 oranında artması, yıllık bazda ise yüzde 32.53 seviyesine çıkacağı yönündeydi. Yıl sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması ise yüzde 29.40 oldu. TÜFE, nisan ayında yüzde 4.18 artış göstermişti.

TÜFE’deki (2025=100) değişim 2026 Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1.71, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 16.61, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32.61 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 32.24 artış olarak gerçekleşti.

GIDA ENFLASYONUNUN ATEŞİ ŞİMDİLİK DÜŞTÜ GİBİ AMA…

Gelelim enflasyon kalemlerine… Aylık en yüksek artış yüzde 11.29 ile giyim ve ayakkabı grubunda yaşandı. En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0.48 azalış, ulaştırmada yüzde 2.03 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2.28 artış olarak gerçekleşti.

Gıda enflasyonundaki bu olumlu gelişmeden hiç umutlanmayın! Bu yaz tarımsal ürün rekoltelerinin kışın bolca yağan yağmur sayesinde yüksek olması bekleniyor. Bu, sebze, meyve ve hububat fiyatlarında fiyat artışlarını bir nebze sakinleştirebilir.

Ancak, gıda enflasyonunun sonbahardan itibaren tekrar alevlenmesi muhtemel; hem tarım sektöründeki yapısal sorunlar, hem başta gübre ve enerji girdilerindeki fiyat artışları hem de temmuz ayı itibarıyla ‘süper el Nino’ etkisinin tüm şiddetiyle hissedilmeye başlayacağı sebebiyle…

Bu arada protein fakiri olmaya devam edeceğiz. Zira kırmızı et, beyaz et, balık, süt ve süt ürünleri fiyatlarındaki artışların önünü kesebilecek herhangi bir önlem alınabilmiş değil.

Enerji fiyatları geçen yılın seviyelerine ineceğe hiç benzemiyor. En azından TCMB raporlarında öngörülen 60 dolarlık hampetrol varil fiyatıyla değil, 80 dolarlar civarında bir fiyatla karşı karşıya kalacağız.

Savaşın getirdiği durgunluk aşılır ve küresel ticaret yeniden canlanırsa bu kez maliyet enflasyonuyla talep enflasyonunun iç içe geçmesi sebebiyle, hemen her emtianın fiyatlarında da yükseliş olacak. Bu durum ara malları için de geçerli…

TEMEL İHTİYAÇ MADDELERİNE ERİŞMEKTE ZORLANAN BİR MİLLET

Türkiye’de yaşanan enflasyonun önemli bir özelliği de fiyat artışlarının temel insanî gereksinimlerde yoğunlaşması… Yani orta sınıf yoksulluk sınırının altında bir satın alma gücü seviyesine gerilerken, dar gelir grubu açlık sınırı altında bir yaşama mahkûm oluyor.

TÜİK’in makyajlanmış rakamları bile bunu teyit ediyor. En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 34.86, ulaştırmada yüzde 34.29 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 45.59 artış olarak gerçekleşti.

Yani beslenme, barınma, ulaşım gibi üç temel gereksinime erişim daha da zorlaştı. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8.6 ulaştırmada 5.63 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6.07 puan oldu.

ÇEKİRDEK ENFLASYONA GÖRE POLİTİKA FAİZİ ARTIRILMALI

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütünle altın hariç TÜFE’deki değişim, yani çekirdek enflasyon, 2026 Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2.87, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 14.93, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31.3 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 31.74 artış gösterdi.

Bu da enflasyonun yapışkan yapısını net biçimde ortaya koyuyor. Çekirdek enflasyon, fiyatları mevsimsel ve dışsal şoklara (hava koşulları, küresel emtia krizleri) karşı aşırı değişkenlik gösteren gıda ve enerji gibi kalemlerin hesaplama dışı bırakıldığı enflasyon göstergesi…

Merkez bankalarının faiz ve para politikalarını belirlerken, fiyat artışlarının kalıcı eğilimini ölçmek için başvurduğu temel bir veri. Peki o zaman TCMB’ye bir soru: Bu çekirdek enflasyon nisan, mart, şubat ve ocak aylarında da yüksekti. Buna rağmen politka faizini nasıl hâlâ sabit tutabiliyorsunuz?

Cevabını onlar veremeyeceğinden dolayı ben vereyim; çünkü reel sektör bu faiz oranlarıyla ayakta kalabilecek durumda değil, esnaf kan ağlıyor, tekstil, hazırgiyim sektörleri çöküyor, beyaz eşya sektörü zorlanıyor. Bu durumda enflasyonla mücadeleden vaz geçip, büyümeyi toparlamayı tercih ediyorlar. Ancak o da hem iç, hem dış etkenler sebebiyle olamıyor.

ÜFE, GELECEK TÜFE’NİN HABERCİSİDİR

Şimdi de bir üretici fiyatlarına bakalım… Bu veri de enflasyonun gelecek aylarda artacağını gösteriyor. ‘Yurtiçi üretici fiyat endeksi’ (Yİ-ÜFE) (2003=100) 2026 Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2.75, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 14.04, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28.9 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 26.96 artış gösterdi.

Bunun meali şu: ÜFE’nin yüksek olması, üreticilerin hammadde, enerji ve işçilik gibi maliyetlerinin arttığını gösterir. Üreticiler artan bu maliyetleri yansıtmak zorunda kalacağından, TÜFE’nin önümüzdeki dönemde yükselmesine veya yüksek kalmasına neden olacaktır.

HALK NE HİSSEDİYORSA ODUR!

Şimdiye kadar hep ‘pembe enflasyon’ verileriyle gittik. Ve bu pembe rakamlar bile durumun hiç de iyi olmadığını ortaya koyuyor. Şimdi hanehalkının hissettiği enflasyona en yakın hesaplamaları yapan Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) rakamlarına bakalım bir de…

2026 mayıs ayına ilişkin E-TÜFE verilerine göre, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2.16 oranında artış oldu. Yıllık enflasyon artış oranı ise yüzde 5.13 olarak hesaplandı. Son olarak da hanehalkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisini hatırlatayım: Mayıs ayı itibarıyla yüzde 49.51…

Rakamlardan anlaşılacağı üzere, bu hükûmet ve bu ekonomi yönetimiyle bu millet aynı dünyaların insanı değil! Ancak, söz konusu enflasyonsa hep milletin beklentisi doğru çıkar. Bu da tarihsel olarak kanıtlanmış bir gerçek…

Süleyman Karan

 

 

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Birlikte yürümek ve hissetirdikleri

Bir ucundan görününce yürüyüş kolu, aklımızdan geçenle karşılarız onu. Bazen bir düğün alayının sevinciyle titreşen havada, bazen düzünü bulamamış bir kargaşada, bazen de birkaç insanın

Mermer Tezgâhta Eşitlenen Hayatlar

İstanbul, her sokağında farklı bir zaman dilimini yaşatan, katmanlı hafızasıyla insanı büyüleyen bir şehir. Bu hafızanın en canlı, en nefes alan parçalarından biri de hiç

Şiddet, Ceza ve Toplumsal Hafıza

Şiddet, Ceza ve Toplumsal Hafıza: Ozan Güven Vakası Üzerinden Bir Değerlendirme Bazı olaylar vardır ki yalnızca tarafları ilgilendiren bireysel çatışmalar olmaktan çıkar, toplumun kendisini anlaması

Anadolu’nun Bilge Mutfağı Dünyaya Açılıyor

Geçtiğimiz günlerde, Anadolu mutfağının İstanbul’daki sakin ve derinlikli temsilcilerinden Sade Beş Denizler’de oldukça ufuk açıcı bir buluşmaya katıldım. Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın